Kanserle mücadele için genetik kumar

Lösemiye yönelik yeni yaklaşım geleceğe dair fikir veriyor. İşte kanserle mücadele için genetik kumar.

Kanserle mücadele için genetik kumar

Lösemiye yönelik yeni yaklaşım geleceğe dair fikir veriyor. İşte kanserle mücadele için genetik kumar.

İnsan genomuyla ilgili çalışmalar konusunda dünyanın önde gelen merkezlerinden birisi olan Washington Üniversitesi'nin genetik araştırmacıları şoke olmuştu. Meslek hayatını kanser araştırmalarına adayan genç, yetenekli ve sevilen meslektaşları Doktor Lukas Wartman kansere yakalanmıştı. Bunun üzerine, üniversitenin genom enstitüsünün müdür yardımcısı Doktor Timothy Ley, Temmuz 2011'de ekibini toplantıya çağırdı ve Wartman'ın hastalığı yetişkin akut lenfoblastik lösemiye neden olan serseri bir gen bulup bulamayacaklarını görmek için ellerinden gelen her şeyi yapmayı önerdi. Ley onlara, "Ya şimdi ya da hiç. Sadece tek şansımız olacak" dediğini hatırlıyor. Ley'in ekibi daha önce hiç yapmadıkları bir analiz türünü denedi ve karşılaşt ırmak amacıyla hastanın hem kanserli hem de sağlıklı hücrelerinin gen dizilimini çıkardı. Aynı zamanda, hastanın genlerinin neler yaptığını anlayabi lmek için DNA'nın kimyasal bir akrabası olan RNA'ları da incelediler. Proje için diğer işlerini haftalarca askıya alan ve üniversitenin 26 dizileme makinesini ve süper bilgisayarını tam gün çalıştıran araştırmacılar, sonunda suçluyu buldu: Aşırı hızlanan ve kanserin gelişimini desteklediği görülen büyük miktarda protein üreten normal bir gen. Daha da iyisi, hatalı çalışan geni durdurabilecek umut verici bir yeni ilaç vardı. Bu ilaç sadece ilerlemiş böbrek kanseri vakaları için denenip onaylanmıştı. Wartman bu ilacı lösemi için kullanan ilk kişi oldu. Kanser geçen sonbahardan beri gerileme döneminde. Sonbaharda mutlak ölümün eşiğinden döndükten sonra iyileştiği söylenemese de sağ ve iyi durumda olan Wartman, kanseri durdurmaya yönelik yeni bir yaklaşımın öncüsü. Tıp araştırmacılarına göre asıl önemli olan, kanserin çıktığı doku veya organ değil de onu harekete geçiren genler. Bir kadındaki göğüs kanserinin genetik tetikleyicileri bir diğer kadınınkilerden farklı olabiliyor ve aslında bir erkekte görülen prostat kanseriyle veya bir başka hastadaki akciğer kanseriyle daha çok ortak yönü bulunabiliyor. Bu yeni yaklaşımda araştırmacılar tedaviyi tek bir genin mutasyonlarına uygun şekilde ayarlıyor ve kontrolden çıkmış birkaç önemli gene saldıran ilaçlar kullanıyor. Buradaki ilaç kokteylleri, birkaç farklı ilacın aynı anda kullanıldığı HIV tedavisine benziyor. Araştırmacılar tam genom dizilimi adlı bu yöntemin ne zaman genel kullanıma açılacağı ve sağlık sigortası kapsamına alınacağı konusunda farklı görüşler belirtseler de, bunun büyük umut vadettiğine inanıyorlar. Ley, "Hastada kansere neyin yol açtığını bilmezseniz, onu tedavi etme şansınız olmaz. Son 40 yılda, generalleri savaşa bölgenin haritası olmadan gönderiyoruz. Şimdi yaptığımız şey, haritayı oluşturmak" diyor. Halen emekleme döneminde olan tam genom dizilimi korkutucu ölçüde karmaşık. Gen dizilimi sadece başlangıç. Asıl zor iş, hangi mutasyonların önemli olduğunu bulmak. Şimdiye dek bu yöntemi seçenlerin çoğu, zengin ve çevresi geniş kişiler. Steve Jobs pankreas kanseriyle savaşmak için diğer tüm yöntemleri denedikten sonra, genetik dizilim ve analiz işlemleri yapan doktorlara gitti. Biyografisinin yazarına göre, bu işlemler ona 100 bin dolara mal oldu. Meslektaşları tarafından bir araştırmaya dâhil edilen Wartman'ın gen analizinin ücreti ise üniversiteden ve araştırma yardımlarından karşılandı.

Tıbba Adanan Hayat

Wartman kanser araştırmalarında öncü olan bu üniversiteye tesadüfen girmiş. Indiana'da büyüyen Wartman, dedesi gibi veteriner olmak istiyormuş. Ama üniversitedeyken yaz aylarında hastanelerde çalışmış ve kansere merak sarmış. Washington Üniversitesi'nin St. Louis'teki tıp fakültesine kaydolunca, kan kanseri vakalarında yaşanan genetik değişimlerle ilgili araştırmalara ilgi duymuş ve araştırmacı doktor olmak istediğini anlamış. 2002 kışında tıp fakültesinin son sınıfında okurken, Stanford Üniversitesi'nin asistanlık programına katılmak için mülakata gittiğinde bu planlar altüst olmuş. Mülakat günü ağır bir yorgunluk yüzünden neredeyse felç olmuş. Yine de kendisini zorlamış ve sağanak yağmur altında araba sürerek Palo Alto'ya gitmiş. O günü atlatabilecek gücü bulmuş. St. Louis'e dönünce koşmayı bırakmış, çünkü çok bitkinmiş. Geceleri terlemeye başlamış. Wartman, "Anjin olduğumu ve bunu atlatabileceğimi düşündüm" diyor. Ama daha sonra bacak kemikleri de ağrımaya başlamış ve ateşi çıkmış. Şubat 2003'te bir acil servise gitmiş. Doktor alyuvar ve akyuvar sayılarının düşük olduğunu fark etmiş. Löseminin biyolojisini adı gibi bilen Lukas Wartman, bu hastalığa yakalandığından kuşkulanmaya başlamış. Ertesi gün yeni testler için hastaneye tekrar gitmiş. Kalça kemiğine uzun bir iğneyi batıran doktor, analiz için ilik almış. Wartman, "Mikroskobun lamına beraber baktık; lösemi hücreleriyle doluydu. Şoka girmiştim" diyor. Wartman önce 9 ay boyunca yoğun kemoterapi, ardından 15 ay koruma amaçlı kemoterapi görmüş. 5 yılın sonunda, yok olmuş gibi görünen kanser tekrar nüksetmiş. Bunun üzerine kanseri geriletmek için yoğun kemoterapiye başlanmış. Daha sonra, küçük erkek kardeşinden alınan ilik Wartman'a nakledilmiş. Wartman nakilden yedi ay sonra büyük bir kanser konferansına gitmiş ve kendi lösemi türü hakkındaki bir oturumu izlemiş. Oturumun konuşmacısı, hastalığın tekrarladığı kişilerin sadece yüzde 4 veya 5'inin sağ kaldığını bildirmiş. Wartman, "Midem bulanmıştı. Bu rakamı duyunca yaşadığım şoku asla unutmayacağım" diyor. İlik naklinden 3 yıl sonra 2011 baharında, günde 9 ile 11 kilometre arası koşan ve kendini iyi hisseden Wartman "Sonbaharda belki de bir yarı maraton koşarım diye düşünüyordum" diyor. Ama kanser daha sonra yine nüksetmiş.

