Corona (Korona) Virüsü

Corona Koronavirüs nedir? Corona Koronavirüs nasıl bulaşır? Corona Koronavirüs belirtileri nelerdir? Corona Koronavirüs tanısı nasıl konulur? Corona Koronavirüs Türkiye'de var mı? Corona Koronavirüs aşısı bulundu mu? Corona Koronavirüs bulaşıcı mı?

Corona (Korona) Virüsü

Çin'in Wuhan şehrinde başlayan koronavirüs (Corona) salgını ile ilgili haberler hızla değişiyor. SARS ve MERS ile yakından ilişkili olan solunum yolu enfeksiyonu koronavirüs (Corona) Çin'e yayılmaktadır ve Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere diğer bazı ülkelerde vakalar teşhis edilmiştir.

Koronavirüs nedir?

Koronavirüs (Corona), soğuk algınlığı, aynı zamanda şiddetli akut solunum sendromu veya SARS içeren aynı koronavirüs ailesine aittir. 2002-2003 yıllarında bir SARS salgını dünya çapında özellikle Çin, Tayvan, Singapur ve Kanada'da - 8.000'den fazla kişiyi etkiledi ve kurbanlarının yaklaşık% 10'unu öldürdü.

CDC'ye göre, bir koronavirüs (Corona) genellikle soğuk algınlığına benzer hafif ila orta derecede solunum yolu hastalığına neden olur. Genellikle birkaç gün sürer.

Koronavirüs (Corona) Belirtileri

- Burun akması
- Baş ağrısı
- Öksürük
- Boğaz ağrısı
- Ateş
- Genel rahatsızlık hissi

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreysus, ajansın yoksul ülkelerin salgın hastalığa hazırlanmasına yardımcı olmak için halihazırda 9 milyon dolar rezerv kaynak ayırdığını söyledi. Ajans ayrıca ihtiyaç duyulan bölgelere yüz binlerce maske, eldiven ve solunum cihazı gönderiyor.

Kaç kişiye koronavirüs (Corona) tanısı konuldu ve kaç kişi öldü?

Avrupa CDC'ye göre, teyit edilen vakaların çoğunluğu  28.000'den fazla Çin'de. 25 ülkede Çin dışında 200'e yakın kişi onaylandı.

Koronavirüs (Corona) Görülen Ülkeler

-Tayland
- Japonya
- Singapur
- Tayvan
- Malezya
- Güney Kore
- Birleşik Arap Emirlikleri
- Vietnam
- Kamboçya
- Nepal
- Filipinler
- Hindistan
- Sri Lanka
- Almanya
- Fransa
- İtalya
- İngiltere
- Rusya
- Finlandiya
- İspanya
- İsveç
- Amerika Birleşik Devletleri
- Kanada
- Avustralya
- Belçika ve Makao
- Japonya, Tayland ve Singapur Çin dışında en fazla vakaya sahiptir.

Koronavirüs (Corona) yaygın semptomları nelerdir?

Koronavirüs, burnunuzu, sinüslerinizi veya üst boğazınızı enfekte edebilen bir tür yaygın virüstür. Burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı ve bazen ateş de dahil olmak üzere üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer semptomlara neden olurlar. Çoğu durumda, bir koronavirüs veya rinovirüs gibi soğuk algınlığına neden olan farklı bir virüsün olup olmadığını bilemezsiniz.

Ancak bir koronavirüs enfeksiyonu alt solunum yoluna yayılırsa (nefes borunuz ve akciğerleriniz), özellikle yaşlı insanlarda, kalp hastalığı olan veya zayıf bağışıklık sistemi olan insanlarda pnömoniye neden olabilir.

Koronavirüs (Corona) enfeksiyonu nasıl tedavi edilir?

Koronavirüs, burnunuzu, sinüslerinizi veya üst boğazınızı enfekte edebilen bir tür yaygın virüstür. Bir koronavirüs enfeksiyonunu soğuk algınlığı ile aynı şekilde tedavi edersiniz:

Nemlendirici veya buharlı duş da boğaz ağrısını ve cızırtılı boğazı hafifletmeye yardımcı olabilir.

- Bol dinlen.
- Sıvıları iç.
- Boğaz ağrısı ve ateş için reçetesiz ilaç alın (ancak 19 yaşından küçük çocuklara veya gençlere aspirin vermeyin; bunun yerine ibuprofen veya asetaminofen kullanın).

