ALDATMAYI TETİKLİYOR MU?

ALDATMAYI TETİKLİYOR MU?

Şaban Özdemir (NPGRUP)

Kişi eşini neden aldatır? Sanal ortam, aldatmayı tetikler mi? Eşini aldatan kişi nasıl bir psikolojiyle bunu yapar?

 


Prof. Dr. Nevzat Tarhan anlattı.


İnternet kullanımı dünyanın hemen her kesiminde hızla yayılırken kullanıcı sayısı da hızla artıyor. Aynı istatistiği ülkemiz için de söylemek mümkün. Bilinçli kullanıldığında kişiye her yönüyle avantaj sağlayan internet değişik amaçlarla kullanıldığında ise birçok anlamda olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

Bu bağlamda son dönemlerde toplumumuzun en büyük sorunlarından biri sanal ortamda başlayan, fiziksel aldatmayla sonuçlanan ilişkiler… Öyle ki bu nedenle çok sayıda aile dağılıyor, eşler ilişkisini sonlandırmak zorunda kalıyor.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan toplumun bu kanayan yarasına parmak bastı ve sanal ortamda başlayan ilişkinin fiziksel aldatmayla sonuçlanmasını anlattı, gerekçelerini analiz etti.

Rektör Tarhan;

"Son yıllarda internette masum arkadaşlıklar şeklinde başlayan ancak sonu fiziksel aldatmaya ve ailelerin dağılmasına varan ilişkilerin bir hayli yaygınlaştığını görüyoruz. İnternetteki sohbet ortamları günümüzde, evlilikte iki önemli psikolojik ihtiyaç olan beğenilme ve sevilme ihtiyacı karşılanmayan kadın ya da erkeğin sığınacağı limanlardan biri haline geldi. Chat arkadaşlığının neden cazip olduğunu gösteren güzel bir örnek var: Ürdün'de boşanan bir çift, tesadüfen internette chatleşmeye başlıyorlar ve sanal ortamdaki ilişkileri ilerleyince birbirlerine uygun kişiler olduklarını düşünüp yüz yüze görüşmeye karar veriyorlar. Tabii buluştuklarında şaşırıp kalıyorlar. Bu örnekte de görüldüğü gibi birbirlerini daha önceden çok iyi tanıyan kişiler bile chat odalarında gerçek yüzünü gizleyip kendisini farklı biri olarak tanıtabiliyor.

Chatte insanlar olmak istedikleri kişiliği yansıtırlar ve karşı tarafla sadece yazı ya da görüntü yoluyla iletişim kurdukları için iyicil ve kötücül duygularını beraber kullanırlar. Bunun nedeni ise chat anında insanın içindeki düşünce ve duygu obsesyonlarına kolaylıkla kendini kaptırmasıdır. Düşünce obsesyonu, beynimizin bir bölgesinin istem dışı yanlış düşünce üretmesidir. Mesela bir ablanın kardeşini gezdirirken onu bir arabanın önüne iteceğini kısa süreli düşünmesi gibi. Bu düşüncenin bir veya iki kere akla gelmesinin bir zararı yoktur ancak bu düşünce sık sık tekrarlanır ve abla kardeşini sokağa çıkarmaktan korkmaya başlarsa bu bir obsesyon halini alır. Bir erkek, izlediği filmde gördüğü ya da sokakta karşılaştığı bir kadını eşinden daha fazla seviyormuş gibi hissedebilir. Bu da bir çeşit duygusal obsesyondur. Bu ve benzeri ani düşünce ve duyguların insanda olması doğaldır. Önemli olan bu tür düşünceleri insanın mantığının ve vicdanının onaylayıp onaylamadığıdır.

İnsanın içindeki düşünce ve duygu obsesyonları chatleşme esnasında kontrol altından çıkar. Kişi o anda hiç düşünmeden, süzgeçten geçirmeden aklına gelen her şeyi yazı ya da ses yoluyla karşı tarafa aktarır. Arzular ve dürtüler ile mantıklar ve kurallar arasındaki denge arzular ve dürtülerden yana bozulur. Ayrıca chatleşmede kişiler karşı tarafa kendilerini istedikleri şekilde olumsuz yönlerini bastırarak ya da olmadıkları bir kişilik portesi ile tanıtırlar. Aldatmanın birinci safhası olan 'hoşlanma' için chat ortamı bu nedenle iyi bir zemin oluşturur. Aldatma gerçekleşmese bile chat yaptığı kişiye aşık olma daha doğrusu aşık olduğunu zannetme gibi duygusal aldatma gibi durumlar yaşanır.

Başta da belirttiğimiz gibi chatleşme ihtiyacı, kişinin beğenilme ve sevilme duygularının tatmin edilmemesinden kaynaklanır. Eğer eşlerden birinde chat yapma bağımlılık olmuşsa, diğeri, "Yapma bu yanlış, sen ne yaptığını zannediyorsun?" tarzında onun üzerine gitmek yerine, bunu neden yaptığını, arka planında hangi duyguların olduğunu anlamaya çalışmalı. Eşi chat bağımlısı biri, onun beğenilme ve sevilme ihtiyacını karşılayacak adımlar atmalıdır."