Kadın Politikaları

Paylaş:

Kadın politikalarında zihniyet dönüşümü, cinsiyet odaklı sosyal politikalarda özeleştiri yapma ihtiyacını ortaya çıkarıyor. “Gender Mainsteaming” (GM) olarak tanımlanan cinsel kimlik odaklı beyin fırtınaları toplumun bütün kesimlerini ilgilendirir. Bunun için siyasetçilerin bazı kültürleri yok etmek maksadıyla kadını kullanmalarına fırsat vermemek gerekir. Eğer sonuçta kadının mutluluğu ve konforu amaçlanıyorsa bütünün diğer parçaları erkekler, çocuklar, yaşlılar ve hastalar göz önüne alınmalıdır.

Feminizm kadın hakları savunuculuğu anlamıyla ilk defa Paris’te 1892 yılında ifade edilmiştir. Fransız ihtilali dönemlerinde Fransa’da kadının insan olup olmadığı tartışılıyordu. Kötülüğün en derin şekilde yaşandığı yerde sosyal tepkilerin sarkaç etkisi ile aşırılıklara kolaylıkla kaçtığı bilinir. Ama günümüzde sarkacın pendulum etkisinin yavaş yavaş ortayı bulacağını söylesek fazla iyimser olmayız herhalde.

Cinsel kimlikle ilgili beyin fırtınalarının bugün geldiği nokta biyopsikososyal modeldir. Bugün geldiği noktada biyososyal siyasette denilen bu nokta insanın doğasına uygun politikayı üretme anlamına gelmektedir.

Kadın ve erkek cinsiyetleri ile ilgili imkan ve potansiyellerin açığa çıkarılması dünyanın daha yaşanır hale gelmesinde kimsenin itiraz etmeyeceği hususlardır.

Etkinlik, verimlilik politikası olarak her iki cinsin de güçlü ve zayıf taraflarıyla var olmaları, isabetli yönlendirmeler ve teşviklerle desteklenmeleri son derece önemlidir.

Feminist kadın politikalarının kadın erkek kimliğin arasını açtığı gibi biyolojinin kabul etmediği üçüncü transseksüel cinsel kimliğe zemin hazırlaması bugün bilinen gerçeklerdendir. Boşanmaların artması, intihar hızının salgın düzeyine ulaşması, cinsel suçlardaki çoğalmalar, yeni kadın politikalarının belirlenmesini zorunlu kılmıştır. Yeni kadın politikaları da biyososyal modele uygun olmak zorundadır. Aksi halde gelecek kuşaklara yaşanması zor bir dünya bırakacağız.

Evlilik ve cinsel yaşamın günümüz dünyasında birbirinden ayrı yaşanabileceği söylemi insanlıkla kumar oynamak anlamına gelir. ABD’de açık evlilikler, her iki eşin sevgililerinin olmasının güncel bir aldatma olduğu yaşanarak görüldü. Çünkü böyle evlilikler yürümüyordu ve bedeli çocuklar ödüyordu.

Modernizm bize sadece bu dünyada özgürleşmeyi ve zevk peşinde koşmayı önerdi. Bunun sonucunda özgür ama yalnız insanlar çoğaldı. Yalnızlığa karşı en duyarlı kişilik kadın da vardı. Çünkü iletişimde erkek bilgi aktarımını önemserken kadın paylaşmayı ve yalnızlığı gidermeyi önemsiyordu. Kadının psikolojik ihtiyacını göz önüne almayan feminizm kadının duygusal ihmaline zemin hazırlamış oldu.

Ayrıca aşkın erotik duygulardan ibaret olduğu vurgulanırken, romantik duygular ikinci plana atıldı. Cinsel mutluluğu hayatın merkezine alma iddiası romansa ihtiyacı olan kadına aykırıydı. Fakat bu durum erkek egemen kültürün şekil değiştirerek daha çok kadınla beraber olmasını netice verdi.