Korona (Corona) Virüsü için Alınacak Önlemler

Korona (Corona) Virüsünden Nasıl Korunulur?

- Ellerinizi sık sık en az 20 saniye yıkayın
- Yüze, ağza, buruna yıkanmamış ellerle dokunmayın
- El dezenfektanı da kullanmalıdır
- Hasta insanlarla yakın temasta bulunmamalı
- Kapı kolu sıkça temizlemeli ve dezenfekte edilmelidir.
- Telefon sıkça temizlemeli ve dezenfekte edilmelidir.
- Klavye sıkça temizlemeli ve dezenfekte edilmelidir.
- Öksürük ve hapşırık sırasında ağız mendil ile kapanmalı, sonrasında mendili atıp el yıkanmalı. - Hastayken evden çıkmamalı ve dinlenilmesi gerekiyor.

“VİRÜS 1960 YILINDA BERİ VAR”

Bazı tipleri insanlarda da enfeksiyona neden olabiliyor. Değişime uğrayarak farklı şekillerde karşımıza çıkanlardan biri Kasım 2002’de ilk kez Çin’de fark edilen SARS oldu. 2002 ve 2003’te dünya çapındaki salgınlarda ise çok sayıda ölüme neden oldu.

CORONA VIRÜSÜ NASIL BULAŞIYOR?

Hasta kişiyle yakın mesafeden konuşma, bulaşmaya neden olabiliyor. Virüsün olduğu yüzeylere, cisimlere temas ettikten sonra elleri yıkamadan ağız, burun göze temas etmek de hastalığa neden oluyor. Yani Coronavirus diğerleri gibi öksürme ve hapşırma kaynaklı damlacık yoluyla bulaşıyor denilebilir.

Hastalarda 39 dereceyi bulan yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığı ile seyrettiği, boğaz ağrısı, burun akıntısı da gözlenen şikayetler arasında yer alıyor. Orta-ağır bir tablo olarak kendini gösteren hastalık sağlıklı genç bireylerde daha hafif seyrediyor. Ancak yaşlı ve akciğer hastalığı, kanser, diyabet gibi hastalıkları olan grupta ağır seyrediyor ve ölümler gözleniyor.

“ERKEN TIBBİ YARDIM ALIN”

Son 14 gün içinde salgının kaynaklandığı veya görüldüğü ülkelere seyahat edenler veya bu ülkelere gidip-gelen kişiler ya da tanı almış bir hastayla aynı ortamda bulunmuş kişiler dikkatli olsun. Ateş, öksürük ve nefes alma zorluğunuz varsa doktora başvurun. Erken tıbbi yardım alın.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bireysel olarak alınabilecek önlemlere değinerek sözlerini şöyle sonlandırdı: “Sabunlu suyla ellerimizi yıkamaya sürekli özen göstermemiz gerekiyor.

Bu virüsler temas yoluyla elimizi dokundurup sonra yüzümüze, ağzımıza sürdüğümüzde de alınabiliyor. Havaalanı, AVM, toplu taşıma aracı gibi yoğun kullanılan ortak noktalarda bulunduktan sonra el mutlaka yıkanmalıdır, çok kalabalık alanlarda maske elbette takılabilir.  Ancak büyük panik olacak bir durum pek ortada yok. Gripten her yıl dünya üzerinde kayıplar olacaktır ama bakıldığında bunların büyük çoğunluğunun yaşlı, ikinci bir sorunu olan, dolaşım, kalp gibi ciddi sorunları olan insanlar olduğunu, çocuklar olduğunu görüyoruz. Bir de bu tip virüslere doğal olarak hassas gruplar da var, ama bunların sayısı oldukça az. Salgınların da illa Korona olması gerekmiyor. Riskli grupta yer alan kişiler başka virüslere ve salgın etkenlerine karşı da aynı tepkiyi verebilirler. İşte biz aşıyı bu yüzden savunuyoruz. Komplo teorisyenleri ‘önce hastalığı salıyorlar sonra aşıyı çıkarıyorlar’ diyor ama hiçbir aklı başında ülke böyle bir şey yapmaz.

Bu tip virüsler zaten var, mutasyona uğrayıp çeşitli yollardan insana geçerek hastalığa neden olabiliyorlar. Bunların aşısının geliştirilmesi koruyucu tıp açısından çok önemli. Aşı gibi önleyici tedaviler hem ölümleri azaltıyor hem de hastalık sürecindeki tedavi maliyetini azaltıyor. Aşı karşıtlığının sanki iyi bir şeymiş gibi savunulduğu günlerde bunu da önemle belirtmek isterim.”

