İş seyahatinde meraklı gözlerden sakının

Teknoloji danışmanı, girişimci ve blogcu Peter Cochrane, yolculuklarında genelde kahvesi, kurabiyeleri ve gazetesiyle keyif yapıyor.

İş seyahatinde meraklı gözlerden sakının
Paylaş:

Teknoloji danışmanı, girişimci ve blogcu Peter Cochrane, yolculuklarında genelde kahvesi, kurabiyeleri ve gazetesiyle keyif yapıyor.

Ancak Mart 2006'daki hatırlanmaya değer bir yolculukta, yakınındaki yolcular İngilizlere oldukça aykırı bir şekilde davranıp gürültüyle konuşuyorlardı. Cochrane dönüp onlara baktı ama umursamadılar. O da, mobil iş toplantısı yapan o danışmanları dinlemeye başladı. Cochrane, "Birkaç dakika içinde kim olduklarını anladım. Müşterilerinin kim olduğunu, ne tür bir iş yaptıklarını, yapılan işin hacmini ve ne tür zorluklarla karşılaştıklarını anladım" diyor. Danışmanların en kıdemlisi, bir müşteriyle konferans bağlantısı kurulacağını söylemiş. Cochrane ise dayanamayıp gruba, "Çevirmeniz gereken numara bu. Girmeniz gereken şifre ise bu" demiş. Hatta halka açık bir havacılık şirketi olan müşterinin numarasını çevirip şifreyi de girmiş. Cochrane, "Kötü birisi olsaydım, bu işten kesinlikle bir miktar kâr ederdim" diyor. Bir iş gezisinde gevezelik etmek, olumsuz sonuçlara neden olabilir. Pillsbury Winthrop Shaw Pittman hukuk bürosunun Washington ofisinin ortağı Robert B. Robbins 2009'da Amtrak treninde yolculuk yaparken, hukuk şirketinin birkaç meslektaşı işten çıkarma niyetini diğer yolculara farkında olmadan duyurdu. Avukat bir cep telefonu görüşmesinde, işsiz kalmak üzere olan iş arkadaşlarının adlarını verdi. Bu düşüncesizlik trendeki bir hukuk öğrencisini rahatsız etti ve öğrenci, "Above The Law" (Kanunun Üstünde) adlı blogda duyduklarını yazdı. Bu gafla ilgili haber, Robbins'in hukuk şirketinin "küçülme konusundaki düşüncelerinin duyulma şekli yüzünden" kamuoyundan özür dilemesine neden oldu. Bazı havayolu şirketlerinin uçakta cep telefonuna izin verdiği, gittikçe artan sayıda otobüs, tren ve hatta taksinin kablosuz internet hizmeti sunduğu bu aşırı-bağlanırlık çağında, iş seyahatine çıkanlar özel bilgileri sürekli ifşa ediyor. Boston'daki Symons Koleji'nde "rekabet istihbaratı" (şirketlerin ve meslektaşların yasal ve ahlaki yöntemlerle izlenmesi) dersi veren Cynthia Cheng Correia, "İnsanlar bilgi güvenliği uygulamaları konusunda acınacak derecede gevşek" diyor. Correia bir uçuşta, "müşteriler" başlıklı veritabanı üzerinde çalışan bir satış müdürünün yanında oturuyormuş. Cep telefonundaki fotoğraf ları incelerken, komşusunun bilgisayar ekranının fotoğrafını çekebilecek durumda olan Correia, "Bundan habersizdi" diyor. Omuz sörfü, yani bir yabancının belgelerini veya dizüstü bilgisayarını gizlice okumak yaygın bir şey. 2007'de 3M İngiltere şubesi için yapılan ankete katılan 400 işadamının yüzde 80'i, omuz sörfü yaptığını söyledi. Ayruca katılımcıların yarısından çoğu, böyle istenmeyen bir dikkate maruz kaldıklarında bunu görmezden geldiklerini söyledi. Correia'ya göre yol arkadaşlarının ilgisiz görünmesi, iş seyahatindeki kişilere yanlış bir güven duygusu verip onları rehavete