Modernizm kendinden başkasını önemsemeyen, kimse için fedakarlık yapmayan bireyleri çoğalttı. İletişim teknolojisi ve televizyon psikososyal yaşamda devrim niteliğinde değişiklikler yaptı. TV izleyen çocuklar büyüyünce ne olacaklarından ziyade ne alacaklarını düşünür oldular. Amaçsız, ego ideali olmayan, cinsellik ve parayla erken tanışan gençlik insanlığı kimbilir nereye götürecek?

Bu konuda tarihteki medeniyetler, büyük bir ibret tablosu olarak karşımızda duruyorlar. Bilhassa Roma’nın son dönemlerindeki toplumsal yaşantı ürpertici bir nitelik taşıyor. Roma yaşadığı dönemin tek süper gücüydü. Bunu anlatmak için Pax-Romania deniliyordu. Fakat aristokratlar çok yiyorlardı. Taşlara açtıkları deliklere hindi tüyü koyuyorlar ve bununla yediklerini kusuyorlar ve tekrar yiyorlardı. Cinsellik sınırsızca yaşanıyordu. Ailenin çöküşü söz konusuydu. Bugün insanlık bu yöne gidiyorsa kadın politikalarını gözden geçirmek gerekir.

Kadın erkek arasındaki güç çatışmasının bedelini daha fazla ödemek istemeyen kadınların kendi kimliklerini koruyarak var olmayı sağlayan biyososyal modele ihtiyaçları var.

Kitabımızda kadın erkek farklılıklarının biyolojik, psikolojik, sosyal özelliklerinden söz ederken ilerleyen bölümlerde kadın ruh sağlığında önemli ruhsal sorunları sizler için özetlemeye çalıştım.

Kadın Kişilik Yapısındaki Olumsuzluklar

Kadınların kişilik yapılarını olumsuz etkileyen psikolojik durumlardan biri de, ‘oyuncu ruh’ halidir. ‘Oyuncu ruh’ hali, erkek ile kadın arasında önemli bir fark oluşturur. Erkekler arasında anti sosyal, yâni toplum normlarına uymayan tipler yaygınken; kadınlarda Histrionik, yâni rol yapma eğilimindeki kişilik özellikleri baskındır. Bunun kadınlara mahsus bir özellik olduğu bile söylenebilir. ‘Oyuncu ruh’ hali öyle bir haldir ki; ruhbilimde bu kişiler dış görünüş fetişisti olarak tanımlanırlar. Bunlar estetik kaygıya olması gerekenden fazla önem verir ve dikkat çekmek için her şeyi yaparlar.

Maganda erkekler bu tip ayartıcı kadınlara bayılırlar. Onlar bol makyajları ve aşırı şık giyimleriyle böyle erkeklerin gönüllerini fethederler. ‘Oyuncu ruh’ halindeki kadınlar, erkekleri kolay hipnotize eden tipler olarak bilinirler. Erkeklerin hoşuna gittikleri için evlilikleri yıkan, tuzak kadınlardır. Lakin, bir müddet sonra beraber oldukları erkekleri de sıkarlar. Oyuncu ruh haline sahip kadınlara genellikle maymun iştahlı erkekler ilgi gösterirler. Onlar böyle kadınlara çabucak gönül verir ama, bu kadınlar bir müddet sonra onu da aldatabilirler. Çünkü bu tip kadınlar sıkça eş değiştirmekten büyük zevk alır, rol yapmayı ve ikiyüzlülüğü sever; erkekleri kendileri için kavga ettirmekten hoşlanırlar. Dedikodu yapmak, insanları birbirine düşürmek, onlara büyük keyif verir. Üzülür gibi gözüktükleri konularda bile içten değil, yapaydırlar.

Eşleri böyle olan politikacıların işleri bilhassa zordur. Bu kadınlar kendi kaprisleri için politik sonuçları etkileyebilirler. Siyasete bulaşan siyasetçi eşleri, genellikle bu tip kadınlardır. Bunlar kocalarını kolayca hipnotize ederler.

‘Oyuncu ruh’ haline sahip kadınların davranışlarıyla egolarını tatmin eden, bu yüzden onlara sabreden, hatta bundan hoşlanan erkekler de vardır. ‘Oyuncu ruh’ hali gösteren kişiler, ilgi açlığı çeken insanlardır. Balık sudan çıktığında nasıl boğulursa, bu tipler de yeterince ilgi görmedikleri ortamlarda, kendilerini boğulacak gibi hissederler. Psikolojik gıdaları övgüdür, bunu bulamazlarsa kendilerini kötü hissederler. Çok duygusaldırlar, hemen kırılırlar. Bu huyları bulaşıcıdır, çevreleri de kendileri gibi duygusal kimselerden oluşur.

Kendisine ilgisiz davrananlara düşman kesilirler. İstediklerini elde edemedikleri zaman depresyona girer, saldırganlaşır ve öç alırlar. Bu tipler kendilerine bağırılmasından, hatta hakaret edilmesinden bile keyif alırlar, çünkü o bile bir ilgidir. Böyle insanlara verilecek en büyük ceza, ilgisiz davranmaktır. Çünkü kendisine ilgi gösteren kişiye kim olduğuna bakmadan - sonucunu hiç düşünmeden - o insanla yakınlık kurar, dikkati çekmek için her şeyi yaparlar. İlgiden beslendikleri için, gülünç duruma düşmekten bile utanmazlar. Bu kadınlar, aynı zamanda girişken, neşeli ve heyecan vericidirler; bulundukları noktada iz bırakırlar. Sempatik oldukları için herkes onları konuşur. Fakat konuşmalarında hiçbir derinlik bulunmaz.

Modanın bu tip insanların eseri olduğu söylenir. Ayrıca dansların vazgeçilmez elemanlarıdırlar. Bu meslek onların kişiliğine çok uygundur ve hayatlarının her anı rol yapmakla geçer. İşin garibi bu yaşam onların doğal halidir, rol yapmadıklarında kendilerini yapay hisseder, rahatsız olurlar. Bir özellikleri de telkine açık olmalarıdır, kolayca yönlendirilirler. Böyle kimselerin aile hayatları uzun sürmez. Sık sık evlenip boşanırlar.

‘Oyuncu ruh’ halini yaşayanlara erkekler arasında da rastlanır. Bunlar genel olarak dalkavuk tiplerdir. ‘Gelene ağam, gidene paşam’ diyebilen, her masada farklı konuşan, insanlar arasında söz taşıyan erkeklerdir. Bu kimseler, gerek ailede, gerekse toplumda, insanları birbirine düşüren ve kavga çıkaran tiplerdir.

Oyuncu ruh haline sahip kişiler ister erkek isterse kadın olsun, mantıklı davranamadıkları için çocuklarını narsist yetiştirirler. Onları sımsıkı kendilerine bağlar, her dediklerini yapar, hatta her şeyi onlara sorarlar. Çocuklar kendilerine bağımlı olduğu zaman, müthiş keyif alırlar. Annesinin eteğine üçüncü bir bacak gibi yapışan çocuklar, onlara çok keyif verir. Fakat büyüdükçe, çocuklar annelerinden uzaklaşmaya başlar ve ona düşman kesilirler. Çünkü çocuğun kişiliğini anlayamamışlardır. Çocuk, hep kendi istedikleri gibi davranırsa iyidir, yoksa kötüdür. Anneler bu durumu, ‘O küçükken bensiz yapamıyordu, şimdi büyüyünce neden bana düşman oldu?’ diye sorarak, yorumlamada zorlanırlar. Bu tip annelerin tutarlı davranış kalıpları yoktur.