 Çin’de ortaya çıkan ölümcül yeni virüs

Çin'de ortaya çıkan yeni virüs 1700 kişiye bulaşmış olabilir. Çin'de ortaya çıkan yeni virüsten etkilenenlerin sayısının resmi rakamların çok ötesinde olduğu belirtiliyor.

Virüsten etkilendiği teyit edilenlerin sayısı resmi rakamlara göre 50 civarında. Ama BBC'ye konuşan İngiliz bilim insanları virüsten etkilenenlerin sayısının 1700'e yakın olduğunu tahmin ettiklerini söyledi. Aralık ayında Çin'in Wuhan şehrinde virüse bağlı solunum rahatsızlığından dolayı iki kişi öldü.

Hastalık salgınları konusunda uzman olan Prof. Neil Ferguson, "Bir hafta öncesine kıyasla çok daha fazla kaygılıyım" dedi. Virüsle ilgili araştırma Londra'daki Imperial College Küresel Salgın Hastalıklar Merkezi'nde yapıldı. Kurum bulgularla ilgili İngiliz hükümeti ile Dünya Sağlık Örgütü'nü uyardı.

Singapur ve Hong Kong, Wuhan'dan hava yoluyla gelen yolcularda tarama yapmaya başladı, Amerikalı yetkililer de San Francisco, Los Angeles ve New York havalimanlarında Cuma gününden itibaren benzer tarama uygulamaları başlatacaklarını duyurdu.

Virüs salgınının boyutlarına dair ipuçları, diğer ülkelerde de benzer vakaların görülmesiyle ortaya çıktı. Virüsün çıkış noktası Çin'in Wuhan şehri. Ama Tayland'da iki ve Japonya'da da virüsle bağlantılı bir vaka görüldü. Prof. Ferguson, "Beni endişelendiren de bu oldu. Wuhan'dan çıkan üç vakanın başka ülkelerde görülmesi, kayda geçirilenden çok daha fazla vaka olabileceğine işaret ediyor" dedi.

Virüsle salgınının ne kadar yayıldığına dair kesin rakamlara ulaşmak imkânsız ama yerel nüfus verileri ile uçuş bilgilerine dair kayıtlar bir fikir verebilir. Wuhan Uluslararası Havalimanı 19 milyon kişiye hizmet ediyor. Ama günde yalnızca 3.400 kişi uluslararası uçuyor.

Araştırmanın yayımlanmadan önce internete konan bulgularına göre hesaplamalar, virüsle bağlantılı yaklaşık 1.700 vaka olduğuna işaret ediyor.

Bunlar ne anlama geliyor?

Prof. Ferguson, "Panik olmak için henüz erken" diyor ama bir hafta öncesine kıyasla daha fazla endişeli olduğunu ifade ediyor.

Çinli yetkililer, virüsün bir kişiden diğerine geçtiğini teyit eden bir vaka olmadığını, Wuhan'da bir pazardaki bozuk deniz ürünlerinden ve diğer yaban hayvanlarından bulaştığını söylüyor. Prof. Ferguson ise insandan insana bulaşma ihtimalini yok saymıyor: "Yine de insandan insana bulaşma ihtimali eskisine kıyasla daha fazla ciddiye alınmalı."

"Corona virüsleri hakkında bildiklerimizden yola çıkarsak, asıl olarak hayvandan insana bulaşmış olması bana göre çok mümkün değil."

Yeni bir virüsün nasıl yayıldığını tespit etmek, tehdidin değerlendirilmesinde de kritik bir rol oynuyor.

Nasıl bir virüs?

Hastalardan alınan örnekler laboratuvarlarda incelemeye alındı. Çin'de ve Dünya Sağlık Örgütü'ndeki yetkililer, enfeksiyonun corona virüsü olduğu sonucuna vardı. Geniş bir aileye sahip olan corona virüslerinden yalnızca altısının (eğer yeni virüs de kanıtlanırsa yedisinin) insanlara bulaştığı biliniyor.

Corona virüsleri hafif durumlarda soğuk algınlığı etkisi gösteriyor ama ağır vakalarda da şiddetli sonunum yetmezliğine neden oluyor. Buna, SARS (ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu) deniyor. Çin'de 2002'de görülen SARS salgınında virüsün bulaştıüı 8.098 kişiden 774'ü ölmüştü.

