HER DEPRESYON GEÇİREN İNSAN MUTLAKA İLAÇ TEDAVİSİ GÖRMELİ Mİ?

Paylaş:

HER DEPRESYON GEÇİREN İNSAN MUTLAKA İLAÇ TEDAVİSİ GÖRMELİ Mİ?Ortalama ömür süresi içinde, 18-65 yaş arasında insanların % 15-20’si tedaviyi gerektirecek düzeyde bir depresyon atağı geçirir.

Belirli bir anda, belirli bir toplulukta 100 kişiden 2 veya 3'ünde ciddi ve tedavi gerektirecek bir depresyon durumuna rastlarız. Depresyon oldukça sık ve yaygın görülen bir ruhsal bozukluktur. Peki her depresyon belirtisi, depresyon hastalığına mı işaret eder? Hayır, depresyon belirtilerinin bir bölümü ortalama iki haftadan fazla sürüyorsa, kişinin günlük hayatının kalitesini bozuyorsa, verimliliğini, üretkenliğini etkiliyorsa ya da kişi kendisini ruh sağlığı anlamında iyi hissetmiyorsa ancak o zaman bir tedavi gerekebilir.

Depresyonu iki ana gruba ayırabiliriz: Yapısal, yani doğrudan kişinin çevresel sıkıntı ve streslerinden kaynaklanmayan, daha çok kendi genetik, fizyolojik ve psikolojik yapı sorunlarından kaynaklanan depresyon. Diğeriyse, reaktif dediğimiz ve stresli yaşam olaylarıyla baş etme sırasında yaşanan bir çökkünlük hali. Türü ne olursa olsun bunlar tedavi açısından pek fazla fark göstermezler. Elimizdeki en önemli tedavi edici araç antidepresanlar dediğimiz ilaçlardır. Bu ilaçlar konusunda çok büyük gelişmeler, atılımlar vardır. Değişik gruplara ayrılan antidepresanların da tedavi edici özellik açısından birbirlerine çok büyük bir üstünlükleri yoktur. Kabaca söylemek gerekirse, ilaçların başarısı % 65-70 gibidir. Değişik antidepresanlar denenmesine karşın, hastaların aşağı yukarı % 25-30'u bu ilaçlara cevap vermez. Modern anlayışta ilaç ve psikoterapi kombinasyonunun en etkili yöntem olduğuna inanırız. Sadece ilaçları verip, hastanın kendi halinde iyileşmesi beklenmez. Antidepresanları verirken hastayla çok olumlu bir hasta-hekim ilişkisinin kurulması, psikoterapi desteğinin sunulması tedavi başarısını çok artırır. Ancak, reaktif tür dediğimiz bazı depresyonlar antidepresan kullanmadan da psikoterapiyle tedavi edilebilir. Depresyonu doğuran olumsuz koşullar devam ettiği için bu türde, ilaç bu etkileri ortadan kaldıramaz. Yapısal depresyonlarda bile psikoterapi yararlı ve gereklidir, ancak zorunlu değildir.



İlaçların yan etkileri nelerdir?



Özellikle SSRI (Seçici Serotonin Geriahm İnhibitörleri) denen yeni ilaçların yan etkileri klasik antidepresanlara oranlara çok daha azdır. Günlük hayatı çok fazla etkilemeden, bozmadan, uyuşukluk ya da bilinç durumunda değişiklik yaratmadan depresif semptomları azaltmak ya da geriletmek mümkündür. Elbette su gibi, hiçbir yan etkileri yok denemez, ama terazinin bir kefesine depresyonla yaşamayı, diğerine bu ufak tefek yan etkileri koyduğumuzda depresyonla yaşamaktansa, ilaç tercih edilir. Antidepresanların dezavantajı, uzun süre kullanımın şart olmasıdır. Giderek azalan dozda olmak üzere en az altı ay kullanılmalıdır ilaçlar. Hatta bu süre bazen l ya da 2 yıla kadar uzatılır. Çok sayıda hasta ilk 1-2 ayda rahatlar ve ilacı bırakır. Bu da çoğunlukla hastalığın nüks etmesine yol açar. Zaten yeterli süre tedavi edilse bile, depresyonların tekrarlama olasılığı yüksektir. Nüks etmeyi ya da kronikleşmesini önlemek için ilaç kullanımı uzun tutulur.



İlaç kullanımında nelere dikkat edilmelidir?



Klasik tip dediğimiz trisiklik antidepresanlar, yüksek dozda alındığında depresyonda intihar eğilimi riski de yüksek olduğu için bazen ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu klasik ilaçların toksik (zehirleyici) etkisi yüksektir. Modern ilaçlarsa oldukça güvenlidir, çok yüksek dozda kullanılsa bile ölüm olaylarının görülmesi çok nadirdir.



İlaçlar bağımlılık yapar mı?



Hastaların ve yakınlarının en sık sorduğu soru budur. Klasik olarak bilinen şey antidepresanların fiziksel bağımlılık yapmadığıdır. Antidepresan kullanımı sırasında tolerans gelişmez. Tolerans gelişimi, size iyi gelen belli bir dozun bir süre sonra yeterli olmamasıdır. Antidepresanlar için bu söz konusu değildir. Tedavi edici bir doz uzun aylar boyunca artırılmadan hatta azaltılarak aynı etkiyi sürdürür. Ayrıca, yeterli süre kullandıktan sonra bu ilaçlar kesildiğinde yoksunluk belirtileri görülmez.

 

DR. OĞUZ TAN- PSK. ZEHRA EROL