Alzheimer Hastalığından Korkmak Gerekir!

Bir süre önce çeşitli televizyon kanallarında boy göstermeye başlayan bir reklam da “alzhaymır”(ekranda aynen böyle yazıyordu!) dan korkulmaması gerektiği ve çözümün “balık” yenmesinden geçtiği vurgulanıyordu. Bir süre bu reklamı izledikten sonra yakın çevremde bu reklamın yanlış bir mesaj içerdiğini ve bu hastalığa karşı çözümün pek o kadar da kolay olmadığını söylediğimde insanların şaşkın biçimde yüzüme baktıklarını ve herhangi bir tepki taşımadıklarını, bu kez ben şaşkınlıkla izledim. Evet, Alzheimer hastalığına yakalanma oranıyla düzenli balık yeme arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar vardı. Hatta bazı çalışmalarda haftada en az iki kez balık yemenin riski azalttığı söyleniyordu.

Ancak bu kesinleşmiş bir veri olmadığı gibi bu çalışmalarda bu tür bir davranışın “alzhaymır” problemini kökünden halledebileceği hiç mi hiç söylenmiyordu. Konu, Alzheimer hastalığında rol aldığı söylenen damar sertliğinin önlenmesinde taze balıkta var olan doymamış yağ asitlerinin rolü üzerineydi. Yani hastalık üzerine doğrudan bir etkiden değil, damar sertliği etkileri taşıyan bir kısım hasta için söz konusu olabilecek dolaylı bir etkiden söz edilebilirdi. Hal böyleyken reklamda “kim korkar alzhaymır’dan” deniliyordu. Eksik bilgilendirme ve yanlış yönlendirme söz konusuydu. Bu kanaatlerimi paylaştığım arkadaşlarımdan biri, eğer bu tür bir rahatsızlık duyuyorsam Reklam Özdenetim Kurulu’na başvurabileceğimi söyledi ve bu kurulun e-posta adresini verdi. Ben de yukarıda sözünü ettiğim gerekçelerle kurula başvurdum. Sonrasında hepimizde olduğu gibi gündelik hayatın koşuşturmaları içine geri döndüm. Aradan yaklaşık yirmi gün geçtikten sonra bir akşamüstü bilgisayarımın posta kutusuna baktığımda kuruldan gelen yanıtı gördüm;

 "Sayın Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, 

Kurulumuzun yapmış olduğu toplantıda, reklam filmleri ile ilgili olarak yapmış olduğunuz başvuru incelendi ve aşağıdaki sonuca varıldı.

"Filmlerin ortak mesajı, gıda olarak balığın birçok hastalıktan korunmanın yolu olduğudur. Bu mesaj izleyici/tüketici tarafından bu hastalıklara yakalanmamak için balık yemenin gerekli olduğu biçiminde algılanacaktır. Bu ise çok kesin ve insan sağlığını ilgilendirmesi açısından hassas ve önemli bir iddiadır. O nedenle de bilimsel olarak kanıtlanması gerekmektedir. 

Filmlerde sayılan her bir hastalıktan korunmak için balık yemenin yeterli olduğu, tarafsız, bilimsel ya da bağımsız uzman kuruluşlardan alınacak görüş ve raporlarla kanıtlanmadıkça bu iddianın kullanıldığı filmlerin bu hali ile yayınlanması Uluslararası Reklam Uygulama Esasları'nın Kanıtlama başlıklı 23. maddesine aykırıdır."

Bu madde doğrultusunda kurulun almış olduğu karar, reklam filmlerinin bu hali ile yayınlanmaması yönünde olmuştur.

Bilgilerinize sunarız. Saygılarımızla 

Çetin Ziylan

Reklam Özdenetim Kurulu adına"

 

Gelen yanıtı, daha önce ilgi göstermeyenlerle paylaşmak keyifliydi. Ardından reklamın “alzhaymır”la ilgili bölümünün yayından kalktığını gördüm. Alzheimer hastalığı bugün bütün dünyanın tedavide çözüm aradığı ve bu uğurda milyarlarca dolarlık araştırmaların yapıldığı,koruyucu faktörlerinin henüz bilinmediği ve birkaç ilaçla mücadele edilen çok önemli bir sağlık problemidir. Bu problemin boyutlarını küçümsemek, sadece bir beslenme faktörüne indirgemek hastalığın teşhisiyle ilgili gecikmelere neden olabilir.Tedavisindeki esas başarı ise daha çok erken teşhisle bir ölçüde mümkün olabilmektedir. Erken teşhisteki önemli faktörler; ailede Alzheimer ya da herhangi bir diğer bunamayla sonuçlanan durumun olması, kişilerin gittikleri yerlerde kaybolmaları ve tekrarlayıcı unutkanlıkların olmasıdır. Bazen 65 yaş üzeri belirgin davranış değişiklikleri, depresyona benzer durumlar, daha önce beceriyle yapılan ev işlerindeki karışıklıklar erken başlangıç belirtisi olabilmektedir. İnsanların “alzhaymır” olmayayım diye sadece balık yemeleri çözüm olmadığı gibi, yukarıda sayılan belirtilerin ortaya çıktığı kişilerin yakınlarının “balık küründen” önce konuyla ilgili uzmanların bulunduğu merkezlere başvurmaları erken tanı ve tedavi imkanları açısından çok önemlidir. Gazetelerde, radyolarda, dergilerde ve televizyon kanallarında çıkan ve uzmanlar denetiminde yapılan programlar dışındaki haberleri en yakınımızdaki bir tıp mensubuna, ulaşabiliyorsak ilgili uzmanlara danışmadan, bu haberlerin kaynaklarına bakmadan bunlara inanmayalım. Bu tür haberlerin eksik ve yanlış bilgilendirme riski taşıdığını unutmayalım. Reklamlarla ilgili olarak da benim başvurduğum kurulun e-posta adresini bir kenara yazarak gereğinde kullanalım.

rok@rok.org.tr

 

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Alzheimer'da kesin çözüm bulundu mu?
  • Sürmenaj hastalığı Özellikle 20-40 yaş arası genç insanlarda iş verimini, hayat başarısını önemli derecede etkiler. Gazeteci Mithat Bereket'in hastalı
  • Alzheimer’dan korunmak mümkün mü? Alzheimer’dan nasıl korunuruz? Dikkat! Emekli hayatı Alzheimer’a zemin hazırlıyor… Farklı yaş gruplarında görülen
  • Hastanın bellek, dikkat ve dil gibi işlevlerinde bozulmalara yol açan Alzheimer, kişinin ilişkilerini ve iletişimini de olumsuz etkiliyor.
  • Unutma, doğal bir olay ve hayatın parçası. Öğrenme de unutma da kişiye göre değişiyor. Unutma normal hayatın bir parçası, unutkanlık ise hastalık beli
  • Beynimiz günlük hayattaki verileri sınıflandırarak kaydeder. Karşılaştığımız her şey bir veri olarak beynimizde depolanır. Tüm veriler hafızamızda bir
  • Randevu Al