Gürültülü seyahatlerde huzur arayışı

Eski bir rahip, "Gürültü çıkaranları suçlamayın" diyor.

Gürültülü seyahatlerde huzur arayışı

Eski bir rahip, "Gürültü çıkaranları suçlamayın" diyor.

Birkaç yıl önce 1 Nisan şakası yapan Kanada merkezli havayolu şirketi WestJet, uçaklarda çocuklar için "özel VIP bölümü" açıp, diğer yolculara çocuksuz uçuş yaşatacağına söz vermişti. Hazırlanan videoda çocuklar bagaj şeridinden kaydırılıp uçağın kargo bölümüne kapatılırken görülüyordu. seyahatGerçek ya da fantezi olsa da çocuklarla seyahat konusunun temelinde çok önemli bir arayış yatıyor. Mesele sessizlik ve farklı kültürlerin sessizliğe ne değer biçtiği ya da biçmediği. Bu özellikle seyahat ettiğimizde önem kazanan bir nüans. Kulaklıklardan bağıran müzik, cep telefonuyla yüksek sesle sohbet eden yolcular, havaalanında ayakkabıları çıkarmak kadar seyahatin ayrılmaz bir parçası. İngiltere'deki Ulusal Fiziksel Laboratuvar'ın akustik grubunun eski başkanı Mike Goldsmith, gürültünün çok sayıda kişiyi rahatsız ettiğini, strese soktuğunu, zulme uğruyor hissine boğduğunu belirtiyor. Seyahat sektöründe ise gürültüyü kontrol etme çabası gittikçe daha fazla kurallara bağlanıyor. Otobüslerde cep telefonu yasağı getiriliyor ya da trenlerde sessiz vagon uygulaması yapılıyor. Ama bazı gürültüden canını kurtarma stratejileri de (ses geçirmeyen kulaklık, ters bakışlar ve uyku ilaçları) kendinizi antisosyal ve daha da kötüsü nemrut hissetmenize yol açabiliyor. "Biraz Kafa Dinleyecek Yer Lazım" adlı kitabında ve "Headspace" adlı web sitesinde meditasyonun faydalarını tartışan eski rahip Andy Puddicombe, "Neler olup bittiğini inkâr etmek işe yaramıyor'' diyor. Yanınızda avaz avaz konuşan biri varken derin nefes alıp vermeye çalışmak, nefese odaklanma çabasına girdiğinizden, daha sinir bozucu oluyor. Uçak uğultusuyla baş etmenin pek bir yolu yok. Geriye değiştirebileceğiniz tek bir şey kalıyor: Verdiğiniz tepki. "Ses tek başına sorun değil. Sorun zihnimizin gösterdiği direnişte" diyor Puddicombe. Başka deyişle, bağıran çocuklar ve aciz ebeveynlere hiddetlenmeyin. Puddicombe'a göre rahatsızlığınız, gerçeklik (bağıran çocuk) ile başka bir durum (sessizlik) istemeniz arasındaki uçurumdan kaynaklanıyor. Puddicombe'ın deyişiyle, (özellikle şu anda burada olmayla ilgili) "farkındalık meditasyonu", gerçeklik ile arzu arasındaki mesafeye bir köprü kurabilir. "Gerçeği değiştirme güdünüzü kenara koyup tam da şu anda olup bitenleri kabullenmeye yaklaşın" diyor. Önce, bunaldığınızı kabul edin. Puddicombe, "Direndiğinizi fark ettiğinizde direnişiniz yoğunluğunu kaybedecektir" diyor. Sonra sesi dinleyin. Gürültü çıkaranları suçlamayın. Sadece sesi dinleyin. "Tüm dikkatinizi verirseniz, eninde sonunda zihniniz bundan sıkılacaktır" diyor Puddicombe. Kulaklığından sizin duyabileceğiniz yükseklikte müzik çıkan birinin yanında bir saatlik tren yolculuğu örneğini veriyor. Zihninizin 1 saat boyunca müziğe odaklanıp kalamayacağını söylüyor. "Gürültüye kulak verirken, uysal bir kabullenişi hedefleyin" diyor. Ama kabullenişin ötesine geçersek, gürültüyü asgaride tutmak için fizyolojik sebepler var. Şirketlere ses konusunda tavsiyede bulunan Sound Agency Başkanı Julian Treasure, "Ses yükseldiğinde, kalp atışları da hızlanıyor" diyor. Kendinizi gürültülü bir uçakta bulursanız, sessizlik beklentiniz varsa bunun sessizliği toplumsal bir kural olarak addetmenizden kaynaklandığını hatırlamanız teskin edici olabilir. Ne de olsa, herkes aynı toplumsal kuralları paylaşmıyor. Paylaşmaları da gerekmiyor. City University of New York'un Mezunlar Merkezi'nde Kamusal Alan Araştırmaları Grubu'nu yöneten Antropoloji ve Psikoloji Profesörü Setha Low, "Uçaktaki kültürel ortam, çok kibar bir yerden kültürel çeşitlilik arz eden bir yere kadar değişebiliyor. Ve toplumsal kurallar arasında büyük farklar var" diyor. Örneğin, İspanya gibi ülkelerin sosyal kültürü, İskandinav ülkelerininkinden çok daha samimi, çok daha sokulgan. İhtilaflı durumların üstesinden gelmenin yöntemlerinden biri de daha pahalı ama ayrı ulaşım alternatifleri yaratmak. Ama bu kez de kendinizi dışlayabilirsiniz. Low, "Gittikçe daha fazla insan sterilize kamusal alan yaratmaya çalışıyor. Ama asıl soru şu: Bu bizi nereye götürecek?" diye soruyor. Henüz bilmiyoruz. Şimdil ik "Headspace"deki uygulamayı çalıştırıp Puddicombe'un sesini dinleyin: "Bulunduğunuz odada, yan odada, hatta binanın dışında sesler olabilir. 10 saniyeliğine bu seslerin bilincinizden gelip geçmesine izin verin." Her gün birkaç dakikanızı Pudd ic ombe'un ku lağınıza fısıldayacaklarına ayırın ve bir sonraki uçuşunuzda sodanızı yudumlarken kopacak her curcunayı nazikçe kabulleneceğinizi umut edin. THE NEW YORK TIMES