YARATICILIĞI HANGİ ETMENLER DORUĞA TIRMANDIRIYOR?

YARATICILIĞI HANGİ ETMENLER DORUĞA TIRMANDIRIYOR?

 

Dünya üzerindeki patentlerin büyük bir çoğunluğu Tokyo, San Fransisco, Berlin, Paris, New York ve Taipei gibi topu topu birkaç kent, bölge ya da ülkeden çıkıyor, neden?

Yetenek yalnızca ülkeler arasında akan bir özellik değil. Daha kesin bir ifadeyle, yetenek belli topluluklar, bölge ve kentlere özgü bir durum. Bunun yüzyıllardır öyle olduğu görülüyor. Neden?

Dünyanın kimi bölgeleri ekonomik gelişme konusunda neden ötekilere kıyasla daha ilerde? Belli bir yeri yaratıcılığın merkezi kılan unsurlar nelerdir? En temel unsurlardan bir tanesi dünya çapında etkin bir ya da birden çok üniversitenin bulunması...

Dünya düzdür- en azından New York Times köşe yazarlarından Thomas Friedman öyle olduğunu öne sürüyor. Friedman'ın 2005 yılında yayımlanan ve küreselleşmenin oyun alanını aynı düzeye getirdiğini, böylelikle tüm dünya insanlarının en son yeniliklerden yararlanma olanağına kavuştuğunu dile getirdiği son kitabı bu başlığı taşıyor. "Bir yeniliğe imza atmak için artık göç etmek zorunda değilsiniz," diyor Friedman.

Ne var ki, Friedman çağdaş küresel ekonomide gelişme ve yeniliğin iç içe geçmiş olduğunu gözden kaçırıyor. Özellikle de bu tür bir ekonominin motorlarını oluşturan bilimsel ve teknolojik yaratıcılık söz konusu olduğunda coğrafik açıdan her zamankinden çok daha yoğun bir kümeleşmenin olduğu göze çarpıyor.

Maryland Üniversitesi coğrafya uzmanlarından Tim Gulden ile birlikte yaptığımız çalışmalar sonucunda, dünya üzerindeki patentlerin büyük bir çoğunluğunun Tokyo, San Fransisco, Berlin, Paris, New York ve Taipei gibi topu topu birkaç kent, bölge ya da ülkeden çıktığına tanık olduk.

YENİLİK YARATMA, FARKLI

Bangalore ve Shanghai bölgesindeki tüm dünyayı sarsan tırmanışa karşın, her ikisinin de yenilik yaratma konusunda henüz başka bölgelerle boy ölçüşecek bir düzeye gelmedikleri görülüyor.

2003 yılında, Kaliforniya Üniversitesi'nin tek başına ürettiği patent sayısı, Hindistan ya da Çin'i gölgede bırakırken; IBM'in bu iki ülke toplamının beş katı kadar patent ürettiğine tanık olundu.

Ticari yenilikler açısından Asya kent ya da bölgeleri başı çekmekle birlikte, bilimsel gelişmelerin büyük bir çoğunluğu Avrupa ve Kuzey Amerika kentlerinin imzasını taşıyor.

A.B.D'nin başarısı büyük ölçüde yaratıcı yeteneği kendine çekebilmesinden kaynaklanıyor. 20. yüzyılda bu ülke üniversiteleri Avrupa'daki faşizm ve hoşgörüsüzlükten kaçan Albert Einstein ve Enrico Fermi gibi dünyanın en önde gelen bilim insanlarına kucak açtı. A.B.D'ye yaratıcı beyinlerin akını 1980'lerle 90'larda daha da hızlanarak, ülkenin yüksek teknolojiye dayalı ekonomisine büyük bir katkıda bulundu.

SİNERJİNİN GÜCÜ

Gelgelelim, yetenek yalnızca ülkeler arasında akan bir özellik değil. Daha kesin bir ifadeyle, yetenek belli topluluklar, bölge ve kentlere özgü bir durum. Bunun yüzyıllardır öyle olduğu görülüyor.

Atina'dan New York'a, kentler uzun bir zamandır yaratıcılığın potası olmayı sürdürüyor. Bunun nedeni temel bir toplumsal ve ekonomik güçten kaynaklanıyor: yetenekli insanlar biraraya geldiklerinde, aralarındaki etkileşim çoğalarak her birinin üretkenleğini daha da güçlendiriyor.

Brookings Enstitüsü araştırmacıları bu etkiyle ilgili bir bilgisayar benzeşimi oluşturdular. Söz konusu örnek iki basit ilkeye dayanmaktaydı.

Bunların ilki, yaratıcı insanların bir araya gelip ekipler oluşturdukları, bu ekiplerin de şirket ya da örgütlere dönüştükleriydi.

İkincisi, bu kuruluşların sonradan yerleşim bölgeleri aramalarıydı. Sonuçta, oluşturulan bilgisayar modelinin gerçeği neredeyse bire bir yansıttığı görüldü. Yaratıcı kişiler ve onların oluşturdukları kuruluşlar belirli kentlere hiyerarşik bir düzen içinde yayılmaktaydı.

EN DEVİNGEN KAYNAK

Ancak bu durum birtakım soruları da beraberinde getiriyor. Neden yaratıcılık ve yenilik San Fransisco ya da Boston gibi belli kent ya da bölgelerde toplanmayı sürdürürken, başka bölgelerde etkin olmuyor?

Bu gibi konularda düşüncelere günümüzde de egemen olan eski ekonomik modellerde yetenek, tıpkı belli yerlerde depolanan hammaddeler gibi, stoklardan sayılıyor.

Oysa, yetenek dünya üzerindeki en devingen kaynaklardan biri ve devingenliği her geçen gün daha da artıyor.

Belli bir yeri yaratıcılığın merkezi kılan unsurlar nelerdir? En temel unsurlardan bir tanesi dünya çapında etkin bir ya da birden çok üniversitenin bulunmasıdır. Boston'da MIT, Silikon Vadisi'nde Stanford Üniversitesi'nin varlığı çoğu kişiye göre yaratıcılığın en önemli tetikçilerindendir.

Ancak üniversitelerin gelişmeye katkıda bulunabilmeleri için daha geniş yaratıcı endüstriler, destekleyici kurumlar, çeşitli ve canlı bir emek piyasasıyla birarada olması gerekir.

Asıl önemlisi bölgenin yeteneğe açık olması, toplumun her kesiminden yaratıcı insanları biraraya toplayabilmesidir. Araştırmamın sonuçları bir kentin göçmenlere açık olması, ırksal ya da etnik ayrım gözetmemesi, eşcinselleri kabullenmesi ve sanatçılara kucak açmasıyla bilimsel ve teknolojik yaratıcılığı kendine çekebilmesi ve bunu ekonomik servete dönüştürebilmesi arasında çok yakın bir bağlantı olduğunu ortaya koydu.

HOŞGÖRÜLÜ KENTLER

Kısa bir süre önce Gallup tarafından yapılan bir araştırma da bu sonucu doğruluyor. Elde edilen bulgular tüm ırklardan ya da toplumsal sınıflardan insanların geniş topluluklara açık ve hoşgörülü kentlere değer verdiklerini gösteriyor.

İş ve gelirin yanı sıra, kent sakinleri kendilerine estetik güzellik, oldukları yere bağlılık ve yeni fikirlere açıklık gibi daha soyut unsurların sunulmasını bekliyorlar.

Günümüzde yaratıcılık ve yeniliğin merkezleri her zamankinden çok daha toplu bir yapı sergiliyor. Yetenekli ve yaratıcı insanlar kendilerini artık belli mesleklere ya da yerlere bağlı kalmak zorunda hissetmiyorlar. Çağdaş küresel ekonomide nitelikli üniversiteler kadar, büyük kentler de önemli bir yer tutuyor. Ekonomik üretkenliği ve gelişmeyi körükleyen yaratıcı merkezlerin ayakta kalabilmeleri için her ikisinin el ele verip, birlikte çalışmaları gerekiyor.

Kaynak: New Scientist, 3 Aralık

Yazar: Richard Florida;

George Mason Üniversitesi'nde toplumsal politika profesörü olan Richard Florida "The Flight of the Creative

Class- Yaratıcı Sınıfın Kaçışı" adlı kitabın da yazarı.

 

 

 

 

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Randevu Al