Genetik kodunda yapılan analizlere göre yeni virüs, diğer corona virüslerine kıyasla SARS'a en yakın virüs.

Türkiye'de Korona (Corona) Virüsü var mı?

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bölümleri ve Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin önemine işaret etti. Aşılamanın önemini vurgulayan Uzbay, “Bugün aşıya karşı bir karşıtlık var. Önleyici ve koruyucu tıbbın en önemli aracı aşıdır. Aşı reddediciliği çok tehlikelidir” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, “Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’yi riskli ülkeler arasında görmüyor” diyerek Sağlık Bakanlığı’nın çok önemli çalışmalar gerçekleştirerek  bu süreci iyi yönettiğini söyledi.

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Songül Özer de Korona virüsünün diğer virüslerden farkı olmadığını, Türkiye’de de görülmesinin mümkün olabileceğini ancak panik yapılmaması gerektiğini vurgulayarak özellikle el hijyenine özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Haydar Sur: “Türkiye Korona riski taşımıyor”

Korona virüsünün insanlığın karşılaştığı son virüs olmadığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “Çin’de 9 günde bir hastane yapabilecek teknolojiye sahip artık dünya. Bu sevindirici bir durum, demek ki önlem alabilecek yeterli güç var. Domuz gribi de domuz çobanlarından geçen bir virüstü, hayvanlarıyla sık bir arada oldukları için meydana geldi bu virüs. Nasıl ortaya çıktı, insandan hayvana, domuzda mutasyona uğrayarak yine insana geçerek ölümlere yol açtı. Bugün Korona virüsü yüzünden ölenlerin çoğu 65 yaş üstü, kalp, tansiyon, akciğer-karaciğer sorunları, böbrek yetmezliği gibi hastalıkları olan kişiler. Bağışıklık sistemi güçlü olanlarda bu virüs sağlık sorunu yaratamıyor. Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’yi riskli ülkeler arasında görmüyor. Sağlık Bakanlığı çok iyi çalışıyor, Dünya Sağlık Örgütü’nden 10 gün önce hamlelerini yaptı. Oraya enfeksiyon ilaçları gönderdi, o bölgedeki vatandaşlarımızı alıp Türkiye’ye taşıdı. Her şey çok şeffaf. Türkiye bu virüsü sorun yaşamadan atlatacaktır” diye konuştu.

 Korona virüsü insan vücudunu nasıl etkiliyor? (Corona)

Koronavirüs vücuda nasıl saldırıyor? Hastalığın belirtileri neler? Kimin ciddi şekilde hastalanması veya ölmesi olası? Hastalık nasıl tedavi edilir? Korona (Corona) Virüsü hakkında her şey…

Koronavirüs gibi bilinmeyen bir virüsle mücadele etmek, doktorlar için zorlu bir mücadeleye dönüştü. Çin'de yaklaşık 10 bin kişide virüs görüldü, en az 213 kişi hayatını kaybetti. Çin dışında 18 ülkede de 98 koronavirüs vakası var.

Çin'de tedavi olan ilk 99 hasta hakkında yapılan ayrıntılı bir araştırmanın sonuçları ise tıp dergisi Lancet'te yayımlandı. Koronavirüs vücuda nasıl saldırıyor? Hastalığın belirtileri neler? Kimin ciddi şekilde hastalanması veya ölmesi olası? Hastalık nasıl tedavi edilir?

Vuhan'daki Jinyintan Hastanesi'nde virüsle mücadelenin başını çeken doktorların yürüttüğü çalışma tüm bu soruların yanıtlarına ilişkin önemli bilgiler içeriyor.

Virüs akciğere saldırıyor

Jinyintan Hastanesi'ne götürülen 99 hastanın hepsinde pnömoni (zatürre) görüldü. Hastaların akciğerlerinin iltihaplandığı ve oksijenin havadan kana geçtiği küçük keselerin suyla dolduğu gözlemlendi. Hastaların;

- 82'sinin ateşi yüksekti
- 81'i düzenli öksürüyordu
- 31'i nefes darlığı çekiyordu
- 11'i kas ağrısından, sekizi baş ağrısından, beşi de boğaz ağrısından şikayetçiydi.

