AIDS'le mücadelede sağlam adımlar

Son zamanlarda gördüğümüz "AIDS'i yendi" şeklindeki haber başlıkları ne anlama geliyor?

AIDS'le mücadelede sağlam adımlar

Son zamanlarda gördüğümüz "AIDS'i yendi" şeklindeki haber başlıkları ne anlama geliyor?

aidsBerlin'de yaşayan bir Amerikalı, Missisippili bir bebek ve Fransa'daki 14 hasta, tedavisiz hayatta kalmayı başardı. Ufukta bir tedavi görünüyor mu? Hayır. Fakat görünüşe bakılırsa bazı hastalar, antiretroviral ilaçlarının sağladığı geçici faydayla, virüsü vücutlarının derinliklerine nüfuz etmeden öldürmeyi ya da en azından onları hücrelerinin dışında tutmayı başarabiliyor. Maryland'deki Ulusal Alerjik ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü'nün başındaki Doktor Anthony S. Fauci, "Bu beni çok heyecanlandırıyor. Enfeksiyon sürecinde neler olup bittiğine dair soru işaretleri ortadan kalkıyor. Böylece kimin tedavisini sonlandırabileceğimizi öğreniyoruz" diyor. Şansın hangi hastanın yüzüne güleceğini kestirmenin bir yolu yok ancak çoğunun şanlı olmayacağını biliyoruz. Fakat çok sayıda uzman, bildirilen iyileşmelerin (eğer doğrulandıysa), bazı politikaların değişmesi gerektiğini gösterdiğini söylüyor. Olabildiğince erken tedavi edilen hastalar, daha uzun yaşayabilir, hastalığı başkalarına bulaştırma ihtimalleri yüzde 96 düşebilir ve tedaviyi sonlandırabilen az sayıda şanslı kişi arasına girebilir. Fauci, "Hastaları olabildiğince erken tespit etmeli, teste tabi tutmalı ve tedaviye almalıyız" diyor. Bu süreç, hastaları Fransa'da incelenen hastalara benzer duruma getirebilir. HIV, sadece hücre duvarlarının arkasına gizlenmiyor. Bir kopyasını, belli başlı beyaz kan hücrelerinin genlerine ekleyerek, her bir hücrenin DNA merdivenine yeni basamaklar ekliyor. Daha sonra aynısını kemik iliğindeki hücrelere, lenf nodüllerine, sinirlere ve organlara yapıyor. Bilim insanları artık çok sayıda gene biyopsi yapıp, hastalığın bulaştığını kanıtlayabiliyor. 47 yaşındaki Timothy Ray Brown ise, türünün tek örneği. Eskiden Berlin'de yaşayan Seattle'lı Brown, 11 sene HIV ilacı kullandıktan sonra mevcut hastalığından bağımsız olarak lösemiye yakalandı. 2006'da doktorları kemik iliğini yok edip virüsün en sevdiği hedeflerden biri olan HIV'e dirençli CD4 hücrelerini üreten ender bir mutasyona sahip bir donörün kemik iliğini verdi. Minnesota Üniversitesi'nde görevli doktorlar aynı mutasyona sahip bir yeni doğmuş bebeğin göbek bağı kanını kullanarak, bu işlemi geçen ay HIV ve lösemi teşhisi konmuş olan 12 yaşındaki bir çocuğa uyguladı. Sonucu öğrenmeleri birkaç ay sürecek. Her hasta, Brown'un izinden gidemez. Kemik iliğini devre dışı bırakmak, normalde yüzde 40 oranında ölüm riski taşıyor ve Brown'un bunu iki kere yaptırması gerekti. Mississippili bebek, üç sene önce doğumundan sadece 30 saat sonra, düşük dozlu önleyici bir tedavi yerine, kapsamlı bir antiretoviral tedavisi başlatıldı. 18 ay boyunca tedavi almaya devam ettikten sonra annesi beş ay boyunca tedaviyi kesti. Bundan sonraki ilk doktor muayenesinde, bebek iyileşmiş görünüyordu. Bu tekrarlanırsa, aynı durumdaki bebekler için agresif bir tedavi uygulamak, standart hale gelebilir. Fransız hastalar enfeksiyon kaptıktan hemen sonra tedaviye alındı ve bir yıl ya da daha uzun süre boyunca tedaviye devam etti. Daha sonra, yüzde 15'inin ilacı kesebildiği görüldü. Ancak hastaların hepsi, HIV enfeksiyonunun ilk işaretlerini anlamıyor. Massachusetts General Hastanesi'nden Doktor Eric S. Rosenberg, ateş, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde şişkinlik ve kaşıntının diğer hastalıklara benzediğini söylüyor. California Üniversitesi'nin deneysel tıp biriminin başında olan Mike McCune, bazı insanların virüsü yenebilen "dengesiz" bir bağışıklık sistemi olabileceğini söylüyor: HIV'i nötr hale getiren antikorlar üretebiliyorlar ama CD4 hücrelerinin sayısını artıran bir iltihap kapmıyorlar. McCune'a göre bir diğer hipotez de, bazı hastaların daha zayıf bir virüsü kapmış olabileceği yönünde. Maymunlara bulaştırılan daha az güçlü virüs türlerinin, ilaçlarla kontrol edilebildiği görüldü. McCune, "Ama tahmin edebileceğiniz gibi kimse bu çalışmayı insanlar üzerinde yapmak istemiyor" diyor. THE NEW YORK TIMES