Molayı nasıl heba ettik

Krizlerin heba edilemeyecek kadar önemli olduğu doğru. Ama bir "mola" da heba edilemeyecek kadar müthiş bir şeydir ancak son zamanlarda yaptığımız şeyin tam da bu olup olmadığını merak ediyorum.

Molayı nasıl heba ettik

Krizlerin heba edilemeyecek kadar önemli olduğu doğru. Ama bir "mola" da heba edilemeyecek kadar müthiş bir şeydir ancak son zamanlarda yaptığımız şeyin tam da bu olup olmadığını merak ediyorum.

Jeopolitiğe verdiğimiz beş yıllık molayı boşa harcadık. Ülke olarak gözümüzü açıp kendimize çekidüzen vermezsek (ve Çinliler, Ruslar ve Avrupalılar da aynısını yapmazsa) hepimiz pişman olacağız. 2008'de Büyük Durgunluğun başlamasından beri görece nasıl bir rahatlık yaşadığımızı düşünün. Amerikalılar, Avrupalılar ve dünyadaki diğer büyük güçler, neredeyse tamamen kendi ekonomilerine odaklanabildi. Hem de büyük bir savaşın veya dünyayı sarsan bir çatışmanın ekonomideki kırılgan toparlanmaya son vermesi ya da savunma harcamalarında önemli artışlar gerektirmesi konusunda kaygılanmak zorunda kalmadan. Dünya son beş yılda kısmen jeopolitik bir moladaydı. Ama şimdi nereye baksanız, çeşitli aktörlerin kırmızı çizgilere bastığını ve her an bunları geçmeye hazır ve istekli olduğunu, hatta buna can attığını görüyorsunuz. Kuzey Kore'nin tamamen kontrolden çıkmış görünen çocuk kralı Kim Jong-un, stratejik roket kuvvetlerinin ABD ve Güney Kore hedeflerini her an vurabilecek şekilde hazırda bekletilmesini emretti. İran kendi nükleer silahını ve silah sevk sistemini yapmaya adım adım yaklaşırken, yaptırımlar şu ana dek Tahran'ı caydıramadı. Bu arada halkına ekmek alacak parası tükenmekte olan Mısır, kırmızı çizgiyi geçip başarısız devlet durumuna düşerek tüm bölgeyi istikrarsızlaştırmaya tehlikeli biçimde yaklaştı. Öte yandan, "yönet veya mahvet" seçeneğiyle karşı karşıya kalan Suriye'nin çılgın lideri Beşar Esad, ülkesini mahvetmeyi seçti. Suriye'de devletin çökmek üzere oluşu, cihatçı milislerin bu enkazdan kimyasal silahlar ve gelişmiş karadan havaya füzeler ele geçirme ihtimalini doğuruyor. Son olarak, euro bölgesindeki kurtarılmış ülkelerin Güney Kıbrıs'ı kurtarması insanı AB'nin elinde daha ne kadar geçici çözüm kaldığını düşünmeye sevk ediyor. Belki G. Kıbrıs'ı kurtarabilir ve mevduatlarının tıraşlanmasını halka kabul ettirebilirsiniz. Ama bu durumda İspanyolların, benzer bir tıraş olasılığı mevcutken paralarını bankada euro olarak neden tutmaları gerektiğine dair sorular sorması an meselesi haline geliyor. Bu kırmızı çizgilerin biri geçilirse, şu son beş yılı ekonomiyi daha dirençli hale getirmek için değerlendirmediğimize pişman oluruz. Gelecekteki tar ihçi ler Amerikalıların kısa süreli altyapı yatırımları yapma (ülkemizi ucuz para kullanarak yenileme) konusunda nasıl anlaşamadığını kesinlikle soracaktır. Üstelik ekonomik toparlanmayla birlikte aşamalı olarak devreye giren uzun vadeli vergi reformu ve harcama kesintisi paketi sayesinde, jeopolitik fırtınaları atlatmak için şimdi çok daha güçlü bir mali yapımız olurdu. Şu anda tamponumuz ve yedek lastiğimiz olmadan araba kullanıyoruz. Hem de dünya yeni b ir m ücadeleye girmek üzereyken. (Uzlaşma için hâlâ uğraşan Obama'ya bravo. Acaba Cumhuriyetçiler devreye girer mi?) Ama t arihçiler Ç in'e de şunu soracak: Nasıl yapabildiniz? ABD için kötü olan şeyin sizin için mutlaka iyi olması gerekmediğini ne zaman fark edeceksiniz? Bunun için Güney Kore, Japonya, Vietnam ve Tayvan'ın da nükleer silah edinmesi mi gerekiyor? Kuzey Kore'ye giden gıda ve yakıtı kontrol eden Çin, bu iki kaynağı kesip mülteciler için sınırı açarak, oradaki ucube gösterisine son verebilir. Çin'in birleşik ve nükleer silahlı bir Kore ve mülteci akını konusunda endişelendiği doğru, ama ABD birleşik ve nükleer silahsız bir Kore'nin kurulmasına ve mültecilere yardım edebilir. Bir de ülkesinin sırf petrol ve doğalgazı olduğu için birinci sınıf bir güç olduğunu sanan Rusya Devlet Başkanı Putin var. Suriye'de Esad'a sert davranmayıp onun görevden uzaklaştırılmasına karşı çıkmak, en iyi ihtimalle Rusya'yı Suriye'nin bir sonraki yönetici kuşağından uzaklaştırır, en kötü ihtimalde Suriye'yi yeni bir Afganistan'a dönüştürür. Ruslar bize zarar vermek için İran'ın gizli nükleer programını destekleyerek, sınırlarında nükleer silahlı bir İslamcı güç yaratmanın ileride kendilerine de sorun oluşturmayacağına gerçekten inanıyor mu? Rusya ve Çin çoğu açıdan bizden daha sorumsuz. Kendimiz güçlendirmemiz gerekirken bunu yapmıyoruz. İleriyi göremiyoruz. Ancak onlar alenen zararlı şeyler yapıyor. Ama sonuç şu ki, bir gün hepimizi geçmişe bakıp küresel jeopolitik salgına verilen bu arayı daha akıllıca değerlendirmiş olmayı dileyebiliriz. Umarım tarihçiler felaket gelmeden önceki beş yıl şanslı olduğumuzu söylemez. THE NEW YORK TIMES