Tecavüzün açtığı değişim yolu

23 yaşındaki bir fizyoterapi öğrencisi toplu tecazüve uğrayıp öldürülünce Hindistan öfkeyle ayağa kalkmış ve protestolar düzenlenmişti.

Tecavüzün açtığı değişim yolu
Paylaş:

23 yaşındaki bir fizyoterapi öğrencisi toplu tecazüve uğrayıp öldürülünce Hindistan öfkeyle ayağa kalkmış ve protestolar düzenlenmişti.

tecavuz29 Aralık'taki bir gösteride erkekler, "Tecavüzcüyü Asın, Adalet İstiyoruz" diye bağırıyordu. Genç bir kadının pankartında, "Sözler Kalbimde Sıkıştı; Tüm Ülke Durdu" diye yazdı. Yaşlı bir adamın kaldırdığı bir döviz çarpıcıydı: "Çok Uzun Zamandır İlk Kez Umutluyum". Öfke patlamasının ortasında umudun da olması alışılmadık durum. Kurban o günün sabahında hayatını kaybetmişti; yani, polisin bildirdiğine göre, başkentte hareket halindeki bir otobüsün içinde madeni bir sopayla dövülüp altı kişinin tecavüzüne uğradıktan yaklaşık iki hafta sonra. Ülkede kadınlara karşı cinsel şiddet yaygın bir sorun. Tecavüzle suçlanan politikacı lar var; aile içindeki tecavüz olayları dışarı yansıtılmasa da sıradan karşılanıyor. Delhi'de sokaklara dökülen on binlerse hükümet ve polisin kayıtsızlığını lanetleyip kadınlar için güvenlik istedi. İktidardaki Kongre Partisi'nin Başkanı Sonia Gandhi, halkın sesini duyduklarını söyledi. Ülkenin değişmeyeceğine dair kökleşmiş bir aldırmazlık var. Oysa tecavüz sanıklarının duruşmaları başlarken cinsel şiddete son vermekle ilgili tartışmalar tüm hızıyla sürüyor. Yapılan öneriler bir kitabı doldurabilir, ancak somut değişim için hukuk, polis teşkilatı ve toplumsal alanda reform şart. Önümüzdeki yıl genel seçimler yapılacağı için şimdi bunun tam zamanı olabilir. Kadınların güvenl iği normalde seçim gündemine girmez, oysa nüfusun yarısını ilgilendiren bir konu bu. Önümüzdeki ay Hindistan'ın yıllık bütçesi de açıklanacak, yani reformlara kaynak ayrılması konusunda bir fırsat doğuyor. Kadınlara karşı şiddet aslında küresel bir sorun. BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi'ne göre, 2010'da ABD'de her 100 bin insan başına 27.3 tecavüz vakası bildirilirken Hindistan'da bu sayı 1.8 (Hindistan'da bildirilmeyen vakaların çok fazla olduğu düşünülüyor). İsveç ve Meksika'daysa bu sayı sırasıyla 63.5 ve 13.2. Dikkatler şu an Hindistan'a çevrilmişken buradaki vicdan muhasebesi belki diğer ülkelere de ders olabilir. Hindistan'da bürokrasi ve yargıç eksikliği yüzünden davalar gecikiyor. Ulusal Suç Kayıtları Bürosu'na göre 2011'deki 95 bin tecavüz vakasının ancak yüzde 15'i duruşma aşamasına gelebildi. Delhi'deki davanın sanıkları için işlemler hızlandırıldı. Hızlı mahkemelerin çoğalması iyi olur, fakat Delhi'deki İnsan Hakları Hukuk Ağı'nın Direktörü Colin Gonsalves'e göre, yargıya daha çok kaynak ayrılması ve daha çok yargıcın atanması gerekiyor. Hukuk komisyonu 2008'de, bir milyon kişi başına 14 olan yargıç sayısının 50'ye çıkarılmasını önerdiyse de ciddi bir artış yaşanmadı. Eski komisyon üyesi Kirti Singh, hızlı mahkemelerde tecavüz davalarına üç aylık bir üst sınır getirilmesi gerektiğini belirtiyor. Hindistan'da yeni yasaların yürürlüğe girmesi, 2005'teki aile içi şiddet yasasında olduğu gibi, on yılı bulabiliyor. Hükümete göre, 2011'de kadınlara karşı en çok "koca veya akrabalar eliyle" suç işlenmesi bu yasanın önemini ortaya koyuyor. Yasa değişiklikleriyse bir yıl gibi kısa bir sürede uygulanabiliyor. BM'nin 2011'deki bir kadın raporuna göre Delhi emniyeti cinsel saldırı yasalarının değiştirilmesini, bu suçlarda kefaletin işlememesini ve hapis cezasının üç yerine yedi yıla çıkarılmasını istiyor. Fakat yasaların anlamlı olması için polisin onları uygulaması gerek. Aile içi şiddet yasasıyla ilgili geçen yılki bir değerlendirme, eğitimlere rağmen pol isin kurbanları şikâyetçi olmamaya çağırdığını ortaya koyuyor. Bazen polisle ilgili programlar bile yürürlüğe konmayabiliyor. Nitekim 2005'te Delhi emniyeti Parivartan (Hintçe "değişim") adlı bir program başlatmıştı. Amaç tecavüzlerdeki artışa karşı toplumu ve polisi bilinçlendirmek ve kadınları işe almaktı. Fakat The Economic Times'a göre, 2010'daki bütçe kesintilerinden sonra program işlemez oldu. Hint kadınların ortak şikâyetlerinden biri de polisin cinsel şiddeti ciddiye almaması ve davacı olmamaları için onlara baskı yapması. Maalesef polise karşı etkili bir şikâyet sistemi yok. Bunun tek istisnası insan hakları komisyonları, ama İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Güney Asya Direktörü Meenakshi Ganguly'ye göre onlar da bağımsız soruşturma yürütecek imkânlardan yoksun. Hindistan Yüksek Mahkemesi kıdemli danışmanı KTS Tulsi, şeffaf lık için polise açılan telefonların kaydedilmesini, ifadelerin kameraya alınmasını ve şikâyetlerin internetten yapılmasını öneriyor. Ancak bunlar için kaynağa ihtiyaç var. Gonsalves'se daha sert bir çözümden yana: Polisin tasfiyesinden. "O işlere talip olan binlerce eğitimli genç var" diyen Gonsalves bunun zor olduğunu biliyor ve politikacılara güvenmiyor. "Hindistan'da sadece konuşulur. Siyasilerimizde yapılması gerekenleri yapacak cesaret yok" diyor. Cinsel saldırı mağdurlarının tavrını değiştirmek de büyük bir sorun. Kendisi de saldırıya uğrayan kurbanın 28 yaşındaki erkek arkadaşı, "Bizim toplumumuzda böyle şeyler gizlenir" diyor ve "mücadeleyi mağdurun adıyla sürdüreceğini" ifade ediyor. Ülkeyi harekete geçiren kadın için düzenlenen gösteriler bir başlangıç. Nitekim Başbakan Manmohan Singh, "Ölümünü boşa çıkarmamak hepimizin görevi" diyor. THE NEW YORK TIMES