DİZİ AŞKLARI ETKİLİYOR

DİZİ AŞKLARI ETKİLİYOR
Paylaş:

Sabah İDİL DEMİREL

Beyin ve aşk üzerine yaptığı araştırmalar, Amerika'daki tıp dergilerinde yayımlanan Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ; aşkın sadece psikolojik değil, fizyolojik etkileri de olduğunu söyledi.

Şu sıralar katıldığı televizyon programları yoğun ilgi gören Prof. Tanrıdağ, "Vücudun kumanda ve duygu merkezi olan beynimiz, aşktan etkileniyor. Beynimiz, dizilerde gördüğümüz aşk kalıplarını bile depolar. O kalıpları benimser ve aynı tepkileri verir" dedi. Çalışmalarını, nöropsikiyatri merkezi 'Memory Center'da sürdüren Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ ile aşk, evlilik, kadın ve erkek beyni üzerine konuştuk...

AŞIRI BİR BAĞIMLILIK HALİ

Aşkın beyne etkisi incelenebiliyor mu? Aşık birini beyninden tanıyabilir miyiz?
Aşkın kişi üzerinde psikolojik ve fizyolojik etkileri var. Aşık olunan kişiye yoğun bir dikkat ve odaklanma söz konusu... Duygusal olarak aşırı bir bağımlılık var. Bunlar, bilim adamları tarafından tanımlanıp, ölçülebiliyor. Son 15 yılda nöroloji biliminde önemli değişimler yaşandı. Aşk denilen etkilenme sırasında, beyinde ne tür değişiklikler olduğu 'Fonksiyonel MR' kullanılarak tespit edilebiliyor. Beynin hangi bölgelerinin aşkla ilişkili olduğu araştırılmaya başlandı.

Fonksiyonel MR ile beyin üzerinde nasıl bir test yapılıyor? Aşktan beynin hangi kısmı etkileniyor?
Kişiye aşık olduğu insanın fotoğrafları gösteriliyor, daha sonra ailesinin ya da arkadaşlarının fotoğrafları gösterilerek tekrar MR testi yapılıyor. Her iki durumda elde edilen sonuçlar kıyaslanıyor. Aşk; beyin kabuğunun altında kalan limbik sistemle ilişkilidir. Yoğun duyguları yaratan anıların oluşumu ve cinsel istek gibi birçok duygu bu bölümle alakalıdır. Aşk testleri sırasında, duygusal beyinde aşırı bir hareketlilik tespit ediliyor...

 Aşık olduğumuzda beynin hangi fonksiyonları ön plana çıkıyor?
Aşk duygusu yaşandığında güven, inanç, haz duyma ve ödüllendirme fonksiyonları etkinleşir. Bu fonksiyonlar; oksitosin, vazopressin, dopamin ve serotonin isimli hormonlar aracılığı ile gerçekleşir.

Tüm bu hormonlar ve duygular aşık olduğumuzda bizi nasıl etkiliyor?
Aşık olan insanlar; yemeden içmeden kesilir, dünyayla bağlantıları kopar, kendi iç dünyalarına kapanır, objektif karar vermekte zorlanır. Aşk; başta karar verme mekanizması olmak üzere insanın algısında ve davranışlarında birçok farklılaşmaya neden olur.

Bu anlattıklarınız biraz hastalıklı bir duruma benziyor...
Birçok şeyi göze alıp, aslında hiçbir sonuç elde etmeden yapılan şeyler; kesinlikle beynin çalışma prensibine aykırıdır. Aşırı tutku ve bir konu etrafında sürekli dönmek, beynin sağlıksız bir halidir. OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) denilen bir hastalık vardır. Aşık bir insanın davranış biçimi nörobilim tarafından OKB'li birine benzetilir...

Aynı ortamda bir kişiye duygusal bir yakınlık hissediyoruz. Diğerlerine bir şey hissetmiyoruz. Hiç tanımadan, biri hakkında nasıl bunları hissedebiliyoruz?
Bazen birini gördüğümüzde pat diye yoğun bir şeyler hissederiz. Şimdilerde buna 'elektrik' deniliyor daha çok. Beyin üzerinde yapılan araştırmalara göre; 500 milisaniye içinde bir insan hakkında karar veriyoruz. Aşık oluyoruz, seviyoruz, arkadaş olup olmamaya karar veriyoruz. Ondan sonra bu kişiyle bir şey yaşayıp, yaşamamak tabii ki başka birçok etkene bağlı...

DİKTE EDİLENİ KABUL EDİYOR

Peki aşık olurken çevremizde gördüklerimizden etkileniyor muyuz? Belli aşk kalıplarını göre göre, onları taklit etme gibi bir eğilim içine giriyor muyuz?

Beynin uzak hafızasına yerleşen imgeler davranış ve algımızı etkiler. Beyin gördüğü şeye alışır. Dikte edileni kabul eder. Beynimiz, dizilerden gördüğümüz aşk kalıplarını bile depolar. O kalıpları benimser, aynı tepkileri verir.

Edebiyat, ölümsüz aşkları anlatan hikayelerle dolu... Günümüzde de böyle şeyler yaşamak mümkün mü peki?
Her dönemin belli bir insan tipi vardır. O dönemin insanları, toplumsal baskılar, tarihte yaşananlar nedeniyle öyle şeyler yaşamaya uygundu. Oysa günümüz insanı, özgürlüklerine düşkün, duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade ediyor. Rahat yaşama normlarına bir an önce ulaşmak istiyor. O hikayelerdeki insan tipinden zaten uzak. Annemizin, babamızın bir insana bağlanırken kullandığı normları, biz günümüz dünyasında kendi ilişkilerimizde kullanamıyoruz.