YUVA ÇOCUĞU SEVGİ ALAMIYOR

YUVA ÇOCUĞU SEVGİ ALAMIYOR
Paylaş:

DHA

Uzmanlar yurtlarda kalan çocuklar hakkında açıklamalar yaptı. İşte herkesin düşünmesini sağlayan açıklamalar.


Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Genel Müdürü Dr. İsmail Barış, çoğu TV dizisinde küfür, eşini aldatan kadın, erkek, şiddetin yer aldığını, böyle bir bombardıman karşısında ailenin kurtarılmasının, bütünlüğünün korunmasının mümkün olmadığını söyledi. Barış, “Neme lazımcılık zamanını çoktan geçtik. Toplumsal bütünlüğü yeniden yakalamak zorundayız” dedi.

İzmir Vali Yardımcısı Özlem Bozkurt Gevrek ise çocuk yuvalarında çocuklara en iyi yaşam standartları sunulsa da aile sevgisinin verilemediğini belirtti, İzmir'de bu yılın ilk üç ayında 648 aile içi şiddet olayının meydana geldiğini bildirdi.

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından sosyal sorunların tespiti, aile bütünlüğünün korunması ve bu alanda sosyal politikaların oluşturulması amacı ile kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla Yerel aile Çalıştaylarının 12'ncisi ve sonuncusu bugün İzmir'de yapıldı. Çalıştaya SHÇEK Genel Müdürü Dr. Barış, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürü Doç. Dr. Ayşen Gürcan ile İzmir Vali Yardımcısı Gevrek'in yanısıra İzmir, Denizli, Uşak, Aydın, Manisa, Afyonkarahisar, Kütahya ve Muğla illerinden çeşitli kuruluş temsilcisi yaklaşık 150 kişi katıldı. Sinevizyon gösterisiyle açılan çalıştayın basına kapalı bölümüne geçilmeden önce konuşma yapan Gevrek, 6 aydan beri sosyal hizmetlerden sorumlu vali yardımcısı olduğunu hatırlattı. Bu kısa sürece iki önemli tespitte bulunduğunu belirten Gevrek şunları söyledi:

YURTLARDA AİLE SEVGİSİ EKSİKLİĞİ

“Birincisi sosyal hizmetler tıpkı oksijen gibi. İşler yolunda giderken öneminin farkında değiliz. Ama ufacık bir hata, eksiklik, ihmal, ölümcül sonuçlarla yüz yüze gelmemize neden oluyor. Diğer tespit ülkemizin en önemli probleminin aile yapısının korunmasıdır. Çocuk yuvasını gezerken 12 yaşındaki kız çocuğu keşke aç yatsaydım, anamın koynunda uyusaydım, dedi. Fark ettim ki, bizler bu çocuklara ne kadar iyi yaşam standartları sunarsak sunalım, yurtlarımızda evlerinde yiyemeyecekleri yiyecekleri sunalım, en büyük eksiklik olan aileyi sunamayız. En iyi kurum, en olumsuz aile şartlarından daha iyi olamaz. Yaşam şartlarının en iyisini sunsanız dahi aile sevgisi veremiyorsunuz, telafisi bunun imkansız. Yurtlardaki çocuklar bu eksikliği hayatları boyunca üzerinden atamıyorlar. Aileyi her şart ve koşulda korumamız gerekiyor. Bunun için devlet toplum sivil toplum örgütleri olarak elimizden geleni yapmalıyız. Sosyal hizmetlerde çalışırken sadece devlet için değil toplum için, kendi çocuğumun geleceği için çalışıyorum. Bizler çocuklarımızın geleceği için ne kadar çok çalışırsak çalışalım bir gün koklamaya kıyamadığımız göz bebeğimiz evladımızın onun kadar şanslı olmayan bir gencin bıçak darbesi ile hayata veda etmeyeceği garantimiz yok. Bunun için devlet, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri olarak toplumumuzun kendi çocuklarımızın geleceği için işbirliği içinde çalışmalıyız.”

