NASIL YAŞLANMAK İSTERSİNİZ?

Paylaş:

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

Keyifsiz, sinirli ve kavgacı bir ihtiyar mı, bilge ve zarif bir yaşlı mı olmak istersiniz?

Eğer yaşlanmanın bir olgunlaşma ve değişme süreci olduğunu kabullenirseniz zarafetle yaşlanmayı başarabilirsiniz. Yaşlanmayı bir huzur ve keyif yolculuğuna dönüştürmek, onu kabullenmeniz ve uyum sağlamanıza bağlı. Onu reddetmek, itişip kakışmak, belirtilerini birer öcü gibi algılamak ve etkilerini hissettikçe strese ya da depresyona girmek sizi ancak huysuz bir ihtiyar yapar. İyi ve güzel yaşlanmak için zarafetle yaşlanmayı becerebilmek gerekiyor. Ünlü yaşlanma uzmanı Dr. A. Weill "Zarafetle yaşlanmak demek, mümkün olduğunca uzun ve olabildiğince iyi yaşayarak ancak hayatın sonunda düşüşe geçmektir. Yaşlanmak zayıflık ve acı verse bile, derinlik, deneyim zenginliği, huzur, bilgelik, kendine özgü bir güç ve zarafeti de beraberinde getirir” diyor. Dr. Weill'in zarafetle yaşlanmak isteyenlere küçük bir önerisi daha var: “Eğer yaşlanmaya karşı fazla direnirseniz onun faydalarını da reddetmiş olabilirsiniz. Yaşlanmak hayatın değerini arttırır, azaltmaz."

Sizi güzel, pırıl pırıl, kıpır kıpır bir bahar ve sıcacık bir yaz bekliyor. İster genç, ister orta yaşlı, ister yaşlı olun, fark etmiyor. Bugünün keyfini sürün, coşkusunu yaşayın, tadını çıkarın. Yaşlanmaktan da, yaş almaktan da korkmayın. Biriktirdiğiniz yılların hayatınıza zenginlik kattığından, sivriliklerinizi törpüleyip köşelerinizi yuvarladığından, sert yanlarınızı yumuşatıp sizi "zarafet, bilgelik, hoşgörü, takdir ve gönül alma" gibi edinilmesi çok zor tecrübelerle donattığından kuşku duymayın.

Bana göre yapılacak şey "ihtiyarlayarak mı, iyi yaşayarak mı yaşlanacağınıza" karar vermek ve hiç olmazsa ellili yaşlardan sonra, sahip olma telaşını azaltıp "mevcutla yetinmeyi" öğrenebilmektir. Böyle bir yaklaşım bizi daha iyi ve daha güzel yaşlandıracak, daha keyifli ve huzurlu biri yapacak.

Güçlü bir bellek için ne yapmalı?

Belleği güçlendirmeye yarayan çok sayıda doğal destek var ama bize göre en etkilisi bir omega-3 yağ asidi olan DHA. Çocuk ve gençlerde de, yaşlılarda da belleğe güç katıyor. Özellikle kolej ve üniversite sınavlarına hazırlanan çocukların vücutlarına daha fazla DHA kazandırmalarında yarar var. DHA'nın en iyi kaynağı ise yağlı balıklar. Ayrıca kapsül veya şurup halinde satılan omega-3 desteklerinden de bu amaçla faydalanmak mümkün. Saf DHA desteği bulmak güç. Bu durumda DHA+EPA karışımı omega-3 kapsüllerinden faydalanmak uygun olabilir.

Beslenme dışında hangi önlemler önemli?

Kanserden korunma söz konusu olduğunda sadece iyi beslenmek yeterli olmaz. Başka birçok etkili önlem var. Alüminyum içeren deodorantlardan, ftalat içeren parfümlerden, dioksin içeren kozmetiklerden, plastik bardaklardan, demir zımba kullanılmış poşet çaylardan, eskimiş plastik su damacanalarından ve alüminyum kaplardan uzak durmak da son derece etkili önlemler. Ayrıca paraben içeren kozmetiklerden, pelkloro içeren kuru temizleme ürünlerinden de korunmak gerek. Prensip olarak böcek ve sinek öldürücü ilaçlar, östrojen içeren cilt bakım ürünleri ve plasenta hormonları içeren kozmetiklerden kaçınmak gerekiyor. Stresin, öfke ve depresyonun, hareketsizliğin, yalnızlık ve toplumsal tecridin, sigara dumanı ve hava kirliliğinin de kansere yakalanmayı kolaylaştırdığı biliniyor.

CoQ10 ve karnitin karışımı yağ kaybını hızlandırır mı?

Ne CoQ10'un, ne de karnitinin yağ kaybı sağladığını gösteren bilimsel bir kanıt var. Bu ikiliyi beraber kullanırsanız doğru dürüst bir sonuç da alamazsınız. Nedeni karışımın biyoyararlanımı düşürmesi. Ayrıca karnitin için ciddi bir stabilite, yani etkinliği koruma sorunu var. Bu nedenle bu iki desteği ayrı ayrı kullanmak ve karnitin kapsülleri yerine sıvı şeklindeki karnitin desteklerini tercih etmek daha akıllı bir seçim gibi görünüyor.

Lipotrofik faktörler karaciğer yağlanmasını önler mi?

30-40 yıl önceki kitapları dikkate alırsanız lipotrofik faktörler olarak bilinen metionin, kolin ve inostol'ün karaciğer yağlanmasını azaltabileceğini düşünebilirsiniz. Gerçekten de ilaç firmaları bile 60'lı 70'li yıllarda bu üçlüyü içeren ilaçlar üretiyor, doktorlar da bu ilaçları (mesela blamid kolin) reçeteye yazıyorlardı. Ama sonraki araştırmalar bu doğal maddelerin ne karaciğer yağlanmasını önleme ya da azaltmaya, ne de kolesterolü düşürmeye hiçbir faydasının olmadığını ortaya koydu. Paranızı boşa harcamayın, lipotrofiklere bel bağlamayın. Eğer karaciğeriniz yağlıysa ya da kolesterolünüz yüksekse doktorlarınıza danışın.

Spor yapanlar ne kadar protein tüketmeli?

Vücut geliştirmek ve kas kütlesini arttırmak için yoğun egzersiz uygulayanların sık sık yaptıkları bir hata var:
Protein takviyeleri kullanmak. Bu tutum yararsız olduğu kadar bazen zararlı bile olabiliyor. Yararsız çünkü egzersiz yapan birinin kilosu başına bir günde 1,4 gramdan fazla protein almasının kas gelişimine ve egzersiz performansına herhangi bir ilave katkısı olmuyor. Yani en fazla altı köfte kadar et tüketirseniz amacınıza ulaşıyorsunuz. Diğer taraftan protein takviyelerinin içinde ne olduğu belirsiz zararlı maddeler, hatta bazen hormonal sistemi derinden etkileyebilen testosteron benzeri kimyasallar bulunabiliyor. Eğer kaslarınıza enerji yüklemek istiyorsanız bunun en önemli kaynağının karbonhidratlar olduğunu unutmayın. Eğer müsabaka yapan bir sporcuysanız, özellikle müsabaka öncesi dönemde protein değil, karbonhidrat alımınızı çoğaltın.