Gelecek dijital pazarlamada

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Medya ve İletişim Sistemleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Barış Bulunmaz, dijital pazarlama ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu.

Gelecek dijital pazarlamada

İlk başlarda sadece web sitelerine yönelik bir çalışma olarak ortaya çıkan ve o şekilde algılanan dijital pazarlamanın zaman içinde kendisine “mobil pazarlama” ve “sosyal medya pazarlaması” olarak iki kulvar daha açtığını belirten Doç. Dr. Barış Bulunmaz, “Tüketicinin büyük ölçüde mobil platformlara yönelmesi ve sosyal medyanın her geçen gün kurumsal anlamda önemli bir pazarlama mecrası haline dönüşmesiyle birlikte, dijital pazarlamanın etki alanı genişledi ve gerekliliği de çok daha fazla belirginleşti. Pazarlama iletişimi ekseninde dijital pazarlamayı etkin bir şekilde kullanarak hedef kitleyle olan sürekliliği ve bağlılığı başarılı bir şekilde oluşturmalıyız, çünkü gelecek dijital pazarlamada” diye konuştu.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Medya ve İletişim Sistemleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Barış Bulunmaz, dijital pazarlama ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

“Geleneksel pazarlama yöntemlerinden başlayarak günümüze kadar süren serüvene baktığımızda, özellikle son on yılda bambaşka uygulamaların devreye girdiğini görüyoruz. İşin özünde her zaman iki taraf olsa da, bunların konumları ve etki alanları neredeyse baştan aşağıya değişikliğe uğradı. Bir tarafta üreten pozisyonunda bulunan ve ürettiğini pazarlamak zorunda olan grup, diğer tarafta ise o üretilen ürün, hizmet ya da fikrin alıcısı durumunda bulunan ‘karşı cephe’… Alıcı, müşteri ya da tüketici, eğer pazarlamayı konuşuyorsak ve en nihayetinde üretilen değerin karşı tarafta bir tepki oluşturmasını istiyorsak ve sonucu satışla noktaladığımız bir ortamın varlığı ise söz konusu olan, pazarlama jargonundan da öte orada üreticinin ve müşterinin mevcudiyeti ve etkileşimi bulunmaktadır.

Bu nedenle satışla pazarlama arasındaki en temel fark da sürecin ve sonucun nasıl ve ne şekilde biçimlendirildiğiyle ilgilidir. Satış sonucu gösterir, pazarlama ise sürecin mühendisliğini yapar; neyi, ne zaman, kime, hangi fiyatla ve nasıl ulaştırılacağı sorularının etrafında şekillenen ve halkalar şeklinde bir çemberler yumağını önümüze koyar. Bu karmaşık yapının içinden kendi yolumuzu oluşturacak şekilde bir bütünlük ortaya koyduğumuzda da, pazarlamanın bilinmeyen denkleminin parçaları yavaşça belirginleşmeye başlar.

Öncelikle günümüz müşterisinin, hedef kitlesinin ya da insanının reflekslerini iyi okumak gerekiyor. Sistemin değiştiğini, yöntemlerin farklılaştığını, beklentilerin fazlalaştığını ve alternatiflerin sınırsızlaştığını kabul etmek zorundayız. Geçmiş yöntemlerin ya da pazarlamanın ve pazarlama iletişiminin klasik anlatılarının dışına çıkmak mecburiyetindeyiz, çünkü içinde bulunduğumuz sosyal yapı ve üreten-üretilen-tüketen sorunsalının çözüm teknikleri değişikliğe uğradı, artık zamandan ve mekandan bağımsız, buna ilaveten de üretim sürecinin tasarım aşamasından başlamak üzere sisteme müdahil olan bir hedef kitle var. Bu hedef kitlenin sınırsız istekleri, alışkanlıkların dışındaki davranış şekilleri, çabuk bir şekilde ‘vazgeçen’ konumuna geçişinin arkasındaki dehlize yolculuk yapmak gerekiyor, çünkü dijitalleşmenin ve yeni iletişim teknolojilerinin tüm dünya ‘güzelliklerini’ önümüze sunduğu, hiçbir zahmete katlanmaksızın karşımızda ‘kuş sütünün de’ olduğu sofraların kurulduğu bir vahanın içinde gibiyiz.

Bu sınırsızlık, vurdumduymazlık ve plansızlık içinde, kurumların kendi ürünlerine, hizmetlerine ya da fikirlerine ‘müşteri’ bulabilmeleri, bu değişen ve dönüşen davranış şekillerinin kapsama alanında kendilerini ayakta tutabilmeleri ve rekabetçi bir strateji ortaya koyabilmeleri için, öncelikli olarak kendi organizasyonlarını dijital dünyanın gerekliliklerine uygun bir biçimde revize etmeleri gerekmektedir. Kolay mı? Değil. Zor mu? Zor. Mecburlar mı? Belki de Sanayi Devrimi sürecindeki makineleşmenin de ötesinde…

Başka bir ifadeyle, dijitalleşmenin zorunluluğu içerisindeler ve her ne büyüklükte ya da her ne kapasitede olurlarsa olsunlar, müşteri ile kurulan iletişimde ve gerçekleştirilen pazarlama aksiyonlarında mutlaka dijital dünyanın gerekliliklerine uygun bir stratejiyi ortaya koymak mecburiyetindeler. Bu demek değil ki, geleneksel yöntemleri bir tarafa bırakalım, hatta çöp kutusuna atalım… Tam tersi, geleneksel yöntemlerin dijital dünyanın gerçekleri ile entegre bir hale getirmenin gerekliliği zaten farkı yaratan, rekabetçi koşulların dayatmaları karşısında direnme gücünü ortaya çıkaran, bu nedenle dijital pazarlamanın mevcut pazarlama planlarında ve stratejilerinde artık bir artı değer olarak değil, bir gereklilik hem de olmazsa olmaz bir gereklilik olduğunu çok açık bir şekilde ifade etmek gerekir.

İlk başlarda sadece web sitelerine yönelik bir çalışma olarak ortaya çıkan ve o şekilde algılanan dijital pazarlama, zaman içinde kendisine iki kulvar daha açtı. Mobil pazarlama ve sosyal medya pazarlaması…

 Tüketicinin büyük ölçüde mobil platformlara yönelmesi ve sosyal medyanın her geçen gün kurumsal anlamda önemli bir pazarlama mecrası haline dönüşmesiyle birlikte, dijital pazarlamanın etki alanı genişledi ve gerekliliği de çok daha fazla belirginleşti. İnsan faktörünün asla unutulmaması, hatta en ön planda yer almasını gerektiren pazarlama, tutkuyla kendi ürününe bağlı olanların kendi ‘dertlerini’ hedef kitlelerine anlatma çabasının en somut eylemidir. Günümüz iletişim, teknoloji ve bilgi çağında ise dijitalleşmenin gerektirdiği şekilde tüm işletme fonksiyonlarını da aynı şekilde düzenlemek gerekmektedir, özellikle de pazarlamayı… Pazarlama iletişimi ekseninde dijital pazarlamayı etkin bir şekilde kullanarak hedef kitleyle olan sürekliliği ve bağlılığı başarılı bir şekilde oluşturmalıyız, çünkü gelecek dijital pazarlamada…”



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: