Nöroloji ve psikiyatride geleneksel pradigmalar var

Nöroloji ve psikiyatri disiplinlerinde yıllardır süregelen geleneksel paradigmaların olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, bu paradigmaların zamanla değiştiğini gördüklerini söyledi.

Nöroloji ve psikiyatride geleneksel pradigmalar var

Nöroloji ve psikiyatri disiplinlerinde yıllardır süregelen geleneksel paradigmaların olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, bu paradigmaların zamanla değiştiğini gördüklerini söyledi.

10İki disiplinin birbirinden ayrılamayacağına da vurgu yapan Tanrıdağ, nöroloji ve psikiyatrinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. NPİSTANBUL Hastanesi’nin Bilimsel Eğitim Toplantıları hız kesmeden devam ediyor. Her hafta Çarşamba günleri NP bünyesindeki uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen toplantıların gündeminde bu hafta vaka sunumları vardı. Beyin fırtınasına dönen toplantıda söz alan NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, nöroloji ve psikiyatri birlikteliğinin önemine dikkat çekti, iki disiplinde yıllardır süregelen paradigmaların olduğunu söyledi. Konuşmasına insanlarda görülen sabit fikirliliği tanımlayarak başlayan Tanrıdağ, sabit fikirliliği beyinin anatomi ve fizyolojisiyle açıklamanın mümkün olamayacağını da kaydetti. Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ; “100 milyar nöron ve trilyonlarca bağlantı var diyoruz. Bunların karşılıklı etkileşimden bahsediyoruz. Aynı zamanda beynin sağ ve sol tarafların farklı işler yaptığını ve farklı düşünce ağı oluşturduğunu, aynı kafa içinde iki ayrı strateji analitik ile bütüncü stratejinin birlikte olduğu tek düşünce haline getirildiğini biliyoruz. Hem kritik hem de duygusal olan taraflar var. Nasıl oluyor da tek düze sabit fikir gelişebiliyor diye düşünmeden edemiyoruz. Peki nedir bu? Beyin araştırmalar sabit fikir konusunda beynin neresi aktif oluyor nerede hareketlenme oluyor. Yapılan araştırmaların ortak noktası beyindeki amigdala ve limbik sistemi içinde yer alan çekirdeğin ve hipokampusla birlikte aktive olduğu insanların böyle bir testle karşılaştıklarında bu bölgelerin aktif olduğunu gösteriyor. İnsanlar bir konuda kesin ve değişmez tavırlarını sürdürürken bir yandan bellekte işleri oluyor duygusal ve korku faktörü devreye giriyor. Korku ve bellek belli bir konudaki sabit ve değişmez düşüncelerin beyinsel alt yapısını oluşturuyor. Sabit fikirlilik, kişilerin bir sosyal statü ve düşüncesi paralelinde oluştuğu, insanların izleyemedikleri takip edemedikleri değişimlerin dışında kalmamak adına eski öğrenilenlerin sıkı sıkıya savunulmasıdır. Bu şekilde hayata tutunur kişiler. Yani yaşamı, hayatı ve mesleği sürdürme biçimi sabit fikirlilik. Bir insan sabit fikirleriyle hayatını sürdürebiliyorsa bunu sosyal statüsünün devamı adına yapıyor. Sabit fikirlilik beyin anatomisi ve fizyolojisi ile ilgili olmaktan çok sosyal bilim ve statü ile ilgili bir durum.” Dedi. Nöroloji ve psikiyatride sabit fikirlilik örnekleri olduğuna dikkat çeken Tanrıdağ; “Nöroloji ve psikiyatri olmaktan çıkmasın diye her iki tarafta da en az yüz yıllık paradigmalar var. Bu ikisinin birbirine yaklaşmasına engel olmak ya da yavaşlatmak adına bu ortam yaratılıyor. Nörolojideki paradigma şu. Beyni davranış düşünce bakımında dışlıyor. Beyni tavşan beyni gibi ele alıyor. İnsanın vücudunu refkles faliyetlerden ibaret olduğunu belirtiyor. Davranışa, düşünceye gelince nörolojinin klasik paradigması duruyor ilerlerse de nöroloji olma niteliğini kaybedeceği düşünülüyor. Altındaki zemin kayar diye kaygılanılıyor. Hala 150 yıldır dünyanın her yerinde eskimiş nöroloji eğitimi sürdürülüyor. Fabrikasyon olarak nörologlar çıkıyor. Ellerinde refleks çekici veriliyor her problemi çözecek araçmış gibi bakılıyor. Paradigmalar psikiyatride var yüz yıldır süregelen. Hala geçerlilikleri var. Dinamik paradigma. Freud’la başlıyor. Dünyada her şey değişiyor nedense Freud değişmiyor. Böyle bilimsellik olabilir mi? Hayır değişiyor. Nöropsikaniliz alanının ortaya çıkmasıyla o anlayış değişiyor. Hipokrat davranış ve duygular beyine ait demiş 2 bin 500 yıldır bir gelişme yok. Buna herkes inanıyor. Psikiyatri modern çağların bilimi olarak daha ilerisini sorgulaması gerekmez mi?  Bu da psikiyatrinin paradigması.” Diyor… Nöroloji ve psikiyatrinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğine vurgu yapan Tanrıdağ, kimi vakalarda birinin kimisinde ise diğer disiplinin rolünün olacağı varsayımı ile hareket edilmesi gerektiğini belirtiyor. Birçok klasik kurumda hiç incelenmeyen vakaları NPİSTANBUL Hastanesi olarak incelediklerini ve çok farklı sonuçlara ulaştıklarının altını çizen Tanrıdağ, hiçbir vakayı hangi konumda başlarsa başlasın birinin varlığı ötekinin varlığını yok edemeyeceğini söylüyor ve bütünlük peşinde olduklarını kaydediyor. Haber-Fotoğraf - Şaban Özdemir (NPGRUP)
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Covid-19 salgını ile birlikte dijital sağlık okuryazarlığının gündeme geldiğini vurgulayan uzmanlar, gerek bilgi algılanmasında gerekse dijital ortaml
  • Neden maraton koşucuları daha iyi CEO oluyorlar?
  • Çok kabus görenler aslında şanslıymış! Gece kabus görmek, gündüz korkularla başa çıkmakta faydalı olabilir.
  • Başınıza ağrı mı saplandı, kaslarınızda gerilme mi var, sinirleriniz mi bozuldu, sindirim sıkıntısı mı çekiyorsunuz, yorgun mu hissediyorsunuz? Doğru
  • Yasın Beş Evresi Teorisi Nedir? 'Yasın beş evresi teorisi' nasıl gelişti, hangi alanlara uyarlandı? İnkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme...
  • Doğru kişiyi bulmak ve âşık olmak istiyorsanız Aşkın Kuralları kitabındaki önerilere bir göz atın...
  • Randevu Al