Soğukkanlı ama son derece akıllı sürüngenler

Sürüngenlerin zihnine çok az bilim insanı girmeye çalışmış, deneyenler de bundan pek etkilenmemiştir. Fakat artık "soğukkanlı aklına" giderek yeni bir ilgi uyanıyor ve sürüngen beyinlerinin sanıldığı kadar ilkel olmadığı ortaya çıkıyor.

Soğukkanlı ama son derece akıllı sürüngenler

Sürüngenlerin zihnine çok az bilim insanı girmeye çalışmış, deneyenler de bundan pek etkilenmemiştir. Fakat artık "soğukkanlı aklına" giderek yeni bir ilgi uyanıyor ve sürüngen beyinlerinin sanıldığı kadar ilkel olmadığı ortaya çıkıyor.

sogukkanliAraştırmalar, sürüngenlere dair yanlış algıyı değiştirmekle kalmayıp, bilişsel evrime yeni bir pencere de açabilir. Örneğin, İngiltere'deki Lincoln Üniversitesi'nden karşılaştırmalı psikolog Anna Wilkinson, Moses adlı dişi bir kırmızı ayaklı kaplumbağayı sekiz kollu bir labirentte deneye sokmuş. Moses'in görevi, labirenti "çözmek"; daha önce girdiği bir koridora girmeden, her koridorun ucundaki çileği almakmış. Wilkinson, "Daha önce nereye girdiğinizi hatırlayabilmek için ciddi bir hafıza birikiminizin olması gerekir" diyor. Moses, koridorları rastgele seçmediğini gösterecek kadar iyi bir sonuç elde etmiş. Üstelik ödülüne ulaşmak için kokudan da yararlanmamış. Onun yerine belli işaretleri referans almış. Dr. Wilkinson labirenti bir perdeyle çevirmiş ve kaplumbağa, son çıktığı her koridorun bir yanındaki koridoru yöntemli bir şekilde araştırmış. Wilkinson'un dediğine göre bu yaklaşım, memelilerde bile nadiren görülen "müthiş önemli" bir problem çözme yöntemi. Yön bulma becerileri elbette önemli, fakat bu deney çok etkileyici başka bir özelliğe daha işaret ediyor. Davranış esnekliği, yani şartlar değişince kendi davranışını da değiştirme kabiliyeti olarak tanımlanan özelliğe. Tropikal bir kertenkele olan "anole", hareket eden avına yukarıdan saldırır. Kuzey Carolina'daki Duke Üniversitesi'nden biyolog Manuel S. Leal'se, bu stratejinin işe yaramayacağı bir ortam yaratmış ve böcek larvalarını mavi bir kapakla örtülü küçük bir deliğe saklamış. Altı kertenkeleden ikisi, mavi kapağa yukarıdan hamle ederek ödüle ulaşmak istemiş, fakat tabii başarılı olamamış. Öbür dört kertenkeleyse yeni yollar denemiş. İkisi kapağa yandan yaklaşıp onu ağızlarıyla ısırmış ve kaldırmaya çalışmış, öbür ikisi de kapağı kaldırıp yeme ulaşmak için burunlarını kullanmış. Sonra Leal larvaları mavi ve sarı renkli yeni bir kapağın altına saklamış. Mavi kapağı da boş bir çukurun üstüne koymuş. Dört kertenkeleden ikisi bu değişikliği fark etmiş. Benzer problem çözme düzeylerini belgeleyen başka araştırmalar da var. Örneğin Knoxville, Tennessee Üniversitesi'nden karşılaştırmalı psikolog Gordon M. Burghardt, içinde canlı farelerin olduğu, uçlarında menteşeli birer kapak olan saydam plastik bir tüpü varanların karşısına koymuş. Varanlar tüpü döndürmeyi ve kapakları açmayı hızla öğrenmiş. Burghardt, "Hepsi problemi çözdü ve ikinci denemede çok daha hızlı davrandı. Bu gerçek bir öğrenmenin işareti" diyor. Sürüngenler hakkındaki en ilginç araştırmalar sosyal öğrenmeyle ilgili olanlar. Sürüngenlerin yalnız, asosyal canlılar olduğu, gözlem yoluyla öğrenemedikleri düşünülür. Oysa Wilkinson, bir başka araştırmasında, tel bir çitin bir yanına kırmızı ayaklı bir kaplumbağa, öbür yanına da kaplumbağanın gördüğü, ama ulaşamadığı b ir ç ilek k oymuş. Kaplumbağanın çileğe ulaşması için ç itin e trafından u zun u zun dolaşması gerekiyormuş. Bu çözüme hiçbir kaplumbağa kendi başına ulaşamamış. Fakat sonra eğitimli bir kaplumbağanın çitin çevresinden dolaşmasını görmüşler ve hepsi onun yaptığını yapmayı öğrenmiş. Sürüngenlerin bilme yetisiyle ilgili çalışmalar henüz çok yeni, ancak öyle anlaşılıyor ki zekâ denen şey, hayvanlar âleminde sanıldığından daha yaygın. Ayrıca sürüngen, kuş ve memeli türleri 280 milyon önce ayrıştığından, zekânın çok daha eskiye dayanması da mümkün. Burghardt'ın dediği gibi, "'Akıllı' hayvanlar pek istisna olmayabilir". THE NEW YORK TIMES