Kötü adamları belirlemek zor değil!

Hem devlet hem de özel şirketler bizi gizlice izliyor. Devletin kişisel veya mahrem bilgileri saldırgan biçimde toplayıp kaydedebileceğine dair korkular, bu günlerde neredeyse tuhaf geliyor.

Kötü adamları belirlemek zor değil!

Hem devlet hem de özel şirketler bizi gizlice izliyor. Devletin kişisel veya mahrem bilgileri saldırgan biçimde toplayıp kaydedebileceğine dair korkular, bu günlerde neredeyse tuhaf geliyor.

kotuadamMahremiyet ile bireyselliğin kutsallığı ulusal güvenlik uğruna çoktan feda edilmedi mi? devlet, hackerlar ve şirketler tarafından yapılan her ihlal, Orwell, Huxley ve Gibson gibi eski yazarların ters ütopyalarının aslında doğru olduğu yönünde yeni kanıtlar sunmuyor mu? son haftalarda komplo teorisyenlerine bolca malzeme çıktı: devlete ait bilgilerin medyaya sızmasıyla ilgili soruşturmalar kapsamında associated Press haber ajansı muhabirlerinin telefon kayıtlarının FBI tarafından ele geçirildiği haberi ve Fox news'te çalışan bir gazetecinin elektronik yazışmalarının izlenmesi, çok önemliydi. Bu ifşaatlarla ilgili şikâyetler Başkan Obama'yı, adalet Bakanlığı'nın sızıntılar hakkında bilgi elde etmek için başvurduğu taktiklerin incelenmesi yönünde talimat vermeye yöneltti. Ayrıca mayıs'ta Bloomberg news muhabirlerinin, veri terminallerine abone olan kişilerle ilgili özel bilgiler toplarken aşırıya kaçtığı tespit edildi. david Carr, "Birçok yöne dağılan o kadar fazla sayıda hat var ki, kimin kurban kimin suçlu olduğunu anlamak zor. devlet ile medya, örtbas edenler ve örtbas edilenler arasında her zaman bir kedi fare oyunu vardı. ama teknolojiye gittikçe bağımlı olmak, eski casusluk sanatını silah haline getirdi" diye yazdı. Carr kimden korkulması gerektiğini irdelerken, "yaklaşan bilgi savaşı konusunu işleyen korkutucu filmlerde (mesela 'azınlık raporu') gizli izlemeyi sadece hükümetlerin yapmadığını hatırlamak önemli" dedi. tutuklanmaktan kurtulmak için Londra'daki Ekvador büyükelçiliğine sığınan Wikileaks'in editörü Julian assange'ın da aynı görüşte olduğu anlaşılıyor. assange Google'ın yöneticileri Eric schmidt ve Jared Cohen'in "yeni dijital Çağ" adlı kitabı hakkında yazdığı yazıda, Google'ı toplumdaki en istilacı güçlerle bir tuttu. assange, "Google'ın somut bir örneğini oluşturduğu bilgi teknolojisindeki ilerleme, çoğu kişi için mahremiyetin sonunu ilan ediyor ve dünyayı otoriterliğe itiyor" dedi. Oysa şimdiye kadarki en büyük gizli bilgi ifşaatlarından birinin başrolünde assange vardı. Assange, "kitabın 'baskıcı otokrasilerle' ilgili bölümü, birtakım baskıcı izleme yöntemlerini onaylamaz biçimde tanımlıyor: Vatandaşlar hakkında bilgi toplamayı, sosyal ağları izlemeyi ve nüfusun tamamıyla ilgili istihbarat toplamayı kolaylaştırmak için yazılımlara gizli programlar yerleştirmeye izin veren yasalar. aBd'de bunların tümü zaten yaygın biçimde kullanılıyor. aslında Google'ın kendisi bu yöntemlerin bazılarında (örneğin, sosyal ağlardaki profillerin gerçek bir isimle açılması kuralını koyma hamlesinde) öncü bir rol oynadı" diye yazdı. Kişisel gizliliği koruma dürtüsü, siyasi ve ekonomik alandaki güç mücadelesiyle sınırlı değil. sanatçılar da dikkatli olmak zorunda. Fotoğraf sanatçısı arne svenson'un şu anda New York'ta devam eden "komşular" başlıklı sergisinde, sanatçının manhattan'ın merkezinde bulunan dairesinden telefoto mercek yardımıyla çektiği fotoğraflar sergileniyor. Svenson karşı sokaktaki apartmanda oturan komşularını fotoğraflamış. İnsanlar evlerindeki mahrem anlar sırasında, rızaları ve bilgileri dışında fotoğraflanmış. Fotoğraflarda kendini tanıyan bazı kişiler şikâyetçi oldu. Kathy ryan, "tedbiri elden bırakmayan svenson sadece, fotoğraflanan kişilerin kimliğinin belli olmadığı kareleri sergiledi" diye yazdı. Ancak ryan'ın da gözlemlediği üzere, "Birinin sizi pencereden gizlice izlediğini izlediğini fark etmek, herkes için son derece rahatsızlık verici bir duygu". THE NEW YORK TIMES