Bu kimseler, başkalarının her şeyini inceler, fakat kendi iç dünyalarıyla ilgilenmezler. Bu sebeple psikolojik olgunlukları bulunmaz. Bir film yıldızı ya da sanatçıyı çok iyi anlattıkları halde, kendilerini anlatamazlar. Çünkü kendilerini inceleme ihtiyacı hissetmez, kendi ruhlarını tanımazlar. Ayrıca çok kolay hastalık icat eder, onunla da rol yaparlar. Sıkıştıkları zaman bayılır ya da kusarlar. Birisine ‘canım’ derken bile, - sesi, jesti, mimiği - bütün tavırları abartılıdır. Yıldırım aşkına kolayca kapılır, karşısındakinin hemen kulu, kölesi olurlar.

Bir özellikleri de kolayca rezalet çıkarmalarıdır. Bu yüzden onların oyununa gelinmemelidir. ‘Aman bir tatsızlık çıkmasın’ diyerek taviz hep karşı taraftan gelir. ‘Oyuncu ruh’ halini yaşayan kadınlar, insanlarla oynamaya bayılırlar; cinsel olarak kendilerini cömertçe sergiledikleri halde, vermeyen tipler olduklarından, cinsel tacize çok sık uğrarlar.

Kıskanç erkekler kesinlikle böyle tiplerle beraber olmamalıdır. Bu kadınlar, fiziksel çekiciliğe ve başkalarının ilgisine çok önem verirler. Karşıdaki erkeğin kıskançlık duygularını kamçıladıkları için, bağlı oldukları kişiyi ya kahrından öldürür ya da katil ederler. Bunların kötü evlilik yaşama ihtimalleri büyüktür. Bu ruh haline sahip biriyle yaşayan insan; kararlı, tutarlı ve sabırlı olmalıdır. Bu tip insanlar ya size uyar, ya da sizi terk ederler. Bu sebeple, sizi kendine uydurmasına fırsat verilmemelidir. Zaten kendisine uymadığınızda terk edileceğinizi bilmeli, hatta terk etmesine fırsat vermeli, üzülmemelisiniz.

Bu tipler söylenilen sözü, kendi anlamak istedikleri gibi anlar; ifadelerinizi kolayca çarpıtır ve başkalarına da böyle anlatırlar. Onlara duygusal davranırsanız sizi çok kolay yönlendirirler. Bu sebeple bunlarla konuşurken, çok dikkatli olunmalıdır. Büyü ve büyücülük takıntıları da fazladır. Bunlar büyücü ya da falcıların en büyük müşterileridirler.

Oyuncu ruh haline sahip kadınlar karşı tarafın sabrını taşıran tipler oldukları için, kararlı olmalı, gerektiğinde sert davranmalı, tahrik edici tavırlarının onaylanmadığı kendilerine kesin bir şekilde gösterilmelidir. İyi şeyler yaptıklarında abartılı bir övgüyle yaklaşılmalıdır. Çünkü onlar psikolojik ihtiyaçlarını böyle sağlar, kendilerini iyi şeyler yapmaya böyle konsantre ederler. ‘Bu kişiye böyle davranırsam, bana çok ilgi gösteriyor’ diye düşünüp, iyilik için çaba harcarlar.

Oyuncu ruh haline sahip insanlar, egolarını kötü şeylerle değil, iyi şeylerle tatmin etmelidir. Bu insanlar, yalan söylediğinizi ve kendilerini şımarttığınızı bildikleri halde, yine de övgü almaktan hoşlanırlar. Şımartıldıklarında son derece mutlu olurlar, ama onlar mutlaka pozitif davranışlarında şımartılmalıdır. Onların oyunculuk yetenekleri ezilmemeli, kabiliyetleri çocuklarla oynamak, anaokulu öğretmenliği yapmak gibi zararsız alanlara kaydırılmalıdır.

Bu tipler hırçın ama sevimlidirler. Lakin gözyaşlarına aldanarak, inandığınız doğrular değiştirilmemelidir. Kendilerine dedikodu ve yalan konusunda onaylanmadıkları bildirilmeli, ilgi çekmek maksadıyla yaptıkları hastalık rollerine inanılmadığı hissettirilmelidir. Yoksa onları her oyunlarında, doktora götürmek gerekecektir.