Yabani otlardan hayatta kalma dersleri

Bakış açınıza bağlı olarak darıcan bir kâbus da olabilir, bir mucize de. Bunun nedeni, olağanüstü başarılı bir ot olması.

Yabani otlardan hayatta kalma dersleri

Bakış açınıza bağlı olarak darıcan bir kâbus da olabilir, bir mucize de. Bunun nedeni, olağanüstü başarılı bir ot olması.

yabaniotlarDarıcan, zararların bazen y üzde 1 00'e u laştığı p irinç tarlaları üzerinde bilhassa yıkıcı bir etkiye sahip. Darıcan, çiftçilerin otları kontrol etmek için bel bağladığı çok sayıda ot öldürücüye karşı direnç sağlamış durumda ve her bir bitki, büyümek için bir şans bekleyerek toprağa yerleşen bir milyona kadar tohum üretebiliyor. Hepsini sayarsak, darıcan ve dünyadaki diğer yabani otlar, hasatların verimini yüzde 10 düşürüyor. Sadece ABD'de her yıl tahmini 33 milyar dolar zarara yol açıyorlar. Ot öldürücüler zararı azaltabiliyor ancak yeni bir kimyasalın kullanılmasından birkaç yıl sonra direnç ortaya çıkıyor. Şimdi bazı bilim insanları, evrimlerini inceleyerek yabani otlarla baş etmenin daha etkili yollarını bulabileceğimizi öne sürüyor. Massachusetts Üniversitesi'nden Ana L. Caicedo, "Bunlar olağanüstü başarı lı bitkiler. Bize karşı dayanabilmek için evrim geçirdiler" diyor. Darıcan, yabani olmayan atalarından ayrılarak, pirinç tarlalarındaki su çekmiş topraklara karşı direnç geliştirdi. Darıcan ayrıca pirince tıpatıp benzeyecek şekilde evrim geçirdi. Minnesota Üniversitesi'nden evrim biyologu R. Ford Denison, "Biyo-teknoloji uzmanlarının bir bitkiyi başka bir bitkiye benzetme konunda hiçbir fikri yok. Ancak dünyanın küçük bir bölgesinde binlerce yıl devam eden seleksiyon, bu bitkiye taklit yeteneği ve suya dayanıklılık kazandırmaya yetti" diyor. Hızlı büyüyüp çok sayıda tohum üretmek gibi bazı özellikler, yabani türlerin yaban otlarına dönüşmesine yardımcı oluyor. Diğer yabani otlar, vahşi bitkiler ve ekinlerden evrilmiş. 1970'lerde Avrupa'daki yaban turpları, çiftliklerde yetişen şeker pancarlarını dölleyen polenler bırakıyordu. Ekinler bile yaban otlarına dönüşebiliyor. Caicedo, "Vahşi bir bitkiyi evcilleştirdik ve o da bir şekilde yeniden vahşileşti. Bu çok heyecan verici bir şey" diyor. Yabanileşen ekinler arasında, kırmızı pirinç adı verilen bir ot var. Ehlileştirilen pirinç, çiftçilerin toprağa ektiğinde tohumlarına tutunacak şekilde yetiştirildi. Kırmızı pirinç, toprağa düşerek bazen hareketsiz kalan hassas tohumlar geliştirdi. Bu tohumlar, daha sonra yeşerebiliyor. Caicedo, "Bu, bir ot için müthiş bir özellik. Riskinizi azaltmış oluyorsunuz" diyor. Geçen yüzyılda, kısa süre içinde etkisiz hale gelen bir dizi ot öldürücü kimyasal piyasaya çıktı. Uluslararası Ot Öldürücülere Dirençli Otlar Anketi'ne göre bugün 217 ot türü, en az bir ot öldürücüye dirençli. 1970'lerde Monsanto tarafından Roundup adıyla satılan glifosat isimli yeni bir ot öldürücü, büyük umutlar yaratmıştı. İlk dönem çalışmaları otlarda herhangi bir dirence rastlamamış ve çiftçilerin en sonunda evrimden kurtulduğuna dair umutlar artmıştı. 1980'lerde Monsanto, ot öldürücülere direnç kazanmasını sağlayan bir gen taşıyan genetiğiyle oynanmış tohumları piyasaya sürerek, glifosatın popülerliğini artırdı. Çiftçilerin çoğu, farklı farklı ot öldürücüler kullanmak yerine artık sadece bir tane kullanabileceklerdi. Yine de evrimle birlikte otlar glifosata karşı da direnç kazandı. Bu yılın başında tarım danışmanlığı firması Stratus, 2012'de Amerika'daki çiftliklerin yarısının, glifosata dirençli ot içerdiğini duyurdu. Bu oran bir yıl önce yüzde 34'tü. Bazı araştırmacılar iki direnç genini bir bitkide bir araya getirerek otların önüne geçilebileceğini ve böylece çiftçilerin aynı anda iki ot öldürücü kullanabileceğini öne sürdü. Bir otun, iki kimyasala birden direnci olması ihtimali çok düşük. THE NEW YORK TIMES
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Erkekler için çocuk sahibi olmak büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Eşiniz baba olmaya hazır mı? İşte cevabı.
  • Sosyal medyada sahte profillere dikkat! Sanal dünyadaki tuzaklara dikkat! Prof. Dr. Sevil Atasoy, internet üzerinden kurulan tuzaklara karşı bilinçlen
  • Uçağa bindiğimizde normal tat alma duyumuzu biniş kapısında bırakırız. Neden mi?
  • Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Türkiye'nin ilk nöropsikiyatri hastanesi olan NP İstanbul Beyin Hastanesinin kurucusu ve aynı zamanda Üsküdar Ün
  • Harvard Üniversitesi’nden psikolog Dr. Martha Stout, Yanı Başınızdaki Sosyopat isimli kitabında bir sosyopatİ ele veren 10 işareti açıkladı. Bir sosy
  • Geçirdiğiniz çocukluk gelecekteki yaşlılığınızı belirliyor. Bana çocukluğunu anlat, sana nasıl bir yaşlı olacağını söyleyeyim!
  • Randevu Al