Ölüm Korkusu

Ölüm korkusu nedir? Ölüm korkusu geçer mi? Ölüm korkusu kimlerde görülür? Ölüm korkusu tedavi edilebilir mi? Ölüm korkusu hakkında her şey...

Ölüm Korkusu

Ölüm korkusu nedir? Ölüm korkusu geçer mi? Ölüm korkusu kimlerde görülür? Ölüm korkusu tedavi edilebilir mi? Ölüm korkusu hakkında her şey...

Genel kapsamda ya da özelde, ister sevdiğimiz birinin ölmesinin düşüncesi olsun, isterse kendimizi bundan alıkoyamama durumumuz olsun, hepimizin ölümden korkması muhtemeldir.

Hayatta kalma güdüsüyle yaşayan ve sınırlı bir yaşam süresine sahip olan insanoğlunun sahip olduğu en temel korku ölüm korkusudur. Çoğumuz hayatımızın bir noktada sonlanacağından ötürü “ölüm” kavramından korkarız.

Özellikle, klinik bağlamda “ölüm korkusu” olarak adlandırılan aşırı boyutlardaki fobi, ‘Zihinsel Bozuklukların Teşhis ve İstatistik El Kitabı’nda bir bozukluk olarak bağımsız biçimde tanımlanmamıştır. Yine de, nadiren konuşulan bu korku, insanların yaşam biçimlerini ve duygusal sağlığını ciddi şekilde etkileme potansiyeline sahiptir.

Ölüm korkusu ve kaygısı psikiyatri pratiğinde sık karşılaşılan birçok hastalığın içerisinde bulunan bir durumdur. Ölüm korkusu ve kaygısını anlamak için ölüm kavramından bahsedilmesi gerekir. Geniş ve karmaşık olan ölüm kavramının değerlendirilmesini filozof, edebiyatçı, sanatçı ve diğer bilim adamlarına bırakmakta fayda vardır.

Ölüm korkusu ve ölüm kaygısı kavramları, çoğu zaman karıştırılır. Oysa bunlar aynı anlama gelmemektedir. Doğada ölümlü olduğunun farkında olan tek tür insandır. Kendi varlığının ortadan kalkacağını bilmek insanda nesnesi belli olmayan, varoluşsal kaygıya neden olur. Heidegger bu kaygıyı “angst” olarak tanımlamıştır.

Tanatofobi ya da "ölüm korkusu” dünya genelinde milyonlarca insanın yaşamını etkilemektedir. Bu, bazı insanlarda kaygı bozukluğuna veya takıntılı düşüncelere sebep olabilir. [1] Tanatofobi, ölümden ve kişinin kendisinin ölmesinden korkmasıdır; tanatofobiden farklı olarak "nekrofobi" ölmekte olan kişiden veya cesetten korkma durumudur. Bu korkuların her ikisi de ölüme dair bilinmeyenlerden korkma durumu olarak bilinen “zenofobiyle” ilişkilendirilebilir.

Bu ortak korkuyu hepimiz belirli seviyelerde paylaşıyoruz. Fakat özellikle anksiyete yaşayan kişilerde ölüm korkusu çok daha belirgin ve fazladır. Ölüm korkusu anksiyete bozukluğunun bir sebebi olabileceği gibi şiddetli kaygının getirdiği bir korku da olabilir.

Uzmanlara göre ise;

"Sizin ölüm korkunuzu yenmeye değil, ölüme hazırlanmaya kendinizi yakınlaştırmanız gerekir. Ölümü yenmenin yolu, ölümü aşmaktır. Ölümü aşmanın yolu teslimiyettir. Ölümü aşmanın yolu, ölüme hazır olmaktır, namaz kılmaktır, merhamet etmektir, karınca incitmemektir. Ama gerçekten karınca incitmemektir. Karınca yuvası bozmamaktır. İnsanları tanklarla ikiye bölmek değil. Şehit olmuş olan bir insanın önünde 3 yudum suyu içerken 'Ben sünnet uyguluyorum' diyecek kadar vahşileşmemektir. Bu tür insanlar ölümü ebediyen yenemeyecektir. ölüm onları yenecektir. Çünkü ölüm onların azaba kavuşması için bir merdiven olacaktır. Temiz olman, ihlâslı olman, samimi olman, sineği incitmemen hakikaten gerektir. Ama sözde değil gerçekte. Ölümü yenmenin yolu, Şeb-i Arus gibi yani evlenme gecesi gibi Mevlana’nın dediği gibi ölüme hazır olmaktır."



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: