Gelecek geçmişi etkiler mi?

Geleceğin geçmişi etkileyebileceğini öne süren yeni bir kuantum hipotezi geliştirildi.

Gelecek geçmişi etkiler mi?

Kuantum mekaniğinin en tuhaf özelliklerinden biri, eşit derecede tuhaf bir fikirle açıklanabilir; Nedensellik, zamanda ileriye olduğu kadar, geriye de gidebilir. Einstein`ın hayaletimsi etki olarak adlandırdığı şey, teorik olarak “geriye nedenselliğin” kanıtı olabilir. Geriye nedensellik yarın yiyeceğiniz öğle yemeği yüzünden bugün karnınızın ağrımasının parçacık dünyasındaki eşdeğeridir.

ABD ve Kanada`dan iki fizikçi, kuantum teorisinin temel varsayımlarına daha yakından göz attılar ve zamanın zorunlu olarak bir yönde aktığını keşfetmediğimiz sürece, bir parçacık üzerinde yapılan ölçümlerin zamanda ileriye doğru olduğu kadar, geriye doğru da yankı yapabileceğini düşünüyor.

Hepimiz kuantum mekaniğinin tuhaf olduğunu biliyoruz ve bu tuhaflığın bir kısmı en temel seviyede, parçacıkların masa üzerinde yuvarlanan yuvarlak katı toplar gibi davranmadığı, aksine oda içerisinde birbiri arasında değişen, sisli olasılıklar bulutu gibi davrandığı gerçeğine dayanır. Bu bulanık bulut. parçacıklar üzerinde ölçüm yaptığımız zaman net bir görüntü kazanır. Bu da; köşe deliğinde sadece beyaz topla siyah topun çarpıştığını görebileceğimiz ama her delikte sayısız siyah topla beyaz topun çarpıştını asla göremeyeceğimiz anlamına gelir.

Fizikçiler arasında, bu “belkiler bulutunun” gerçek bir şeyleri temsil edip etmeyeceği veya elverişli bir temsil olup olamayacağı üzerine tartışmalar yapılmaktadır. Fizikçi How Price`a göre, eğer kuantum durumlarının arkasındaki tuhaf olasılıklar gerçek bir şeyi yansıtıyorsa ve hiçbir şey zamanı tek yönde ilerleyecek şekilde kısıtlamıyorsa; bu belkiler bulutu içerisindeki bir siyah top teorik olarak delikten geri çıkıp, beyaz topa çarpabilir.

Eleştirmenler; klasik fizikte tamamıyla bir zaman simetrisi bulunduğunu ama yine de henüz görünürde geriye nedenselliğin bulunmadığı konusunda itirazda bulunuyorlar. Neden kuantum dünyası bundan farklı olsun ki?

Chapman Üniversitesi`nden Matthew S. Leifer ve Perimeter Teorik Fizik Enstitüsü`nden Matthew F. Pusey; söz konusu zaman olduğunda kuantum dünyasının farklı olup olmadığı sorusunun cevabını merak etti. İkili, Price`ın varsayımlarından bir kısmını değiştirdi ve bunların hayaletimsi etki için önemli olan Bell Teoremi`ne dair yeni modellerine uyguladılar.

John Stewart Bell, kuantum mekaniğinde gerçekleşen tuhaflıkların, yakın çevrede gerçekleşen eylemlerle açıklanamayacağını söylemişti. Bu da, bu denli çok sayıda yöne ilerleyen bilardo toplarının çokluğuna hiç bir şeyin neden olmadığı anlamına geliyor. En temel seviyede, evren rastgeledir.

Peki başka bir yerde, hatta başka bir zamanda gerçekleşen olaylar söz konusuysa ne olurdu?

 Uzaklardaki bir şey Einstein`ın hayaletimsi etki dediği şekilde buluta temas ettirmeden onu etkileyebilir mi?

 Eğer iki parçacık, uzayda bir noktada birbirine bağlanmışsa; birinin herhangi bir özelliği üzerinde yapılan ölçüm, anında diğerinin değerinin de belirlenmesine neden olur, evrende hangi noktada bulunursa bulunsun. Bu “dolaşıklık” özelliği Bell Teoremi ışığında sayısız kez sınandı ve uzakta görünmelerine rağmen, aslında bir şekilde yerel seviyede etkileşime girdiklerini gösterebilecek bazı açık noktalar gündeme getirdi. Ve tahmin edebileceğiniz üzere, evren hâlâ oldukça hayaletimsi görünüyor. Fakat eğer nedensellik geriye işliyorsa; bu, bir parçacığın ölçüm eylemini zamanda geriye giderek dolaşık hâle geldiği noktaya taşıyarak, ortağını etkileyebileceği anlamına gelir. Işık hızından daha hızlı ilerleyen sinyallere gerek kalmaz. Leifer ile Pusey`in takip ettikleri hipotez bu.

Araştırmacılar, bazı temel varsayımları yeniden formüle ederek Bell Teoremi üzerinde uzayın zamanla yer değiştiği bir model geliştirdi ve hesaplamalarına göre, zamanın neden ileriye doğru ilerlediği gösterilmedikçe bazı çelişkilerle yüz yüze gelebiliriz.

BİLİM FİLİ



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: