Deprem Travma Psikolojisi

Modern filmler peri masallarının renkli dünyasını yansıtmıyor

Masallardan alınan dersler, şüpheci dünyada değerini yitiriyor.

Modern filmler peri masallarının renkli dünyasını yansıtmıyor

Masallardan alınan dersler, şüpheci dünyada değerini yitiriyor.

Peri masalları son birkaç yılda hem beyazperde hem de televizyonu etkisi altına aldı. Pamuk Prenses'in yeni ve enerjik bir versiyonu olan Tarsem Singh imzalı "Mirror Mirror" (Ayna Ayna), bu bahar pek çok yerde gösterime girecek. "Pamuk Prenses ve Avcı"nın ise bu sene gösterime girmesi bekleniyor. İki Amerikan dizisi, "Grimm" ve "Once Upon a T ime", p eri m asallarına ö zgü illüzyonlu mekânlarda geçiyor. Tüm bu projeler izleyicinin hatıralarında sonsuza dek mutlu yaşamayacak ama eğlence sektörü, kendi sihrinin gücüne duyduğu çocuksu güvenle, büyüleneceğimizden emin. Ancak peri masallarının sözlü edebiyat geleneklerine dayanan karakteristik üslubunu sahneye aktarmak biraz zor. Geçen yıl Catherine Hardwicke'in "Kırmızı Başlıklı Kız"ve Daniel Barz'ın "Beastly" (Güzel ve Çirkin'den uyarlanmış) isimli eserleri buna örnek. "Kırmızı Başlıklı Kız" bir ortaçağ kasabasında geçiyor. Kırmızı Başlıklı Kız'ı ve büyükannesini tuzağa düşüren kurt, bir kurt adama dönüştürülmüş ama hikâyenin ana öğeleri aynı kalmış. "Alacakaranlık" serisiyle üne kavuşan yönetmen Hardwicke, nispeten kasvetli bir atmosfer yaratmış. Ancak ortaya çok kötü bir film çıkmış. Genç oyuncular sanki Esperanto konuşuyor. Yaşlılarsa yıllardır üzerlerinde olan büyüyü atmak istercesine, sersemlemiş görünüyor. "Beast ly" de bi r o kadar inandırıcılıktan uzak. Hikâye ilk olarak 1946'da Jean Cocteau tarafından, 1991'de ise Disney animatörleri tarafından filme uyarlanmıştı. Film, Manhattan'daki modern bir hazırlık okulunda geçiyor ve bu okula giden kibirli, yakışıklı bir zengin çocuğu, bir cadı tarafından çirkin bir adama dönüştürülüyor. Sevimli kadın kahramanın dış görünümüne rağmen ona âşık olması için adamın iyi biri olmayı öğrenmesi gerekiyor. Sorun şu ki, filmin adına rağmen ana kahraman çirkin bir canavar değil, sadece çok da yakışıklı olmayan bir insan. Cocteau'nun şiirsel romantizminin ardında şu düşünce yatıyordu: Kahraman, tüm kibarlığına rağmen, Belle'e âşık olduğunda onu öldürmemek ve yememek için zorlanan bir yırtıcı. Cocteau'nun filmi şimdiye dek beyaz perdeye aktarılmış en güzel peri masalı. Onu en yakından Jacques Demy'nin 1970 tarihli "Donkey Skin" filmi takip ediyor. (Film, bir kral olan babasından kaçmaya çalışan bir prensesle ilgili. Kral, kendi kızıyla evlenmek istemektedir.) Neil Jordan'ın "Company of Wolves" filmiyse, "Kırmızı Başlıklı Kız"dan i lham almış ama film çoğu peri masalından hem daha korkutucu hem de daha erotik. Kesinlikle çocuklara göre değil. Video oyunları, bilgisayar grafikleri ve günlük yaşamın sıkıntıları sayesinde, fanteziler yeniden beyaz perdeye aktarılmaya başladı. Ancak orijinal peri masallarının dayandığı toplumsal gerçeklere artık anlaşılmaz bir biçimde yabancıyız. Vermeye çalıştıkları derslerse artık pek etki etmiyor. Günümüz çocukları, şüphe duyacakları şeyleri bile öğrenmeden önce, şüphe duymayı öğreniyor. "Ayna Ayna", kendi saçmalıklarının farkında olduğunu göstermek için çok çaba sarf ediyor. Hikâye, dijital efektler sayesinde hayal etmemizi kolaylaştıran, silik bir ortaçağ krallığında geçse de, kullanılan üslup o döneme özgü. Her replik adeta bir stand-up şovundan fırlamış bir espri gibi ve film cinsiyet rolleri hakkında daha modern bir bakış açısına sahip. Bu filmde Pamuk Prenses pasif bir kahramandan ziyade tuttuğunu koparan türden bir prenses ve Beyaz Atlı Prens, Pamuk Prenses'in kendini kurtarmasına izin veriyor. Hâlbuki onun Pamuk Prenses'i kurtarması gerekiyor. "Ayna Ayna" hedef kitlesi olan çocukların ve ergenlerin hoşuna gidebilir. Ancak film, mucizelere fazla yer olmayan günümüzde, peri masallarını nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda bize fazla bir şey söylemiyor. Televizyon dizisi "Grimm" ve "Once Upon a Time", izleyiciyi şaşırtıcı bir şekilde yeni peri masalı filmlerinden daha çok düşünmeye sevk ediyor. "Grimm"de, Oregon'da yaşayan bir dedektif her hafta bir canavarın peşine düşüp onu alt ediyor. Hepsi Almanca isimlere sahip olan canavarlar, sıradan insan kılığında. Sadece bir canavar avcısı olan dedektif gibiler onların gerçek yüzünü görebiliyor. "Once Upon a Time"ın daha karmaşık bir konusu var. Peri masalı karakterleri, kendilerine yapılan büyü yüzünden günümüze ışınlanıyor ve hiçbiri önceki geçmişlerinden haberdar değil. Dizi, günümüzün gelişmiş dünyasında çok yaygın olan "arada kalmışlık" duygusunu çok iyi yansıtıyor. Büyürken dinlediğimiz hikâyeleri şen şakrak bir biçimde günümüze uyarlasa da, diziye melankolik bir atmosfer hâkim. "Once Upon a Time" sizi hem çok genç hem de çok ama çok yaşlı hissettirebilir. THE NEW YORK TIMES
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Trol nedir, kime denir? Anlayalım, öğrenelim, saptayalım, ayıklayalım ve tabii ki kurtulalım. Peki nasıl? İşte rehberiniz...
  • Bu depresyonun sıklığı %5-20 olarak bildiriliyor. Peki Postpartum depresyonu nedir? Kadınlar doğum sonrası ilk yıl içinde, psikiyatrik hastalıklar (an
  • Ağustos böceğinin ötüşü doğanın en hoş seslerinden biri olarak görülür. Bu böceğin sesi gizemli olduğu kadar yüksektir de.
  • Kirazın gut hastalığından kaynaklanan ağrıları dindirdiği bildirildi.
  • Cep telefonları ve diğer elektronik cihazların hassas elektronik sistemleri etkileyebileceği söyleniyor. Ama bunu kanıtlamak neden bu kadar zor?
  • Vişne nelere iyi geliyor?Kırmızı meyvelerden vişnenin ekşi tadının yanında çok tatlı, sağlığa yararlı etkileri var.
  • Randevu Al