Neden hep daha fazlasını istiyoruz

İnsanlar niçin hep daha fazlasını ister? Hepsinden önemlisi, eşitsizlik sağlığımız nasıl etkiliyor?

Neden hep daha fazlasını istiyoruz
Paylaş:

İnsanlar niçin hep daha fazlasını ister? Hepsinden önemlisi, eşitsizlik sağlığımız nasıl etkiliyor?

Dünya nüfusunun en zengin %1’i dünyadaki gelir kaynaklarının büyük bir kısmının yönetimini ele geçirmiş durumda. Dolayısıyla eşitsizlik siyasi açıdan çok vahim sorunlara yol açıyor. Ancak eşitsizlik toplumsal ve bireysel açıdan bir sorun mu? Süper zenginler kimlerdir? Eşitsizlik nasıl evrilmiş olabilir? İnsanlar niçin hep daha fazlasını ister? Hepsinden önemlisi, eşitsizlik sağlığımız nasıl etkiliyor? Wall Street’i İşgal Et* hareketi, “Biz % 99’uz” sloganı ile ABD nüfusunun % 1’inin, kaynakların % 40’ının kontrolünü ele geçirmiş olduğuna dikkat çekiyor. Peki bu süper zenginler kimdir? Dünya bugün hiç olmadığı kadar fazla sayıda milyardere sahip. Forbes isimli dergiye göre bunların sayısı 1226’yı buluyor. Ancak bu % 1’lik kesime dahil olmak için milyarlara sahip olmanız gerekmiyor. 2010 yılı itibarıyla ABD’de vergi öncesi yıllık kazancı 350.000 dolar, İngiltere’de ise 149.000 Sterlin’i bulanlar, % 1’e girme şansını yakalıyor. Ancak önemli olan bu kişilerin ne kadar zengin olduğu değil, diğer insanlara göre ne kadar zengin oldukları. Son yıllarda zenginlerin kazançlarının artması, buna karşın düşük gelirlilerin ücretlerinin giderek azalması, zengin-yoksul arasındaki uçurumu iyice açmış durumda.

ZENGİNLİK EĞRİSİ

20. yüzyılın başlarında kaynaklar benzer şekilde yine azınlığın elinde toplanmıştı. Bunların çoğu rantiye dediğimiz miras yoluyla zengin olanlar ve toprak sahipleriydi. O tarihten sonra en azından ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya’da en zenginlerin gelirden aldıkları pay U şekilli bir eğri çizmeye başladı. Büyük Bunalım’dan ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra düşüşe geçen eğri, 1970’li yılların sonlarına doğru plato yaptı. Son 30 yıldır da tırmanışta. Dahası bu % 1’i oluşturanların yapısı da tümüyle değişti. Bugün en zenginlerin pek çoğu artık rantiye değil; ya girişimci ya da üst düzey yönetici. Örneğin İngiltere’de bunların üçte ikisini finans sektöründe çalışanlar, ABD’de üçte birini şirket yöneticileri, % 14’ünü finans sektöründe , % 16’sını ise sağlık sektöründe çalışanlar oluşturuyor. Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden ekonomist Emmanuel Saez’e göre toplam olarak ABD’de en zengin % 1, ulusal gelirin beşte birini evine götürüyor.

% 50’NİN PAYI YALNIZCA %1

En tepedeki zenginlerin gelirlerinin niçin bu kadar artış gösterdiği konusu tarışmalı olmakla birlikte, küreselleşme ve teknolojinin etkisinin önemli bir rolü olduğu tartışmasız kabul görüyor. Saez, sosyal kavramlardaki değişikliklerin de bunda etkili olabileceğini söylüyor. Bir zamanlar yönetici ücretlerindeki artışlara getirilen üst sınırın son günlerde kaldırılmış olmasının, zengin-yoksul arasındaki adaletsizliği iyice derinleştirdiğine dikkat çekiyor. Küresel açıdan bu %1’lik kesimin öneminin de değiştiği görülüyor. Dünya nüfusunun daha yoksul olan yarısı, dünya zenginliğinin yalnızca % 1’lik bir payına sahip. Örneğin ABD’de yılda 350.000 dolar tutarında bir gelirle % 1’in arasına giren bir kişi, dünyanın en zengin %1’ine dahil olabiliyor. Bu da o kişinin kazancının dünya ortalamasının 300 katı olduğu anlamına geliyor. Bu dramatik rakamlar, en zenginlerle diğerlerinin arasının iyice açıldığının net bir göstergesi. % 1’lik kesim yalnızca maddi zenginliğin zirvesinde değil, gittikçe derinleşen bir uçurumun kıyısında da geziniyor. CUMHURİYET BİLİM TEKNOLOJİ EKİ