Ruhsal Hastalıkların Tedavisinde Telkin

Paylaş:

Tıptaki son gelişmeler ruhsal hastalıkların beyin hastalığı olduğu konusunda görüşleri güçlendirmektedir. Ruhsal hastalıklarda  insan beynindeki kimyasal denge  bozulmaktadır. Korku, elem, keder gibi kimyasal merkezlerdeki salgıların dengesizliği bazı ilaçlarla düzeltilebilmektedir.

Ruhsal hastalıkların birinci boyutu Biyolojik, ikinci boyutu da  psikolojiktir. Yani bireyin kişilik yapısı, bilinç altı, olumsuz şartlanmalar ile ilgilidir. İşte Telkin veya Bilimsel tanımı ile Psikoterapi bu alanda kullanılmaktadır.

İnsanı biyolojik bir bilgisayara benzetirseniz, beyin bilgisayarın “Hardware”’i, Ruhsal yapısıda  “Software” ‘ dir.  Bilgisayarın elektronik devreleri ne kadar gelişmiş olursa olsun software ‘in kalitesi kadar iş yapar.  Bilgisayar programı iyi yazılmışsa amaca hizmet eder. İnsan beynindeki programında iyi yazılması gerekir. İşte insan kişilik gelişimi ile bu programı mükemmele yaklaştırabilir. İnsan beyni biyolojik bilgisayar ise telkin,  programı düzeltme yöntemidir.

Ruhsal hastalıkların tedavisinde dini değerlerin rolü var mıdır?

Psikiyatride bu konu şu başlıklar altında incelenir.

"Kültüre bağlı destekleyici özellikler"

Size ABD‘den bir örnek vermek istiyorum. 1960 yılında ABD Pensilvanya eyaletinin Roseto kasabasında bir araştırma yapılıyor. Bu kasabanın özelliği Amerika geneline göre koroner kalp hastalıkları, kalp krizi ve mide hastalıkları çok az. ABD genelinde kalp krizinden ölüm oranı 1000 kişide 3,5 iken bu kasabada 1000 kişide bir oranında çıkıyor. Bunun nedenini bulmak için beslenme alışkanlıklarından yaşam tarzlarına kadar pek çok konu araştırılıyor.

Bu kasabanın şu özellikleri saptanıyor : Buraya henüz hızlı yaşantı tarzı girmemiş. Tüketim çılgınlığı yok. Aile destekleri çok güçlü. Geleneksel değerlere çok önem veriliyor. Yaşlılar aile içerisinde çok saygı ve sevgi görüyor. 10 yıl  sonra aynı araştırma tekrarlanıyor. Cadillac arabalar, hızlı yaşantı tarzına girmiş olan 55 yaş grubunda Koroner Kalp hastalıklarının arttığı gözlemleniyor.

Bilimsel sonuç olarak “Kültür ve geleneklere bağlı koruyucu desteklerin azalması  sonucu  kalp hastalıkları artmıştır” raporu veriliyor. İnsanların daha fazla stresli olmalarının bu sonucu doğurduğu kanısına varılıyor.

Görüldüğü gibi dini değerler kişinin kendisi ile barışık olmasını, beklentilerini gerçekçi düzeyde tutmasını, yetinme duygusunu geliştirmesi, strese dayanma gücü sabır eğitimi gibi kazanımlar sağlayarak toplum sağlığına fayda sağlamaktadır.

Dua ve ibadetin Psikiyatrik hastalıklarda tedaviye katkısı ne olabilir ?

Bilindiği gibi Dua iki kısımdır. Birincisi fiilli duadır. Yani öğrencinin çalışması, çiftçinin  tarlasını sürmesi, hastanın ilaç alması  gibi, ikinci kısım dua ise sözlü duadır.

Psikiyatrik bir hasta önce kesinlikle fiili dua olan ilacını kullanması gerekir. Daha sonra  kendi inanç sistemine göre dua ve manevi yardım yardım  arzuluyor ise bunun üç faydası olur. Problemleri kelimelerle ifade etmeye olanak verir. Problemleri karışık ve belirsiz olmaktan kurtarır.

Dua, kişiye yükünün  paylaşıldığı, yalnız olmadığı duygusunu verir.

En çaresiz ve ümitsiz durumlarda her şeyi bilen, her şeyi duyan ve her işe gücü yeten  bir kudrete inanmak ve sığınmak  ve güvenmek o kişiye sakinlik ve huzur  verir. Güven duygusunun gelişmesine ve korkularını yenmesine yardımcı olur. Şurası kesindir ki insan doğaya hakim değildir. Midesini, kalbini bile yönetememektedir. O halde gerçek sahibinden yardım istemesi ona güç verecektir. Çaresiz kişi pasiftir, bir şey yapamamaktadır. İşte Dua böylece “yapmak” konusunda ona bir adım atma kolaylığı sağlamaktadır.

Türkiye’ de hastaları sömüren hoca sektörü için ne diyorsunuz?

Bu maalesef Türkiye’nin acı bir gerçeğidir. Bize gelen hastaların % 80–90 ‘ı hocadan geçmeden gelmiyorlar. Gelen 10 hastanın da  6-7’ si bu Cin ve Büyü konusunu kendiliğinden  açarak sormaktadırlar.  

Burada hekimlerin iki türlü yaklaşımı vardır :

Birincisi, bunlar batıl şeyler, bilim kabul etmiyor diyerek hastayı  reddetmektedir. Bu yaklaşım hasta ile iletişimi koparıcı niteliktedir. Hekim, bilim ve toplum arasında köprü niteliğindeki bir insandır, halkın  dini, değerlerini, gerçeklerini, kültürüne özgü özelliklerini bilmesi ve anlaması gerekmektedir.  Bu durumda kültürel yapısı hekim

Tarafından dikkate alınmayan  hasta gizli olarak hocaya devam etmekte, kötü niyetli hocaların  telkinine daha açık hale gelmektedir.

İkinci yaklaşım : Dini referansları kullanarak bilimle dinin çatışmadığını, fiili dua

olan ilaç kullanımının bırakılmaması gerektiğini vurgulamaktır. Hocaya gitmenin hastanın kendi tercihi olduğu dua ve ibadetin insan psikolojisine fayda sağlayıcı yönlerinin olduğunu belirtmektir. Dini kaynaklara göre hoca hoca dolaşmanın önerilmediği, her işi başkasına havale etme kolaycılığının dua konusunda uygulanmaması gerektiği, başkasına dua ettirmek yerine insanın yaratıcısına kendisinin el açmasının daha doğru olacağı, Tevhid dini olan İslamiyetinde zaten bunu önerdiğinin anlatılmasıdır.  

İkinci yaklaşım dini duyarlılığı olan insanları daha kolay ikna etmekte ve Cinci Hoca sömürüsüne insanlarımızın düşmemesini sağlamaktadır.  

Görüldüğü gibi akla ve bilime inanan bir hekim hastanın kültürel değerlerine saygı duyarsa  bu tartışmalar sona erecektir.