CORONA'DAN (Korona) İlk ölümler

Koronavirüs sonucu ölen ilk iki hasta, uzun süredir sigara içmelerine ve akciğerlerinin zayıflamasına rağmen sağlıklı gözüküyordu. Hayatını kaybeden ilk hasta, 61 yaşında bir erkekti. Bu kişi hastaneye getirildiğinde kendisine zatürre teşhisi kondu. Hasta, akut solunum sıkıntısı yaşıyordu, akciğerleri vücudunu hayatta tutmak için yeterli oksijeni salgılayamadı.

Solunum cihazına bağlanan hastanın önce akciğerleri tamamen devre dışı kaldı, sonra da kalbi, durdu. İkinci hasta ise 69 yaşındaydı ve o da akut solunum sıkıntısından muzdaripti. Hastaya bir akciğer makinesine bağlandı. Ancak ne yazık ki kurtarılamadı. Kan basıncı düştüğünde hastanın zatürre olduğu görüldü, vücudunda septik şok yaşadığı tespit edildi.
Market çalışanları

Koronavirüsün ilk olarak Huanan'da deniz ürünlerinin satıldığı marketteki canlı hayvanlarda görüldüğü düşünülüyor. 99 hastadan 49'unun marketle doğrudan bağlantısı vardı. 47 kişi ya dükkan sahibi ya da tezgahtardı.

Ancak Çin'de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin açıkladığı son veriler, virüsün kadınlarda görülme oranının erkeklere yaklaştığını gösteriyor. Bu verilere göre yine de kadınların virüse yakalanma olasılıkları yüzde 20 daha az. Aradaki farkın ise muhtemel iki nedeni var:

Erkekler kadınlardan daha ağır hastalık geçirmiş olabilir ve bu nedenle hastanede tedavi görmeleri gerekebilir. Salgın başladığında, sosyal ve kültürel nedenlerle erkeklerin virüse yakalanma olasılığı daha yüksek olabilir.

KORONA VİRÜSÜ’NDE (CORONA) Kadın-erkek farkı

Vuhan'daki Jinyintan Hastanesi'nden Doktor Li Zhang bu farkla ilgili olarak şunları söyledi:

"Kadınların viral enfeksiyonlara karşı duyarlılıklarının daha az olması, bağışıklıkta önemli bir rol oynayan X kromozomundan ve seks hormonlarından kaynaklanıyor olabilir. Bu da kadınların bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olmasında önemli bir rol oynuyor.

99 hastanın çoğunda, "bağışıklıklarının zayıf olması" sonucu gelişen ve vücutlarını virüse karşı savunmasız hale getirebilecek başka hastalıklar da görüldü. Hastaların 40'ının kalplerinde ya da kan damarlarında sorun olduğu tespit edildi.

 Korona (Corona) Virüsü’nden nasıl korunmalı?

Korona (Corona) Virüsü’nden nasıl korunmalı? Korona (Corona) Virüsü için alınacak önlemlere dikkat! Corona (Korona) virüsünden nasıl korunmalı, nelere dikkat etmeli?

Çin’in Wuhan kentinde 12 Aralık’ta görülmeye başlanan Korona virüsü hakkında bilgiler veren Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dâhili Tıp Bölümleri ve Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Korona virüsünün seyrinin domuz gribi gibi önceki virüs seyriyle eşdeğer ölçekte olduğunu vurguluyor. Panik yapılmaması ancak önlem de alınması gerektiğine dikkat çeken Uzbay ülkemizde tedavide yoğun olarak kullanılan sülükler konusunda da uyarıyor. “Çin’den sülük ithalatı yapılıyorsa sülüklere mutlaka dikkat edilmeli, sülük tedavileri yapılan yerlerin bu sülüklerin nasıl temin edildiği ile ilgili mutlaka açıklayıcı bilgi vermeleri gerekiyor.”

Virüs hayvandan insana geçtikten sonra başka insanlara bulaşacak şekilde mutasyona uğradı!

Korona virüsü hakkında bilgi veren Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bölümleri ve Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay salgının genel seyir durumu hakkında bilgilendirmede bulundu. Prof. Dr. Tayfun Uzbay; “Korona virüs enfeksiyonları son 15 yıldır görülüyor. Şu anda gündemde olan bu virüs ailesinin yeni bir tipi ve bu virüsün hastalık nedeni olduğu insandaki ilk tanı 12 Aralık tarihinde Çin’de kondu. Özellikle Çin’in Wuhan kentinde vaka sayısı birdenbire artmaya başladı.

