Ortalama IQ neden kimi yerlerde daha yüksek?

Yoksa ortalama zekâ yüksekliği yani IQ, doğrudan doğruya bulaşıcı hastalıklarla yakından mı ilgili?

Ortalama IQ neden kimi yerlerde daha yüksek?
Paylaş:

Yoksa ortalama zekâ yüksekliği yani IQ, doğrudan doğruya bulaşıcı hastalıklarla yakından mı ilgili?

Haber3Akıllı olmak biz insanlara en pahalıya mal olan şey. Söz konusu pahalılık parasal bağlamda olmaktan çok, tüm canlılar için yaşamsal bir unsur olan enerji açısından geçerli. Bir araştırma, yeni doğan insanların kalorilerinin yaklaşık yüzde doksanını beyinlerini geliştirmeye ve çalıştırmaya harcadıklarını ortaya koydu. (Erişkinlik döneminde bile insan beyni enerjisinin dörtte bir kadarını harcıyor.) Beynin gelişmekte olduğu çocukluk döneminde beklenmedik bir enerji harcaması ortaya çıktığında bunun bedelini beyin ödüyor. Bulaşıcı hastalıklar gelişmekte olan bir beyinden büyük miktarlarda enerjiyi alıp götürüyor. Bu görüş zaten Corey Fincher, Randy Thornhill ve Christopher Eppig’in insan zekâsının küresel boyutta sergilediği farklılıklarla ilgili raporu yayımladıklarında öne sürdükleri bir görüş. Çok sayıda araştırma, ortalama IQ düzeyinin dünya üzerinde, gerek farklı uluslararasında gerekse ulusların kendi içlerinde, farklılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu tartışmanın temelinde, söz konusu farklılıkların genlerden mi, çevreden mi, yoksa her ikisinden mi kaynaklandığı sorusu yatıyor. Daha yüksek IQ okulda daha yüksek notlar, daha yüksek düzeyde bir eğitim, daha iyi bir sağlık, iş dünyasında daha üstün bir performans, daha yüksek maaş ve daha düşük bir obezlik riski gibi birtakım önemli unsurları da beraberinde getiriyor. Bu yüzden zekâ farklılıklarının daha iyi anlaşılması yukarıda belirtilen unsurların da daha iyi kavranmasına olanak sağlayabilir.

DİĞER GÖRÜŞLER

Fincher, Thornhill ve Eppig’in araştırmasından önce çok sayıda bilim insanı IQ düzeyinin dünya üzerindeki farklı dağılımıyla ilgili birtakım açıklamalar getirdi. Nigel Barber IQ farklılıklarının öncelikle eğitimdeki farklılıklardan kaynaklandığını öne sürüyordu. Donald Templer ve Hiroko Arikawa daha soğuk iklimlerde yaşam koşullarının daha zorlu olması yüzünden evrimin bu bölgelerde yaşayanlara daha yüksek bir IQ ayrıcalığı tanıdığına inanıyordu. Satoshi Kanazawa ise, evrimin insanların evrimsel başlangıç noktası olan Sahra altı Afrika’sından uzak bölgelerde yaşayanlara daha yüksek bir IQ verdiğini, bizleri atalarımızın topraklarında zorlanmadan yaşayabileceğimiz biçimde donattığını öne sürüyordu. Ancak insanlar daha uzaklara göç ettiklerinde ortam giderek daha güçleşiyor ve yaşamın sürdürülmesi için evrimin zekâ düzeyini yükseltmesi gerekiyordu.

YENİ GÖRÜŞ

Fincher, Thornhill ve Eppig tüm bu görüşleri masaya yatırdılar. 2010 yılında yaptıkları bu çalışma sonucunda bulaşıcı hastalıklarla IQ düzeyleri arasında çok güçlü bir bağlantı olduğunu ortaya koyan araştırmacılar eğitim, ulusal servet, sıcaklık ve Sahra altı Afrika’sından uzaklık gibi etkileri incelediklerinde, bulaşıcı hastalıkların tüm bu etkilerin en iyi belirleyicisi olduğunu gözler önüne serdiler. Christopher Hassall ve Thomas Sherratt tarafından kısa bir süre önce çok daha gelişmiş istatistiksel yöntemlerden yararlanılarak yapılan araştırma da, ortalama ulusal IQ düzeyini gerçekte belirleyen tek önemli unsurun bulaşıcı hastalıklar olabileceği sonucunu doğurdu. Bu görüşü destekleyen sonuçlar yalnızca farklı ulusların ele alındığı araştırmalardan değil, bireylerin incelendiği araştırmalardan da geldi. Örneğin, çeşitli araştırmalar bağırsak kurdu olan çocukların daha sonraki evrelerde IQ düzeylerinin daha düşük olduğunu ortaya koydu. Atheendar Venkataramani’nin araştırması da, Meksika’da sıtmanın köklerini kurutma programlarının hedef alındığı bölgelerde IQ düzeylerinin öteki bölgelere kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Ancak uygulamada bu durum, insan zekâsının değişebilir olduğu anlamına geliyor. Dünya üzerinde IQ düzeyiyle ilgili farklılıklar büyük ölçüde çocukluk döneminde yaşanan bulaşıcı hastalıklardan kaynaklandığına göre, o zaman hastalıklara yakalanma olasılığının azaltılması sonucunda IQ düzeyinin de artması gerekiyor. Elde edilen bulgular son derece önemli olsa bile, araştırmanın kısıtlamaları da yok değildi. Araştırmada eğitimin etkileri olabildiğince ayrıntılı bir biçimde ele alındı. Ancak asıl yapılması gereken çözümlemenin, tercihen standartlaştırılmış zorunlu bir eğitimin uygulandığı, tek bir ulus içindeki farklı bölgelerde yinelenmesiydi.

ABD DOĞRULUYOR

Bunun için ABD seçildi ve ülkenin farklı eyaletlerinde ortalama IQ düzeyinin farklılıklar gösterdiği görüldü. (IQ düzeyi Massachusetts, New Hampshire ve Vermont eyaletlerinde en yüksek iken, Kaliforniya, Louisiana ve Mississippi’de en alt sınıra yakındı.) Bulaşıcı hastalıklar eyaletlerde ortalama IQ düzeyinin en kusursuz belirleyicisi olarak yine karşımıza çıktı. En düşük IQ düzeylerine sahip beş eyalette bulaşıcı hastalık oranlarının en yüksek IQ’lu eyaletlere kıyasla daha yüksek olduğu görüldü. Tüm bunlar bulaşıcı hastalıkların insan zekâsının dünya çapında sergilediği farklılıkların en önemli nedeni olduğuna işaret ediyor. Bu durum genlerden çok gelişimsel bir nedene bağlı olduğundan, küresel bağlamda IQ eşitsizliğini ortadan kaldırmaya çalışanlar için iyi bir haber sayılabilir. IQ eşitsizliği, kimilerinin öne sürdüğü gibi, öncelikle genlerden kaynaklanıyor olsaydı değiştirilmesi son derece güç olurdu. Araştırmacılar bir sonraki aşamada bulaşıcı hastalıkların beyne en çok zarar verebilecekleri dönemleri ve beynin gelişimine en çok hangi hastalıkların zarar verdiğini belirlemeye çalışacaklar. Elde edilecek verilerin de bu savı desteklemesi durumunda dünyanın her bir yanından insanların IQ düzeylerinin bu bilgiler ışığında yükseltilmesine olanak tanınmış olacak. CUMHURİYET BİLİM TEKNİK EKİ