düşürüyor. Correia, "Çevremizde ağlayan bebekler olması, güvende olduğumuzu göstermez. Ekonomi sınıfında, birinci mevkidekinden daha çok göz vardır" diyor. New York'taki Kroll şirketinin ticari istihbarat ve araştırmadan sorumlu kıdemli genel müdürü Richard Plansky, omuz sörfünden endişelenen yolcuların iş seyahatinden önce "veri diyeti" yapmasını tavsiye ediyor. "Dizüstü bilgisayarı, iPhone ve flaş belleği yanınıza almanız gerçekten gerekli mi?" diye soran Plansky, Çin'e ve Rusya'ya giden müşterilerine bunu yapmamaları uyarısında bulunuyor. Şirketlerin güvenlik uzmanları, bu iki ülkenin devlet güvenlik görevlilerini konuk işadamlarından ticari sırlar çalmaya çalışmakla suçluyor. Yüksek riskl i ülkelere giden müşterilerin, yanlarında değerli bilgi içermeyen bilgisayarlar ve cep telefonları götürmelerini tavsiye eden Plansky, "Yanınızda olmayan şeyi kaybetmezsiniz" diyor. Mikroelek t ronik sek törüne danışmanlık yapan Ken Rygler, Çinli istihbaratçılardan ziyade meraklı yol arkadaşlarının sinsi gözlerinden endişeleniyor. "Yazı boyutu çok büyük" olduğu için, Rygler uçak yolculuğunda PowerPoint kullanmıyor. Bazı özel araştırmacılar, seyahat eden çalışanlardan bilgi toplamak için şirketlerin genel merkezine yakın bir havaalanının bekleme salonunu gözetliyor. Bu yöntemleri etkisiz bulup küçümseyen Plansky, korunacak fikri mülkiyete sahip yolcular için "özellikle riskli" yerler olarak, konferansları ve fuarları gösteriyor. Konferans merkezi dışında yaka kartı takan ve şirket logolu elbise giyen bazı konferans katılımcıları, kolay hedef oluyor. Büyük şirketlerin çalışanları toplantılarda sadece diğer ofislerden gelen meslektaşlarını görebildikleri için, sektörel etkinliklerde kendilerini iş hakkında konuşmaya kaptırabiliyor. California'daki Fenwick & West şirketinde avukatl ık yapan ve konferanslarda bilgi güvenliğiyle ilgili konuşmalar yapan Robert D. Brownstone, ifşaatlara şaşırmıyor. Brownstone Florida'daki bir çalışma hukuku konferansında kullandığı, kayıtlı kişilere mahsus bilgisayarın masaüstünde "İşten Ayrılma.doc" diye bir belge görmüş. Brownstone, "Masaüstü simgesine dokunur dokunmaz, bir hukuk şirketinin adının olduğu sarı balon belirdi. Dosyayı açınca, bir işten ayrılma sözleşmesinin nihai veya ön taslağını gördüm. Konferansta daha iyi bir çalışma hukuku avukatı olmaya çalışan birisi vardı. Belli ki, iş e-postasına veya kendi bilgisayarına girip masaüstüne örnek bir dosya yüklemiş ve onu öylece orada bırakmıştı" diyor. Brownstone seyahat ederken gizli bilgileri korumak amacıyla katı kurallar uyguluyor. Belgeleri önemsiz gibi göstermek için "Better File Rename" adlı yazılımı kullanan ve onları dijitalleştirmek için taşınabilir bir tarayıcı bulunduran Brownstone, "Birilerinin göz dikebileceği malzemeleri taşımak istemiyorum" diyor. Uçakta veya trende BlackBerry'yi açmadan veya iş arkadaşınızla konuşmadan önce, yan koltukta muhtemelen ne yaptığınızı izleyen profesyonel dinleyiciye getirdiğiniz yükü düşünün. Correia, "Duydu ğunuzu silemezsiniz. Gözlerinizi kaçırabilseniz de, kulaklarınızı tıkayıp şarkı mırıldanamazsınız" diyor. THE NEW YORK TIMES