Steril hayatların yan etkisi

Temiz evlerin düzenli şehirlerin steril hayatların yan etkisi Alerji. Korkmayın çaresi var!

Steril hayatların yan etkisi

Temiz evlerin düzenli şehirlerin steril hayatların yan etkisi Alerji. Korkmayın çaresi var!

alerjiBir türlü sebebi bulunamayan öksürük krizleri, yaşaran gözler ve dinmeyen baş ağrıları... Bunlar günümüzde her geçen gün sayısı artan alerji hastalarının yaşadıkları. Topraktan uzak steril şehir hayatlarının bizlerdeki en masum etkisi. Eskiden bilgi eksikliği sebebiyle yaşanan birçok hastalık bugün bakteri eksikliği yüzünden yaşanıyor. Özellikle ebeveynlerinin titizliği yüzünden aşın hijyenik ortamlarda yetişen çocuklar, büyük risk altında. Yüzyıllar boyunca insanları inim inim inleten mikroplar, bakteriler reklam filmlerindeki gibi pof diye yok oldu. İnsanoğlu kendisine steril bir dünya kurdu. Bu sefer de steril ortamından çıktığında, bir önceki nesil için zararsız olan maddelere vücudu tepki göstermeye başladı. Artan alerji vakalarının ve astımın sebebi işte bu. Ölümcül salgınlardan kurtulduk, ama öldürmeyip süründüren yeni bir hastalığımız oldu; alerji. Prof. Dr. Nevzat TARHAN Her ilacın bir yan etkisi vardır. Baş dönmesi, mide bulantısı ve ya tokluk hissi gibi. Bu yüzden ilaç prospektüslerinde, çok hayati olmayan bu etkilerin ötesinde bir gelişme gözlemlenirse mutlaka doktorunuza başvurun deniyor. Temiz evlerin, düzenli şehirlerin ve steril hayatların beklenmedik yan etkileri için doktora başvurmak yeterli mi? Bugünün toplumlarında alerji ve astım, geçmiş toplumlara göre çok daha yaygın. Dünya genelinde 400 milyon saman nezleli, 300 milyon da astımlı insan olduğu biliniyor. Yani nefes darlığı çeken. 250 milyon da gıda alerjili insan var. Çarşaftaki maytlara, havadaki toz zerreciklerine hassasiyeti ileri boyutlarda olmadığı için doktora gitmeyenler buna dahil değiller. Egzama, ilaç alerjisi ve kurdeşeni de ekleyince yeryüzündeki her dört insandan birinde bir alerjik hastalık olduğu söylenebilir. Tahminler gelecekteki insanların bizden öncekilerden ve bizlerden çok daha hassas olacağını gösteriyor.

Peki, bu artışın sebebi nedir?

Çocuk alerjisi uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, kesin bir bilgi olmadığını, genetik olma ihtimali üzerinde durulduğunu söylüyor. Ama alerjinin artışında etkili olduğu kesin olarak bilinen gerçek doğal koşulların ve beslenmenin bozulması. Mesela astım ve besin alerjisi büyük kentlerde yaşayan insanlarda köylerde yaşayan insanlara göre çok daha sık görülüyor. Çetinkaya burada 'hijyen hipotezinden söz ediyor. Alerjik hastalıkların görülme sıklığındaki artışı açıklayan bu hipoteze göre insanlar daha kirli ve kalabalık ortamlarda yaşadıkça alerjik hastalıklara daha az yakalanmaktalar. Her gün polenle beraber yaşayan kırsal bölgelerdeki insanlarda saman nezlesi çok az veya hiç görülmezken, polenleri ve yeşili yılda birkaç ay gören şehirli insanlarda saman nezlesi sıklığı yüzde 15-25 arasında değişiyor.

İnsanlar sera çiçeği gibi yaşıyor

Çetinkaya, bir konuya daha dikkat çekiyor, çocuklar ev içinde ne kadar çok vakit geçirirlerse o kadar sık astıma yakalanıyor. Besin alerjisiyle ilgili söyledikleri ise çok daha çarpıcı: Besinlerin doğal yapısı bozuldukça besin alerji sıklığı artmakta. Mesela fıstık, susam gibi besinler işlendikçe alerji sıklığı artıyor.

 Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan;

Eskiye göre steril bir ortamda yaşadığımızı vurgulayarak şu tanımlamayı yapıyor: "Bu ortamlarda kişi sera çiçeği gibi yaşıyor. Fırtınalara maruz kalmıyor, korunaklı bir hayatı oluyor. Dış etkileri bilmiyor. Bunlara maruz kalınca da vücut dengesini kuramıyor. Çocuklar mesela okula başlar başlamaz hemen hasta oluyor. Uçakla başka bir ülkeye gittiğinde hemen hasta oluyor. Bağışıklık sistemi zayıf çünkü." Alerjinin bir de psikolojik sebebi var ki Tarhan, bunu araştıran yeni bir bilim dalı olduğunu söylüyor; psiko-nöro immünoloji. Bağışıklık sistemini psikolojik ve nörolojik mekanizmasını araştırıyor. Ve stresin bağışıklık sistemini bastırdığı kanıtlanmış. Karanlığın 5 atlısı olarak bilinen kin, öfke, .nefret, kıskançlık ve düşmanlık duygulan yaşayan insanların beyni asit özellikli kimyasallar salgılıyor. Bu kimyasallar da bağışıklık sistemindeki hücreleri tahrip ediyor. Karaciğer, kemik iliği ve dalaktaki hücreleri bozuyor. Çok üzücü bir vaka yaşadığımızda ya da aşın stresli dönemlerde ağız içinde çıkan yaralar, kurdeşen veya grip olmak insanın psikolojisiyle bağışıklık sisteminin irtibatta olduğunu kanıtlıyor. Tarhan, bugün görülen astım ve alerji gibi vakaların birçoğunun sebebinin modern hayatın getirdiği stres olduğunu söylüyor. Hoca, insanın doğasının üstünde hızlı bir yaşantısı olduğunu ve bu tempolu yaşantının da bağışıklık sistemini bozduğunu düşünüyor. Ölçülü yaşamayı terk ettiği için birçok yeni hastalık ortaya çıktı, alerji gibi. Tarhan'ın ilginç tespitlerinden biri de şu, evet eskiye göre steril bir hayat kurdu insanlık. Mikrobik zararlar gitti ama bu sefer kimyasal hijyen bozuldu. Psikolojik hijyen ve manyetik hijyen bozuldu. Çünkü Tarhan, elektromanyetik yoğunluğun da bağışıklık sistemini bozduğunu düşünüyor, ZAMAN