KADINLARDA DAHA FAZLA

KADINLARDA DAHA FAZLA
Paylaş:

DHA

Uzmanlar açıkladı: Kadınların depresyona girme riskinin erkeklere oranla daha fazla olduğunu biliyor muydunuz?


Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) Duygudurum Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi Koordinatörü Prof. Dr. Ömer Aydemir, kadınların depresyona girme riskinin erkeklere oranla daha fazla olduğunu belirterek, “Araştırmalara göre 10 erkekten biri, kadınlarda ise her 4 veya 5 kadından birinin yaşamlarında en az bir kez depresyon hastalığına yakalanacakları öngörülüyor” dedi.

TPD'nin Antalya Kervansaray Lara Otel'de devam eden 14'üncü Bahar Sempozyumu'nda ortaya çıkan sonuçlarla ilgili basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya TPD Genel Başkanı Doç. Dr. Doğan Yeşilbursa ve dernek yöneticileri katıldı. Konuşmasında 13 Nisan tarihinde başlayan sempozyum hakkında bilgi veren Doç.Dr. Yeşilbursa, sempozyuma yönelik ilginin sevindirici olduğunu belirterek, “500'ü aşkın katılımcıyla gerçekleştirilen sempozyumda çeşitli alanlarda birçok önemli toplantı yapıldı” dedi.

Toplantıda depresyona ilişkin açıklamalar yapan TPD Duygudurum Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi Koordinatörü Prof. Dr. Ömer Aydemir, kadınların erkeklere oranla depresyona girme riskinin daha fazla olduğunu söyledi. Bu durumu çeşitli faktörlerin etkilediğini belirten Prof.Dr. Aydemir, “Depresyon hastalığının yaygınlığına bakıldığında, 2010 yılı başında yayınlanan bir çalışmaya göre toplumda yüzde 8-10 arasında görülmektedir. Araştırmalara göre erkeklerde 10 erkekten biri, kadınlarda ise her dört veya beş kadından birinin yaşamlarında en az bir kez depresyon hastalığına yakalanacakları öngörülüyor” diye konuştu.
 

DEPRESYONDA ÖLÜM RİSKİ YÜZDE 15


Etkili tedavi edilmeyen depresyonda intihar ve ölüm riskinin yüzde 15 olduğunu belirten Prof. Dr. Aydemir, “Bunun dışında, hastalar yaşam içindeki aktivitelerini sürdüremezler, iş, aile ve sosyal yaşamları olumsuz etkilenir. Depresyon şu anda dünyada en fazla yeti kaybı oluşturan hastalıklar sırasında dördüncüdür, 2020 yılında ise ikinci sırada olacaktır” dedi. “Depresyonun mutlaka etkili bir şekilde tedavi edilmesi gerekiyor" diyen Prof. Dr. Aydemir, “ABD'de yapılan bir çalışmaya göre hastaların yaklaşık yarısı hiçbir tedavi almıyor. Tedavi alanların ancak yüzde 21’lik kesimi etkili bir tedavi alıyor. Toplum olarak depresyona biraz duyarsızız. Türkiye’de de aynı rakamların çıkacağını tahmin ediyorum” dedi.

ANTİDEPRESANDA YANLIŞ BİLİNENLER

Antidepresan ilaç tedavilerinin etki göstermedikleri ve işe yaramadıkları yönünde tartışmaların gündeme geldiğini belirten Prof. Dr. Aydemir, “Çalışmalar antidepresanların doğru kullanıldığında çok başarılı sonuç verdiğini gösteriyor. Ama depresyon bir hastalık değil de, gündelik moral bozukluğu düzeyinde ise antidepresanlar elbette işe yaramaz. Yani depresyon hastalığında mutlaka etkili tedavi yapmak gerekirken, sadece moral bozukluğu veya yaşadığı olaylara bağlı üzüntü veya mutsuzluk yaşayan bir kişi hastaymış gibi tedavi edilmemelidir. Bunun ayrımını da psikiyatri hekimleri yapabilmektedir” dedi.

Ruh sağlığı ile ilgili sorun yaşayan kişilerin nereye başvuracakları konusunda kararsızlık yaşadığını söyleyen, bu kararsızlığın araştırmalara da yansıdığını belirten Uzm. Dr. Mehmet Yumru ise “Kişilere panik bozukluk belirtileri tanımlanıp, ‘Bu durumda ne yaparsınız?’ diye sorulduğunda, deneklerin yüzde 57'si iç hastalıkları doktoruna gideceğini belirtiyor. Bir sonraki soruda ‘İç hastalıkları doktorunuz sizi psikiyatriste yönlendirirse ne yaparsınız?’ diye sorulduğunda deneklerin yüzde 64.1'i ‘Psikiyatriste giderim’ şeklinde cevaplarken, deneklerin yüzde 16’sı ise başka bir iç hastalıkları doktoruna gideceğini belirtiyor. Bu yüzde 16’lık oran gerçekten çok düşündürücü” dedi.

Kadınların depresyona girme riskinin erkeklere göre daha fazla olmasında çeşitli faktörlerin etkili olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi, “Kadınlarda hormonal etkenlerin yanında toplumsal cinsiyet ile ilgili gelen bir çok yük var. Yoksulluk ve şiddetin kurbanı olarak erkeklerden daha fazla etkilendikleri için depresyon daha fazla görülüyor. Ayrıca düşük eğitim seviyesinin, erkeklerden az eğitim almalarının depresyon sıklığını artırdığı düşünülüyor. Doğum sonrası depresyon, düşük gelir, düşük eğitim seviyesi, işsizlik, gebelik sırasında evli değilse depresyonun sıklığı 11 kat artıyor” dedi.

‘EŞCİNSELLİK HASTALIK DEĞİL’


TPD Dış İlişkiler Sekreteri Uzm. Dr. Halis Ulaş, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın ‘Eşcinsellik bir hastalıktır’ açıklamasının ardından eşcinseller tarafından protesto edilmesi ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın açıklamalarını değerlendirerek, eşcinselliğin hiçbir şekilde hastalık olmadığını söyledi. Uzm.Dr. Ulaş, “Eşcinselliğin bir hastalık ya da tedavi edilmeye zorlanması gereken, insanlık geleceğini tehdit eden, soyu ortadan kaldırabilecek bir durum gibi ‘faşizan’ bir yaklaşım olarak ele alınmaması gerektiğini düşünüyoruz. Eşcinsellik insanlık içerisinde var olan bir yönelimdir ve kesinlikle hastalık değildir” dedi.

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Doç.Dr. Doğan Yeşilbursa ise Türkiye’de resmi bilirkişi olarak tanımlanan Adli Tıp Kurumu'nun çalışmalarına yönelik problemler bulunduğunu söyledi. Problemlerin Adli Tıp Yasası ve örgütlenmesinden kaynaklandığını belirten Doç.Dr. Yeşilbursa, “Mahkemeler alışkanlıklarından dolayı Adli Tıp Kurumu'nu tek adres olarak gösteriyor. Bu nedenle adli tıp kurumundan aylar sonraya randevu veriliyor. Bu problemleri aşmak için üniversitelerin çocuk ve ruh sağlığı bölümleri ile kentlerde bulunan hastanelerin çocuk ve ruh sağlığı bölümlerinin de bilirkişilik hizmeti vermesi gerekiyor. Bilirkişi kurumlarının artırılması gerekiyor” diye konuştu.