E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Sınavda heyecan olmalı panik asla!

Üniversiteli olma yolunda uzun bir maraton koşan adaylar gün itibariyle son viraja girdi.

Sınavda heyecan olmalı panik asla!

Üniversiteli olma yolunda uzun bir maraton koşan adaylar gün itibariyle son viraja girdi.

sabanozdemir1Evet! Yorgunlar, yoruldular da... Kimi bir yıldır, kimi ise daha uzun yıllardır ciddi ciddi hazırlanıyor. Hepsinin hedefinde hayalini kurdukları üniversitede okuyup, ömürleri boyunca severek yapabilecekleri bir mesleğe sahip olabilme var. Tüm mücadeleleri de bunun için. İki hafta içinde sona erecek final koşusunun ilki 14-15 Haziran, ikincisi ise 21-22 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek. Alanlarına göre öğrenciler LYS-1, 2, 3, 4 ve LY-5’te ter dökecek. İnşallah emeklerinin karşılıklarını alırlar, temennimiz bu. Üniversite sınavı ülkemizde önemli. Çünkü yüzbinlerce gencimiz geleceği bu sınavlarda belirleniyor. Çevremize bakalım. İlla ki bir yakınımız bu sınava giriyor. Haliyle sınavlar gündem oluyor, öteden beri olduğu gibi. Son dönemeçte öğrencilerde de ailelerinde haklı bir telaş ve kaygı yaşanıyor. Yıllarca bu uğurda ter dökmüş öğrencilerimizin birçoğunun zihnini kemiren olumlu, olumsuz düşünceler var. O olumsuz düşüncelerden öğrencilerimizi kurtarabilirsek onlara yapabileceğimiz en büyük fayda bu olacaktır aslında. Çünkü bugünlerde en çok buna ihtiyaçları var. Her biri, “Yapabilecek miyim, başarabilecek miyim, başaramazsam ailemin yüzüne nasıl bakarım, benim için o kadar masraf ettiler, arkadaşlarıma ne derim… vs. sorularına cevap arıyor. Soruları tabii ki çoğaltmak mümkün. Ama çoğaltmamakta fayda var çünkü kaygıyı bu ve benzeri düşünceler tetikliyor. O nedenle bu yazımda sınava hazırlanan adaylarımıza ve ebeveynlerine son haftayı nasıl geçirirlerse daha başarılı olabilirler, kaygıya kapılmadan süreci rahatlıkla nasıl atlatabilirler buna ilişkin paylaşımlarda bulunacağım. Türkiye’de psikiyatri alanında önemli isimlerden olan aynı zamanda da Üsküdar Üniversitesi’nin de Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın konuya ilişkin çok önemli tespit ve önerileri var. Bu önerilere aday öğrencilerimiz ve ailelerinin kulak vermesinde fayda görüyorum. Kaygı ve heyecanın neden olabileceği kazayı ancak bu öneriler ortadan kaldıracaktır. Yaşanan sınav heyecanı ve kaygısı aslında olağan. Hatta yaşanmalı da. Eğer bunu kontrol altında tutabilirsek bizi başarıya ulaşabilir. Yani kaygı ve heyecan dozunda olursa aslında büyük bir avantaj… Ancak kaygı ve heyecanın dozu abartı düzeyinde olursa o zaman risk de kendini gösteriyor. Kaygı ve heyecan kişinin sınava odaklanmasını engelliyorsa o zaman kayıp başlıyor. Aslında kişi bunu zihninde çözebilir. O yeteneğe her birimiz sahibiz. Sınav heyecanımızı kazanıma dönüştürebiliriz, bu elimizde. Nasıl mı? Zihin esnekliği modeliyle… Kişi neden heyecanlandığını bilmeli. Bunun birkaç sebebi olabiliyor. Biraz öncede değindiğim