RNA'daki İpucu

Wartman'ın doktorları onu kurtarmak için son umutlarının, ellerindeki tüm gen bilgisini ve teknolojisini kullanmak olduğunu anlamış. Kanserin amansız saatiyle yarışarak geçen dokuz aylık hummalı bir çalışmanın ardından, ekip verileri elde etmiş. Kanserli hücre DNA'sında çok sayıda mutasyon olsa da, bu konuda bir şey yapılamazdı. Bunlara saldıracak ilaçlar yoktu. Ama diğer inceleme yani kanserli hücrelerin RNA analizi, lösemi hücrelerinde FLT3 adlı normal genin denetimsiz şekilde çalıştığını gösterdi. Bu genin normal işlevi, hücrelerin büyüyüp çoğalmasını sağlamak. Wartman'ın kanser hücrelerinin böyle hızlı çoğalmasının nedeni, aşırı aktif FLT3 geni olabilirdi. Asıl iyi şey, ilerlemiş böbrek kanseri tedavisi için onay alan ve FLT3'ü durduran Sutent (veya sunitinib) adlı ilaçtı. Ama Wartman'ın sigorta şirketi, bir günlük doz maliyeti 330 dolar olan ilacın masrafını karşılamadı. İlacın üreticisi Pfizer'a, yıllık maaşının sadece 7.5 aylık doz almaya yettiğini söyleyen Wartman, insani amaçlı kullanım izni rica etti ama talebi kabul edilmedi. Bir haftalık ilaç parasını bulup ilacı kullanmaya başlayan Wartman'ın kan değerleri, birkaç gün sonra normal görünüyordu. Ama umutlanmaktan korkuyordu ve ilacın maliyeti onu rahatsız ediyordu. İlaç işe yarasa bile, daha ne kadar satın alabilirdi ki? Hastanenin eczanesinde çalışan bir hemşire ertesi gün onu arayarak mucize gibi bir haber verdi: Bir ay yetecek Sutent stoku Wartman'ı bekliyordu. Tedavi olduğu servisteki doktorlar para toplayıp ilacı almıştı. İki hafta sonraki biyopsi, eskiden lösemi hücreleriyle dolu olan iliğinin temiz olduğunu gösterdi. İlave iki hassas test, kanserin gerilediğini doğruladı. Doktoru John DiPersio ona, "Buna inanamıyorum" dedi.

Önseziler ve Kararlar

Hastalık durunca, Wartman'ın doktorları onun Sutent mi kullanması veya yeni bir ilik nakli mi yaptırması gerektiğini değerlendirdi. Sonunda DiPersio, Wartman'ın nakil yaptırması gerektiğine hükmetti, çünkü bu yapılmazsa kanser mutasyon geçirip Sutent'i atlatabilirdi. Bu arada Pfizer ilacı ücretsiz vermeyi kabul etti. Kanser şimdilik kaybolmuştu ama Wartman ilik nakillerinde sıkça rastlanan bir sorunla uğraşıyordu; Nakledilen ilikteki akyuvarlar, yabancı gördükleri hücrelere saldırıyordu. Cildinde kızarıklık oluyordu ve kendini kötü hissediyordu. Ama bu sorunlar da hafifliyor. Wartman tekrar Ley'in laboratuvarında çalışıyor. Meslektaşları, aynı kanser türüne yakalanan başka hastaların kanser hücrelerinde benzer mutasyonlar arama niyetinde. Ayrıca ilacın diğer lösemi hastalarında işe yarayıp yaramayacağını ve buldukları çözümün sadece Wartman'da başarılı olup olmadığını görmek için, Sutent'i klinik deneylere sokacaklar. Wartman da rahatsız edici belirsizliklerle karşı karşıya. Ne kadar şanslı olduğunu biliyor. Ama gelecek ne getirecek? Yaşam planı yapabilir mi? İyileşti mi? Wartman, "Tarifi zor bir his. Alışılmadık bir durumdayım" diyor. THE NEW YORK TIMES kanser türleri,kanser genetik mi,kanser tedavileri
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Trol nedir, kime denir? Anlayalım, öğrenelim, saptayalım, ayıklayalım ve tabii ki kurtulalım. Peki nasıl? İşte rehberiniz...
  • Bu depresyonun sıklığı %5-20 olarak bildiriliyor. Peki Postpartum depresyonu nedir? Kadınlar doğum sonrası ilk yıl içinde, psikiyatrik hastalıklar (an
  • Ağustos böceğinin ötüşü doğanın en hoş seslerinden biri olarak görülür. Bu böceğin sesi gizemli olduğu kadar yüksektir de.
  • Kirazın gut hastalığından kaynaklanan ağrıları dindirdiği bildirildi.
  • Cep telefonları ve diğer elektronik cihazların hassas elektronik sistemleri etkileyebileceği söyleniyor. Ama bunu kanıtlamak neden bu kadar zor?
  • Vişne nelere iyi geliyor?Kırmızı meyvelerden vişnenin ekşi tadının yanında çok tatlı, sağlığa yararlı etkileri var.
  • Randevu Al