Okyanusa Adanmış Bir Hayat: Sylvia Earle

Zorunlu ev hapsi bazılarının sandığı gibi o kadar da can sıkıcı değil.

Okyanusa Adanmış Bir Hayat: Sylvia Earle

Hele hele Konfüçyüs’ün “Tanrım bana çiçek dolu bir bahçe ve kitap dolu bir ev ver” sözünü hatırlayınca.

Dışarı çıkamasam da kitap dolu bir kütüphanem var. Şimdilik bahçemiz olmasa da sorun değil. Zira bahçesi olanlar da dışarı çıkıp bahçenin güzelliğini yaşayamıyor.
Halime hanımın çiçekleri ise evi ve balkonu doldurmuş.
Kitaplar ve çiçekler bize arkadaşlık ediyor.


 
Derslerimi online veriyorum. Türkiye’nin farklı yerlerinden öğrencilerimle buluşuyorum. Bazen aileleri de katılıyormuş. Bir köşede dersi dinliyormuş. Daha önce yaşamadığımız bir tecrübe.
Çay-kahve molalarında ise belgesel izliyoruz.

Son izlediğimiz Mavi Görev (Mission Blue) belgeseli.
Belgesel, okyanus bilimci Sylvia Earle'nin okyanusları aşırı avlanma ve zehirli atık gibi tehditlerden kurtarmak için yürüttüğü kampanyanın hikayesi.

Bir bilim kadının başarı hikayesi.
Peki kim bu bilim kadını:
Sylvia Earle hayatını okyanusları keşfetmeye, anlamaya ve korumaya adamış
Amerikalı bir deniz biyoloğu ve gezgin.
Doktorasını Harvard Üniversitesi’nde 1996 yılında tamamladı.
Amerika Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin ilk kadın şef bilim insanı.
1998 yılında TIME dergisi tarafından kendisine Gezegen Kahramanı unvanı verildi.
2009 yılında TED ödülünü kazandı.
Kendi girişimi olan Mavi Görev’i başlattı.
 

Bu programın amacı dünya çapında deniz koruma alanları oluşturmak.
Sylvia Earle, deniz koruması çalışmalarına ve okyanusun derinliklerindeki çevre araştırmalarına hala yoğun bir şekilde devam ediyor.
Dur-durak bir hayatı ele alan Mavi Görev belgeselinin yapımcısı Sylvia’ya sorar:
"Sylvia, senin gibi birini gerçekten hiç tanımadım.
Enerjin, azmin, tutkun...
Gerçekten... İlham verici.
Hiç kendi kendine şöyle dediğin oluyor mu:
"Bugün yapmayacağım. Bugünlük çalışmayacağım"?
Sylvia’nın cevabı çok anlamlı olduğu kadar düşündürücü ve yol gösterici:
"10. kattan düşen bir çocuk görseniz uzanıp onu tutmaya gücünüz yetiyorsa yakalamak için elinizden geleni yaparsınız.
Boş verip şöyle demezsiniz... "
"Çocuk aşağı düşerken ben şuraya gidip..."
Hayır, sürekli orada kalırsınız.
Tüm benliğinizle orada durursunuz.
Çocuğu kurtarmak istersiniz.
Henüz oyun bitmedi. Durumu tersine çevirebilirsek hala oyunu kazanabiliriz.
Tek yapacağımız öne çıkıp halkı olanlar konusunda bilgilendirmek ve umursamalarını sağlamak.
İnsanların doğayla olan ilişkimize bakışını yeniden şekillendirmeliyiz.
İnsanlar olarak zaten yapmış olduğumuz üzere bilinçli olarak Dünya'nın dengesini değiştirme yetisine sahipsek bunu durdurma yetisine de sahibiz...
Sylvia için hedef açık ve net:
SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR KIYI ŞERİDİ İÇİN EL ELE!
Sylvia haklı.
Evimiz yanarken, seyredemeyiz.
Tıpkı onuncu kattan düştüğünü gördüğümüz bir çocuğa seyirci kalamayacağımız gibi.
Nehirlerimiz, göllerimiz, deniz ve okyanuslarımız kirletilirken; yeryüzünün nimetleri yağmalanırken seyredemeyiz.
Çocuklarımızın ve torunlarımızın daha sağlıklı ve güvenli bir gezegende yaşaması için bir şeyler yapabiliriz.
Tıpkı bu salgınla mücadelede büyük bir dayanışma gösterdiğimiz gibi.
Bütün mesele karar vermek ve kendimizden başlamak.
Ne zaman mı?
Hemen şimdi.
Şairin dediği gibi:
“Ömür dediğin üç gündür,
Dün geldi geçti yarın meçhuldür,
O halde ömür dediğin bir gündür,
O da bugündür.’’

 



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: