Pandemide dijital ayak izimiz arttı

Pandemide dijital ayak izimiz arttı. Sosyal medya araçları bilinçli kullanılmalı.

Pandemide dijital ayak izimiz arttı

Pandemi süreciyle beraber hayatımızın bir parçası olan teknoloji, sosyal medya kullanımını artırdı. Son günlerde gündeme gelen sosyal medya ve gizlilik ihlali haberlerinin bilinçli bir şekilde okunması gerektiğini belirten uzmanlar, sosyal mecra araçlarının bilinçli bir şekilde kullanılmasını tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, son günlerde sıkça konuşulan sosyal medya ve gizlilik tartışmasını değerlendirdi.

Son dönemde toplumda öne çıkan kavramlardan birinin şeffaflık olduğunu belirten Demir, ikili ilişkilerden devlet yönetimine, yargıdan kurumlar içine ve kurumlar arasına, çalışanlar ve patronlar arasındaki ilişkilere kadar pek çok alanda şeffaflığın en çok istenen kavram olduğunu dile getirdi.

Pandemide dijital ayak izimiz arttı

“Arzulanan şeffaflık özellikle dijital platformların, sosyal medya kanallarının hayatımıza girmesi ile kişilerin gönüllü bir şekilde “şeffaflaştığı” arzu nesnesinden çok, kişiye, insan haklarına, mahremiyete, özel alana zarar veren bir hale dönüştü” diyen Merve Umay Candaş Demir, şunları söyledi:

“Bu hem bizlerin iletişim ihtiyacı ile hem de en temel gereksinimimiz olan tüketim ihtiyacımız ile ortaya çıkmaya başladı. İletişim ve tüketim ihtiyacımızın dijitalleşmesi beraberinde bu ihtiyaçlarımızı karşılarken bunu gören  “öteki”ni de getirdi. Özellikle karantina ile beraber evimize giren online görüşmeler, toplantılar, online arkadaş buluşmaları, online alışverişler tüm dijital ayak izimizin bir noktada kaydolmasını getirdi.”

Gözetleme toplumu oluşmaktadır

Yeni dijital teknolojiler ile birlikte insanın hayatının hiç olmadığı kadar çok ve yine hiç olmadığı kadar farklı şekillerde gözetlendiğine dikkat çeken Demir, “Bir istatistiki veri olarak baktığımızda Türkiye’de yaşayan 15 yaş ve üzeri yaklaşık 35 milyon Facebook kullanıcısı bulunmaktadır. Dijital ağlarla bir gözetleme toplumu oluşmaktadır. Bu gözetleme toplumunda anne çocuğu, eş eşi, patron çalışanı, arkadaş arkadaşı gözetlemektedir şeklinde pek çok kombinasyon kurulabilir” dedi.

Merve Umay Candaş Demir, “Sosyal medya hesaplarında doğum tarihlerini, yaşadıkları yeri, çalıştıkları yeri, yediklerini ve gittiği yerleri paylaşan kişiler bu anlamda daha çok görünür olmakta, şeffaflaşmakta ancak bununla beraber de çeşitli ticari kuruluşların verisi haline gelmektedir. Dijital ayak izlerimizi kullanarak tüketim alışkanlıklarımız, tercihlerimiz kayıt altına alınmaktadır. Bu durum “kişisel olan sen”i izlemekten ziyade toplumsal-ekonomik-siyasi dönüşüm için insan hareketlerinin tahmin edilebilir hale gelmesini amaçlamaktadır” diye konuştu.

Dijitalleşirken ayrıntılar göz ardı edilmemeli

Sosyal medyada kullanılan dijital uygulamaların güvenliğinin tartışıldığını hatırlatan Merve Umay Candaş Demir, “Son dönemlerde çok sık kullanılan ‘telefonuna indirdiğin bir uygulama eğer ücretsiz ise ürün senin kişisel bilgilerindir’ ifadesinde anlatılmak istenen, telefonlarımıza ücretsiz olarak indirdiğimiz uygulamalar ile verilerimizin bir kısmının, -okumaya üşendiğimiz için hemen onayladığımız kişisel bilgilerin paylaşılmasına dair formla- onayımız ile satıldığıdır.  Ancak hızla akan zaman, karmaşıklaşmış gündelik yaşam içinde bizler maalesef bazı ayrıntıları göz ardı ederek fazlasıyla dijitalleşiyoruz. Yapılan araştırmada Facebook’taki kişisel bilgilerine onlar istemedikçe kimsenin ulaşamayacağını düşünme konusunda ortalama %62,4 oranında insanın inandığı görülmektedir. Yine araştırmalara göre en az lisans mezunu ve üstü olan kişilerin sadece %56.3’ü sosyal medya hesapları ile gözetim altında olduklarının farkındadırlar” şeklinde konuştu.

Sosyal medyada rahatlıyor muyuz?

Sosyal medyanın psikolojik açıdan bakıldığında kişilerin genel anlamda rahatladığı, diğerine kendini gösterdiği bir ortam olduğunu kaydeden Merve Umay Candaş Demir, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kişiler yaşamlarının birkaç milisaniyelik bir karesini sosyal medyada paylaşarak statülerini, ne kadar mutlu olduklarını, nelere sahip olduklarını, ne kadar çok arkadaşlarının olduğunu ve ne kadar çok sevildiklerini sergiliyorlar aslında. Bunu yaparken de çoğu zaman dijitalleştiklerinin, yüzlerinin, tercihlerinin, hangi videoda kaç saniye durup izlediklerinin, alışveriş tarzlarının kayıt altına alındığının çoğu zaman bilincinde olmuyorlar.

Dominic Pettman’ın deyimiyle ‘Sosyal medya adeta kitlelerin yeni afyonudur.’ Belli noktalarda sıklıkla bağımlılık yarattığını görmekteyiz. Eskiden televizyonlar aracılığıyla random yani rastgele bir şekilde önümüze çıkardıkları reklamlar artık sosyal medya ile “bizim ihtiyaçlarımızı” okuyarak önümüze “aslında son zamanlarda ben de tam bu ürünü arıyordum” diyerek tıklamamıza ve tüketimimize neden olmaktadır.

O zaman gelelim son günlerde yeni Whatsapp güncellemesi ile yeniden sert bir şekilde düşen ve güven duygumuzu sarsan, hızla alternatif arayışlarına girdiğimiz gündemimize. Kısa bir araştırma yaptığımda görüyorum ki güncellemenin amacı Whatsapp’ın Facebook ile veri paylaşımı yapması. Peki Whatsapp bizim telefonumuzda hangi bilgileri topluyor; en genel hattıyla hesap bilgileri, mesajlar, fotoğraflar, bağlantılar, konum bilgileri, kullanım ve kayıt bilgileri, kayıtlı cihaz bilgileri vs.

Tüm bu bilgiler ile aslında sizin annenizle aranızdaki konuşmayı bir Whatsapp çalışanı kişisel merakı için oturup okumuyor. Çevremde Whatsapp güncellemesi haberlerinden sonra “Sanki insanların işi gücü yok senin arkadaş sohbetine mi bakacak?”, “Ne konuşuyorsunuz yahu Whatapp’ta bu kadar gizli olacak?” şeklinde durumu önemsemeyen bir grup da var.

Ancak durum kişinin kişisel sohbetinin bir kişi tarafından kişisel merak amacıyla okunmasının çok da ötesinde. Bunun farkında olanlar da ciddi düzeyde güven duygusu zedelenmesi yaşanıyor. Güven ise bizim klinik alanda hastalıkların tetikleyicisi olarak gördüğümüz en önemli unsurlardan biridir.  Kişi mutlaka birilerine güvenmek ister. Aynı evde yaşadığı ev arkadaşına güvenirse o ev de güvenlidir. İş arkadaşına güvenirse rahat rahat çalışıp üretken olabilir. Ya da eşine, sevgilisine güvenirse eğer o ilişki çok daha sağlıklı ilerler. Toplum ruh sağlığı birey sağlığından oluştuğu için toplumsal güven, minimal düzeyde bireyin güveninin sağlanması ile mümkündür.”

Sosyal medya bilinçli kullanılmalı

Sosyal medyanın bilinçli kullanılmasının önemine işaret eden Merve Umay Candaş Demir, “Bu sebeple sosyal medya, gizlilik ihlali, kişisel verilerimizin paylaşımı haberlerini bilinçle okumalı ve bu medya araçlarını bilinçli kullanmakla beraber bu durumun güven duygumuzu “gündelik hayatımızı bozacak” şekilde etkilemesine izin vermemeliyiz. Fazlaca karmaşıklaşan, farklı dinamiklerin dahil olduğu bu dönemde ise güven duygumuzu korumamız için yapılabilecek en önemli adım sosyal ilişkilerimizi samimiyet ile yaşamaktır” diye konuştu. 

Paylaş:



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Psikolojisi bozulan kişilerde aşırı duygusal yoğunluk ve aşırı üzüntü hali oluştuğunu belirten uzmanlar, kişide aniden sebepsiz yere ağlamalar ve ani
  • İçerisinde bulunduğumuz çağın hızlı değişim çağı olduğunu belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu değişime ayak uydurmak için zihinsel konfo
  • Hayatınızda en çok neyi erteliyorsunuz? En çok neyi erteliyoruz? Hayatınızdan neler eksiliyor? Nasıl karar vermeli ve nasıl adım atmalı?
  • Halk arasında çalma hastalığı olarak bilinen “kleptomani” yaşayan kişilerde, çocukluk döneminde yaşanan ruhsal travmaların etkili olduğunu belirten uz
  • Pandemi sonrası dünya ölçeğinde ekonomik ve sosyal olarak ortaya çıkan eşitsizliklerin tüm dünyada ruh sağlığını bozduğuna dikkat çeken Psikiyatrist P
  • Psikiyatrik hastalıklar ağrıya neden olabiliyor. Yandaş hastalık ağrının şiddetini etkiliyor.
  • Randevu Al