Çin sağlık yetkilileri bu durumu incelediler. Daha önce gribe neden olan, domuz gribi, kuş gribi ve SARS gibi geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız virütik salgınlar oldu. Korona’da da benzer bir durumla karşı karşıyayız. Virüs hayvandan insana geçip daha sonra insandan insana geçen bir forma dönüşüyor. Virüs kaynağı ile ilişkili ilk açıklamalar yarasa şeklinde olsa da daha sonra kaynağın yılan olabileceği ağırlık kazandı. İlk vakaların büyük çoğunluğunun Huanan Deniz Ürünleri Toptan Satış Pazarı çalışanları veya müşterileri olduğu dikkati çekti. Burada yemek için yılanlar da satılırken, bu yılanların genellikle vahşi doğada yarasa avlayarak beslendiği de biliniyor. Sonuç olarak çeşitli hayvanlardan insanlara virüsler bulaşarak insandan insana geçen beklenmedik salgınlara neden olabiliyor” dedi.

Her virüs alan hasta olmayabilir

Her organizmayı alanın hasta olacak diye bir durumu olmadığını ifade eden Prof. Dr. Tayfun Uzbay; “Virüs vücuda girince bağışıklık sistemine saldırıyor ve kendi karargâhını orada kuruyor, sizin bağışıklık sisteminiz güçlüyse virüs etkisiz hale geliyor. Siz böyle bir virüsle karşılaştığınızın farkında bile olmuyorsunuz. Bazen de virüsler vücudunuzda hastalık yapmadan çok uzun süreler barınabiliyor.  Bu durumda taşıyıcı oluyorsunuz. Bunun en güzel örnekleri Hepatit C ve HIV’dir. Bunların bazı taşıyıcıları hastalanmasa da çeşitli yollarla virüsü başkalarına bulaştırabilir.   Korona virüste de buna benzer olgular olabilir. 12 Aralık’tan bugüne kadar virüs nedeniyle 9 binin üzerinde kişide hastalık belirtileriyle birlikte virüs tespit edilmiş durumda… Bu rakamlara bakınca Wuhan bölgesinde başka kişilere de mutlaka bulaşmış olabilir, ama onlar bağışıklık sistemi güçlü olduğu için ya da bu virüse karşı dirence sahip oldukları için hastalanmamıştır” dedi.

 Kedilerde (Corona) Korona Virüsü

Hayvanların taşıdığı hastalıklar nelerdir? Koronavirüs: Hayvanlardan insanlara geçen hastalıkların sayısı neden arttı? Kedilerde corona (korona) virüsü riski var mı? Kedilerde (Corona) Korona Virüsü var mı? Corona (Korona) Virüsü aşısı var mı? Aşı ne zaman piyasaya çıkacak.

Kedilerde (Corona) Korona Virüsü

Dünya, Ocak ayı başında Çin'de ortaya çıkan ve 20'den fazla ülkede daha görülen koronavirüs ve salgın hastalıkla ilgili haberlerle çalkalanıyor. Yeni ortaya çıkan salgın hastalıkların yayılması genelde bir kereye mahsus olarak görülüyor.

Ancak vahşi doğadan kaynaklandığı düşünülen yeni virüs, ilk olarak hayvanlarda ortaya çıkan salgın hastalıklarla ilgili riskin ne kadar arttığını gösteriyor. İklim değişikliği ve küreselleşme, hayvanlar ve insanların etkileşimini büyük oranda etkilemeye devam ettiği için, bu durumun gelecekte çok daha büyük bir sorun olacağı öngörülüyor.
Hayvanlar insanları nasıl hasta eder?

Son 50 yılda, hayvanlardan insanlara evrimleşerek geçen ve hızla yayılan salgın hastalıklarla karşı karşıya kaldık.

Kedilerde Korona (Corona) Virüsü

Dünyayı etkisi altına alan Korona (Corona) virüsü kedilerin sıklıkla karşılaştığı bir virüstür. Mutasyona uğramadan öldürücü olma riski neredeyse yok gibidir. Virüs kediden kediye temas yoluyla geçer, yayılma yoluysa genelde dışkıdır.