gibi, başarısızlık, yapamazsam korkusu bunlardan bazıları. Tarhan’ın ifadesiyle bu düşünceler tamamıyla sonuç odaklı ve kişide kaygıyı artıran düşünceler. O nedenle daha çok sonuca odaklı düşünceler zihinsel esneklikle düzeltilmezse heyecan artıkça artıyor. Dolayısıyla sonucu değil de süreci düşünmeliyiz. Başarısız olursam ne olur değil de sınav ne zaman, bu süreçte neler yapmalıyım, bugün kaç soru çözmeliyim, sınav gününe ilişkin hazırlıklarımı yaptım mı… vs. Kişi kontrol edebileceği şeylere odaklanmalı. Kontrol edemeyeceği durumlara odaklanma halinde kaygı artıyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan adaylara iki önemli öneride bulunuyor. Zihinsel ve davranışsal öneriler bunlar. Başarısız olursam, yapamazsam düşüncesi akla geldiğinde hemen geçmişte elde edilen başarılar düşünülmeli. Denemelerde alınan iyi puanlar akla getirilmeli. Kategorize edip, dikkat değiştirilebilmeli. Herkes kendine güvenlik alanı oluşturabilmeli. Söylemesi kolay uygulaması zor olsa da bunu yapabilmek mümkün. Bu durumda geçmiş başarılar hatırlanmalı. Kişi kendinizi hangi alanda güvenli hissediyorsa o fotoğrafı düşünebilmeli ve kullanım yerindeyse hedef saptırabilmeli. Davranışsal, bedensel olarak ise kişi ders çalışmayı ikinci plana atıp, zihinsel ilgi alanlarını bir süreliğine değiştirebilmeli. O an yürüyüş yapabilmeli, arkadaşlarıyla ortak vakit geçirebilmeli. Sınav haricinde sevdiği, yapmaktan keyif aldığı davranışlarda bulunabilmeli. Ancak, hep şikâyet eden, durumundan sürekli yakınan nedense de sınavlarda hep iyi sonuçlar alan arkadaşlardan ise uzak durabilmeli… Heyecan ve kaygıyla sadece çocuklar mı, aileler de mücadele edebilmeli. Edemiyorlarsa da en azından çocuklarının kaygısını tetiklememeli. Anne ve baba sorumluluk duygusuna sahip olan ile olmayan çocuğunu ayırt edebilmeli. Sorumsuz çocuğa otoriter davranabilir ancak sorumluluk sahibi olana hassas davranabilmeli. Çocuğunu rahatlamak için sorumluluğu yüksek olana; “Sen çalıştın, başarısız olsan da yanındayız…” gibi bir cümle kullanmamalı. Çünkü bu söylem çocuğun kaygısını daha da artıracaktır. Çünkü onun başarısız olmak gibi bir seçeneği yok. Aklına hiç getirmiyor. Getirdiğinde kaygısı artıyor. Çocuk getirmekten kaçınırken anne ve baba bu yöndeki söylemi çocuğa başarısızlığı hatırlatıyor, haliyle de kaygıda çıtayı yükseltiyor. Buna dikkat edilmeli. Olumsuzdan değil de pozitif üzerinden paylaşımda bulunulabilmeli ebeveyn. “ Geçmişteki başarılarını biliyoruz, birçok engeli aştın bunu da aşacaksın…” şeklinde cümleler kurabilmeli… Tarhan’ın ebeveynlere uyarılarını da göz ardı etmemeliyiz. Evet sınavlarda son viraja girildi. Hepimiz gerekli gayreti gösterdik. Ama şu unutulmamalı. Sınav, yaşamda başarı yolunda çıkmamız gereken basamaklardan sadece biri. Zincirin halkalarından bir tanesi. Başarının tek kriteri sınavlar değil. O merdivende tökezliyor olmak merdivenleri tamamlayamayacağımız anlamına gelmiyor. Başarılar… sabanozde@gmail.com twitter/sabanozde