Zorla beslemek işkence mi?

Guantanamo'daki hapishanede yaklaşık dört aydır sürdürülen ve şu anda tutukluların üçte ikisinin katıldığı açlık greviyle yüzünden, zorla beslemenin işkence olup olmadığı sorusu artık geçiştirilemez hale geldi.

Zorla beslemek işkence mi?

Guantanamo'daki hapishanede yaklaşık dört aydır sürdürülen ve şu anda tutukluların üçte ikisinin katıldığı açlık greviyle yüzünden, zorla beslemenin işkence olup olmadığı sorusu artık geçiştirilemez hale geldi.

beslenmekAçlık grevleri temelde, sorunlarını anlatmanın başka bir yolunu bulamayan mahkûmlar için bir tür konuşma biçimidir. Açlık grevleri mahkûmlara, hapsedilmelerini protesto etme ve tutukluluklarıyla ilgili mesaj verme olanağı sağlar. Örneğin İrlanda'daki "sorunlar" sırasında, İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu mensubu mahkûmlar, İngilizler tarafından alıkonulmalarını protesto etmek için açlık grevi yaptı ve bunlardan bazıları sonunda zorla beslendi. Kızılhaç, Dünya Tabipler Birliği ve Birleşmiş Milletler dâhil uluslararası toplum uzun zamandır, aklı başında olan mahkûmların açlık grevi yapma hakkını tanıyor. Zorla beslemek zalim, insanlık dışı ve onur kırıcı cezalara yönelik yasağın ihlali olarak nitelendiriliyor. Dünya Tabipler Birliği, doktorların zorla besleme uygulamasına katılmasını gayri ahlaki olarak görüyor. Kısacası, zorla beslemek uluslararası hukuka aykırı. Açlık grevini ne tetiklemiş olursa olsun (tutuklular askerlerin kendilerine ait Kuran'ları karıştırmaya ve bir dizi yeni ve sert kurallar koymaya başladığını söylerken, ordu bunu yalanlıyor) ası l sebep, tutukluların hapishaneden çıkma umudunu kaybetmesi. Üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinden oluşan bir komite, içlerinde 56 Yemenlinin de olduğu çoğu tutuklunun hapishaneden ayrılmasını onayladı. Ama Kongre'de son birkaç yılda alınan kararlar ve Başkan Obama'nın korkaklığı nedeniyle bu tutuklular, ufukta bir değişiklik olasılığı olmadan Guantanamo'da alıkonuyor. Açlık grevi, tutukluların devam eden mahpusluklarını dünya kamuoyuna hatırlatma aracı oldu ve inanılmaz biçimde işe yaradı. İnsan bu açlık grevleri olmasaydı, Obama'nın son ulusal güvenlik konuşmasında Guantanamo'nun adını bile ağzına alıp almayacağını merak ediyor. Ordu tutukluları korumak ve hayatta tutmak için zorla beslediğini söylüyor. Miami Herald gazetesine göre açlık grevindeki tutukluların üçte bir kadarı (en az 35, belki de daha fazla) zorla besleniyor. Birkaçı da hastanede. Ancak El Cezire'nin geçenlerde ele geçirdiği 30 sayfalık belgede, ordunun tutukluları zorla beslerken kullandığı standart uygulama talimatları ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Belgede korkunç ayrıntılar var: Tutuklu elektrikli sandalyeye benzeyen özel bir sandalyeye ellerinden ve kollarından bağlanır; direnmesi halinde kafası sabitlenir; tüp acı vererek burnundan aşağı itilir; yaklaşık yarım saat boyunca ek besinler verilir; tutuklu "kuru hücreye" nakledilir, kusarsa, tekrar sandalyeye bağlanarak hazmedene kadar bekletilir. Tutuklulara Reglan adlı mide bulantısı önleyici ilaç verildiği de anlaşılıyor. Bu ilaç üç aydan uzun bir süre alınması halinde korkunç bir yan etki yapabiliyor: Seğirme ve başka kontrol edilemeyen hareketlere yol açan "tardif diskinezi" adlı hastalık. Onu aşkın tutukluyu temsil eden Londra merkezli örgüt Reprieve'in hukuk direktörü Cori Crider, "Bu ilaç çok korkunç. İlacın tutuklulara rızaları dışında verildiğinden korkuyorum" diyor. Ordu Reglan kullanımını (veya zorla beslemenin herhangi bir yönünü) tartışmayı reddetse de, bu gayet güçlü bir olasılık. Tutukluları temsil eden avukatlar zorla besleme uygulamasını durdurmak için federal mahkemeye başvurmak istese de bir sorun var. Avukatlar müvekkillerinin rızası olmadan mahkemeye başvuramıyor. Ama bir önceki yazımda bahsettiğim cinsel organ ve makat araması gibi bir dizi yeni ve sıkı kural yüzünden, çoğu müvekkil artık avukatlarıyla görüşmeyi reddediyor. Uluslararası örgütler zorla besleme işlemlerinin medyaya sızmasından da önce bu uygulamayı protesto ediyordu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Mayıs başında, Guantanamo'da devam eden alıkoyma uygulamasını "uluslararası insan hakları hukukunun açık ihlali" olarak nitelerken, hapishanedeki zorla besleme işlemini de "zalim, insanlık dışı ve onur kırıcı" olarak tanımladı. Zorla besleme konusunda çok sayıda araştırma yapan Minnesota Üniversitesi tıp ve biyoetik profesörü Steven Miles, "Ordunun uluslararası hukuka rağmen tutukluları ısrarla zorla beslemesi ve bunu yapma şekli, işkence tanımına uyuyor" dedi. İşin en rahatsız edici kısmı ise şu: Obama daha önce kamuoyunun önünde, ABD'nin asla işkence yapmaması gerektiğini söyledi. Obama Guantanamo'nun kapatılması için de çağrıda bulunmuştu. Obama'nın bu hapishaneyi kapatmak için gösterebileceği her çaba, Kongre'de direnişle karşılaşacak. Zaten bu direniş çoktan başladı. Ancak neredeyse bütün uluslararası örgütler, uluslararası hukukun ihlali olarak gördükleri tutukluyu zorla besleme uygulamasını kınıyor ve bunu zalim ve insanlık dışı olarak niteleyip eleştiriyor. Obama Pentagon'a bir kez telefon ederek bunu hemen durdurabilir. Sonuçta Obama başkomutan. Öyle değil mi? THE NEW YORK TIMES