İleri seviyelerde öldürücü sonuçlara neden olan dünya gündeminde yer alan corona virüsü insanlar haricinde kedilerde de görülebiliyor. Coronaviridae ailesi içinde yer alan corona virüsü başlıca dört türde sınıflandırılıyor. Evcil ve yabani hayvanlarda da görülen corona virüsü bazı belirtilerle kendisini gösterebiliyor.

Korona (Corona) Virüsü Kedilerde Nasıl Anlaşılır?

Corona virüsü zoonotik olup, hayvanlardan bulaşarak insanlarda hastalık yapabilir. Detaylı araştırmalar sonucunda, SARS-CoV'un misk kedilerinden, MERS-CoV'un ise tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştığı ortaya çıkmıştır. Henüz insanlara bulaşmamış olan ancak hayvanlarda saptanan birçok Corona virüsü mevcuttur.

Corona virüsü, Coronaviridae ailesi içinde yer alırlar. Başlıca dört türde sınıflandırılırlar:

- Alfa
- Beta
- Gama
- Delta Corona virüsü.

İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedirler.

KORONA (CORONA) VİRÜSÜ KEDİLERDE NASIL ANLAŞILIR?

Korona (Corona) virüsü %2 ila %10 oranlarında FIP virüse dönüşür (FIPV). Bu mutasyonun nasıl gerçekleştiğine dair viroloji bilimi kesin veri sunamamaktadır. Şu halde Corona virüsünü kapan kedilerin %92-%98'i basit belirtilerle hastalığı atlatırken geri kalanlarda hastalık öldürücü FIP'e çevirmektedir. Corona virüsünün mutasyon geçirmiş hali olan FIP virüsü, FIP hastalığına neden olur.

FIP'te genel olarak aşağıdaki belirtiler görülür. Ama bu belirtilerin görülmesi FIP tanısının konulabilmesi için yeterli değildir:



KEDİLERDE CORONA (KORONA) VİRÜSÜ NASIL ANLAŞILIR?

- Solunum sorunları ve nezle
-  Denge sorunları
- Genel psikolojik durumda değişme, mutsuz ifade
- İştahsızlık ve kilo kaybı
- Ateş
- Halsizlik ve durgunluk
- Karın bölgesinin şişmesi
- Görme sorunları, gözün sulanması ve gözde renk değişimi

Korona (Corona) Virüsü Aşısı Var mı?

Yüzlerce kişiyi öldüren Corona virüsünün yayılmasını durduracak ve hastalığın etkisi altındakileri iyileştirecek bir çare yok. Corona (Korona) virüsü aşısı var mı? Profesör Robin Shattock, aşının yapım aşamasını kısalttıklarını söyledi. Londra Emperial Koleji’nde (Imperial College London) virüse aşı üretmek için çalışan bir ekip, Amerika’dan Avustralya’ya, Avrupa’dan Çin’e kadar tüm dünyada seferber olan bilimadamlarının çabalarının önüne geçen bir atılım sağlandığını açıkladı.

Ekibin başındaki Profesör Robin Shattock, aşının yapım aşamasını kısalttıklarını söyledi. Aşı geliştirme konusunda uluslarası çapta yürütülen çabanın parçası kapsamında çalışmalar yürüten Shattock, aşının normal ilerleme süresi olan 2-3 yılı 14 güne kadar çektiklerini ve bir haftaya kadar da kobay hayvanlar üzerinde denemeye başlayacaklarını müjdeledi. Üniversitenin mukozal hastalıklar ve bağışıklık bölümünün başında bulunan Profesör Shattock, bu aşamada da hızlı ilerlemeyi umduklarını, gerekli bütçe sağlanması halinde yaza doğru insanlar üzerinde deney aşamasına geçebileceklerini belirtti.

Profesör ve ekibi, dünya genelindeki bilimadamlarıyla görüş alışverişi yaparak hastalık tam anlamıyla bir salgın haline gelmeden bu aşıyı ortaya çıkarma niyetinde. Aşının şimdiden yüzbinlere umut olacağı ve hastalığın önünü keseceği ümit ediliyor.
Çin'de yeni virüsün ortaya çıktığı Vuhan kentinde neler yaşanıyor?

1980'lerde ortaya çıkan AIDS krizi de aslında büyük maymunlardan kaynaklanıyordu. 2004-2007 arasında yayılan kuş gribi de kuşlardan insanlara bulaşmıştı. 2009'daki domuz gribi de domuzlarda ortaya çıkmıştı.