İZMİR'DE ÜÇ AYDA 648 AİLE İÇİ ŞİDDET OLAYI

Gevrek, kadına ve çocuklara karşı aile için şiddet, taciz, tecavüz olaylarının, kız çocuklarının erken evlenmesi ve erken anneliğin, erkek çocuklarının küçük yaşlarda çalışmasının, emeğinin sömürülmesinin, madde bağımlılığının, suça ve fuhuşa bulaşmanın parçalanmış aile olgusunun kaçınılmaz sonucu olduğunu söyledi.

Gevrek, İzmir'de bu yılın ilk üç ayında toplam 648 aile içi şiddet olayının meydana geldiğini, bu olaylarda 1 kadının öldürülüp, 755 kişinin yaralandığını kaydetti. İlk üç ayda 528 aile fertlerine kötü muamele olayında 1176 kişinin mağdur edildiğini sözlerine ekleyen Gevrek, “Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre cinayete kurban giden kadınların yüzde 80'i kendi aile bireyleri erkek tarafından öldürülmüştür. Ağabey, baba, kardeş, dede ya da oğlu tarafından. Demek ki en kutsal aile hayatımıza da mal olmaktadır. Bu kutsalı korumak, toplumumuzu, geleceğimizi, evlatlarımızı ve hayatlarımızı korumak anlamına geliyor” dedi.

SHÇEK Genel Müdürü Dr. İsmail Barış da konuşmasında aile bütünlüğünün önemini vurguladı. Ailede sorunlar olabileceğini ama ailenin sorunların iki katı çözüm üretilen merkezler olduğunu belirten Barış, aile fertlerinin sorunları da kendi içinde çözdüğünü söyledi. Anne babasıyla sorunu olan çocuğun bu sorununu varsa anneannesi, dedesiyle çözmeye çalıştığını belirten Barış, bu yapının ciddi yara aldığını ifade ederek, “Şimdi sorun çıkıyor ve insanlar sorunu dışarıda çözmek zorunda kalıyorlar. Ama çözemiyorlar, çözemeyince toplumda her gün duyduğumuz olumsuzluklar ortaya çıkıyor. Sokaklar tekin değil. Aile iyi olsa da tekin değil. Çocuğun  sokakta bulunma zamanı ve şartları var. Gecenin bir ikisinde de çocuğun sokakta olmaması lazım. Her şeyin bir ölçüsü var” diye konuştu.

Kadının toplumsal hayat içinde olması gerektiğini, olmaması halinde ciddi bir çatlamanın, olumsuz bir enerji birikiminin olacağına dikkat çeken Barış, toplumsal bereketin kadınla artacağını söyledi.

Dr. Barış, kadını aileden toplumdan, evlatlarından, erkeği çocuklarından eşinden özgürleştirip ayrıştırmanın, kadına da erkeğe de çocuğa da yaramadığını vurguladı. Hepsi olmasa da bazı TV kanallarında, TV dizilerinde şiddet, küfür, karısını aldatan erkek, kocasını aldatan kadın gördüğümüzü, bunların bir bombardıman şeklinde verildiğini belirten Barış, sürekli böyle bir ortam varken ailenin kurtarılması, güvenliğinin, bütünlüğünün sağlanmasının zor olduğunu kaydetti. İnternet ortamının da bilgiye ulaşmada önemli olduğunu ancak doğru kullanılması gerektiğini ifade eden Barış, “Elimizdeki malzemenin nasıl kullanıldığı önemli. Dizilerden, internetten vazgeçelim, demiyorum. Ninesi dedesi olacağınız çocukların nasıl yetişmesi gerektiğinin endişelerini yaşayanların bu derdini çok iyi irdelemek gerekiyor. Ne me lazımcılık zamanının çoktan geçtik. Toplumsal bütünlüğü yeniden yakalamak zorundayız” dedi.