GENLERLE YÖN BULABİLİRİZ

GENLERLE YÖN BULABİLİRİZ
Paylaş:

THE NEW YORK TIMES

Kral kelebeğinin yönünü nasıl bulduğunu inceleyen araştırmacılar, insanların dünyanın manyetik alanını hissedebileceğine ve bunu yönlerini bulmak için kullanabileceğine dair güçlü bir ipucu yakaladı.

 


Pek çok hayvan yönünü bulmak için dünyanın manyetik alanına bel bağlıyor. Araştırmacılar da insanların bu özelliğe sahip olup olmadığını merak ediyor. Binlerce yıl önce yıldızsız bir gökyüzü altında Polonezyalı denizciler 5 bin kilometre uzağa giderken manyetik alanı mı hissediyorlardı? Ancak yıllar içinde yapılan başarısız deneyler sonrası araştırmacıların manyetik alana dair ilgileri azaldı.
Bu dala olan ilgi Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Steven M. Reppert ve meslektaşları Lauren E. Foley ve Robert J. Gegear'ın geçen ay yayınladıkları bir araştırma sonrası değişebilir. Ekip, kriptokromları (hücrelerin günlük ritmini düzenleyen ışığa duyarlı proteinler) ve kral kelebeklerin güneşe bakarak yönlerini nasıl bulabildiklerini inceliyor.

Fakat kelebekler güneş bulutların ardındayken bile yönlerini bulabiliyor. Yani güneş olmayınca da yönlerini bulmalarını sağlayan bir destek sistemine sahipler. Bazı fiziksel kimyagerler, kriptokromların dünyanın manyetik alanına karşı duyarlı olduğunu düşünüyor. Reppert de bu teoriden yola çıkıp kral kelebeğin kriptokromlarını dünyanın manyetik alanını hissetmek için kullanıp kullanmadığını incelemeye başladı.

İlk olarak laboratuar ortamında genleri ile çok daha kolay oynanabilen meyve sineğini inceledi. 3 yıl önce kriptrokrom geni çalışır halde olduğu zaman sineğin manyetik alanları hissedebildiğini tespit etti. Reppert daha sonra kelebeğin iki kriptokrom geninin, manyetik alanları hissetmek için sineğin geniyle yer değiştirebileceğini gösterdi. Yani kelebekteki genler aynı amaç için kullanılıyor. Kral kelebeğin iki kriptokrom geninden biri,

DNA dizilimi açısından insan kriptokrom genine benziyor. Reppert de bunun üzerine sinekteki kriptokrom genini saf dışı bırakıp yerine insandan aldığı geni koydu. Burada amaç, insandaki genin manyetik alanı hissetmekte kullanılıp kullanılamayacağını anlamak. Kriptokrom, insanların gözünde son derece etkin bir rol alıyor.

Eğer kriptokrom retinayla etkileşim içindeyse manyetik alanı hissetmek değil görmek bile mümkün olabilir. Reppert, yön bulmak amacıyla insanların manyetik alanı kullanması konusunda yanlış yere odaklanıldığını söylüyor. Geçen yıl Virginia Teknoloji Üniversitesi'nden John B. Phillips'in öne sürdüğü fikri uygulamaya geçiren Reppert, manyetik algılamanın başlıca kullanım alanının "mekânsal yön bulma" olduğunu söylüyor.

Phillips, Reppert'in çalışmasını ilginç bulduğunu ancak Reppert'ın yaptığı bir deneyin sonucunun onu şaşırttığını söylüyor. Deneylerden birinde Reppert, manyetik alanla etkileşime girdiği düşünülen kriptokromları kısmen bozmasına rağmen, sinekler manyetik alanı tespit edebildi.

Proteinlerin gözde nasıl hizalandığına bağlı olarak böcekler manyet ik alana göre yönlerini bulurken nesneleri açık ya da koyu renkli olarak algılayabilir. Aslında kriptokrom sistemi, görüş açısındaki belirgin oluşumların tümünü kapsayacak bir şebeke oluşturarak bir sincabın toprağın altına gömülü bir meşe palamudunu bulmasını ya da bir kurdun gördükleriyle duyduklarını entegre etmesini sağlayabilir. Phillips, "Bu araştırmanın çok sayıda gerçek tarafından sınırlanmadığı eğlenceli bir aşama" diyor. Diğer hayvanlar böyle etkileyici bir sisteme sahipse, bu neden bizde olmasın? Phillips, "Elektromanyetik dalgalarla dolu modern dünyamız bunları hissetmemizi engelliyor olabilir" diyor.
 gen, hücre, insan