Daha yakın bir zamana bakarsak, 2010'lardaki SARS virüsü salgını da yarasalardan misk kedilerine, oradan da insanlara bulaşmıştı. Aynı zamanda, Ebola virüsü de yarasalardan insanlara bulaştı.

İnsanlar hayvanlardan hep virüs kapardı. Son dönemdeki en fazla yayılan salgın hastalıklar da hep vahşi doğadaki hayvanlardan insanlara bulaştı. Çevresel etkenler ise bu süreci çok daha fazla hızlandırıyor.

Hayvanlardan insanlara bulaşmanın da ötesinde, daha çok kişinin şehirlerde yaşaması ve uluslararası seyahatlerin artması sebebiyle insanlar arasında da bu hastalıklar artık çok daha hızlı yayılıyor.

Virüsler farklı türler arasında nasıl geçiş yapıyor?

Birçok hayvan çok farklı ve çeşitli hastalık mikrobu, bakteri ve virüs taşıyor. Bu mikropların uzun vadede hayatta kalabilmesi ve soyunun tükenmemesi, kendilerine yeni yaşam alanı bulmalarıyla mümkün oluyor. Bunu yapmak için de farklı türlere geçiş yaparak orada yaşamaya devam ediyorlar.

Geçtikleri yeni türün bağışıklık sistemi ise bu mikropları öldürmeye çalışıyor. Bu durum da iki türün birbiriyle bir çeşit evrim savaşına girerek hayatta kalma çabasına, yani rakibini öldürme çabasına dönüşüyor.

Örneğin 2003'teki SARS salgını sırasında virüsün bulaştığı insanların yüzde 10'u ölürken, yıllardır bilinen gripten ölenlerin oranı sadece yüzde 1.

Çevrenin ve iklimin değişmesi, hayvanların yaşam alanlarını yok ediyor. Hayvanlar da yeni yaşam alanları buluyorlar. Bu da onların yaşam tarzlarını, hayatta kalmak için yaptıklarını ve yemek türlerini değiştirmelerine yol açıyor.

İnsanların yaşam tarzı da aslında son 50 yılda değişti. 50 yıl önce insanların yüzde 35'i şehirlerde yaşarken günümüzde bu oran yüzde 55'e yükseldi. Daha büyük şehirler de vahşi doğada olması gereken hayvanlara ev sahipliği yapmaya başladı. Örneğin artık rakunlar, sincaplar, tilkiler, kuşlar, çakallar ve maymunlar da şehir içindeki yeşil alanlarda, parklarda ya da insanların artıklarının bulunduğu çöplüklerde yaşıyor.

Çoğunlukla vahşi doğadan gelen hayvanlar şehirlerde hayata daha kolay tutunuyor çünkü yiyecek bulmaları çok daha kolay oluyor. Bu da yeni ortaya çıkan salgın hastalıklar için şehirleri bir eritme potasına dönüştürüyor.

En fazla kim risk altında?

Kendine yeni bir ev bulan yeni salgın hastalıklar genelde daha tehlikeli oluyor. Bu sebeple yeni ortaya çıkan hastalıklar bilim insanlarını çok daha fazla endişelendiriyor. Bazı gruplar, bu virüslerin bulaşmasına daha müsait ve daha kırılgan. Fakir şehir çalışanları, şehirlerin daha kirli bölgelerinde yaşayanlar, temizlik ve sağlık alanlarında çalışan kişiler, bu hastalıkların kaynağına daha yakın olma ve hastalığın bulaşması ihtimali daha yüksek olan kişiler arasında.

Daha az besin alan, daha kirli havaya maruz kalan ve daha az hijyenik ortamlarda yaşayanların da bağışıklık sistemi daha zayıf olduğundan, hastalıkla mücadele etmeleri zorlaşıyor. Bazı insanların ise sağlık sistemine erişimi olmayabiliyor.

Büyük şehirlerde insanlar daha sıkışık yaşadığı için yeni virüslerin insandan insana geçişi de çok hızlı olabiliyor. Çok yakın mesafede aynı havayı solumak ve aynı yüzeylere dokunmak, bu süreci hızlandırıyor.

Bazı kültürlerde de büyük şehirlerde yaşayan insanlar, vahşi doğayı yiyecek arzı için kullanıyor. Örneğin şehirde yakalanan ya da avlanan hayvanlar besin olarak kullanılıyor.

BBC TÜRKÇE - WEBMD - ÜHA - SCIENCE / Zeynep Güçlücan



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: