KADIN ERKEK BEYNİ FARKI

KADIN ERKEK BEYNİ FARKI
Paylaş:

Füsun Saka

Kadın ve erkek beyinleri arasındaki farkları hiç merak ettiniz mi? İşte şaşırtan bilgiler.

Beyin, insan vücudunun en hafif organlarından biri sayılabilir. İşlevleri hakkında oldukça fazla bilgiye de sahibiz ama hala üzerinde araştırılması gereken o kadar çok şey var ki.  Son yıllarda konuya ilişkin yoğunlaşılan çalışmalardan biri de  kadın ve erkek beyinleri arasındaki farklar ve bunların yaşamlarımızı belirlemesi üzerine.

Aynı evin içinde yıllarca birlikte yaşıyoruz. Aynı okullara gidiyoruz, yediğimiz yemekler, içtiğimiz çaylar, dinlediğimiz müzikler bile aynı ve yaptığımız yaramazlıklar ebeveynlerimiz tarafından aynı tepkiyi görüyor. Ama bizler çok farklı bireyler olarak toplumdaki yerimizi alıyoruz. Çünkü birimiz kadın diğerimiz erkeğiz.

Kadınlar ve erkekler olarak başımıza gelen hiçbir şeye, yaşadığımız hiçbir olaya aynı tepkiyi vermiyoruz. İlişkilere yaklaşımımız, başlama ve bitirme nedenlerimiz, para meselelerini algılayışımız, estetik beğenilerimiz, öfkelendiğimiz ya da sevdiğimiz şeyler, hatta kariyer hedeflerimiz neredeyse taban tabana zıt. Yine de aynı mekanlarda yaşıyor ve devamı için çabalıyoruz. Çünkü aşık oluyoruz, bağlanıyoruz, aileler kuruyoruz... Ayrı gezegenlerden gelmiş iki farklı tür gibi davranan kadınlarla erkekleri bu hale getiren şey ise,  yüzde 70 oranında  hormonlar. Bir de bu hormonların beyinde aktif olduğu bölgeler... Uzmanlara göre; kadınlarda beynin sağ  yarısı, erkeklerde ise sol yarısı aktif. Beynin ön bölgesi ise uniseks davranışların ortaya çıktığı yer.

Fakat her şey bu kadar basit değil. Kadın erkek davranışlarının niçin bu kadar büyük farklılıklar gösterdiğini anlayabilmek için beynin sağ, sol, ön ve arka bölümlerinin işleyişi üzerine daha çok şey öğrenmek gerekiyor.

SEKS HORMONLARI BEYNİ YÖNLENDİRİYOR

Prof. Dr. Nörolog Oğuz Tanrıdağ, insanların seks hormonları devreye girene kadar davranış kalıplarının kültürel ve eğitim temelli seyrettiğini, ancak seks hormonları devreye girince bu kalıpların biyolojik temelli olarak değiştiğini belirtiyor.

AYNI ANNE BABALARIN ÇOCUKLARIYIZ OYSA

Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan'da tıpkı Tanrıdağ gibi suçun hormonlarda olduğunu söylüyor ve konuşmasına şu soruyla başlıyor: "Aynı evlerde, aynı anne babanın çocukları olarak doğuyoruz. Eğitimlerimiz aynı ama aynı olaylara neden farklı tepki gösteriyoruz?" ve Tarhan kendi sorusuna şöyle yanıt veriyor: "Bu durum geçmişte genellikle sosyal öğrenme ile açıklanıyordu. Ancak artık tüm araştırma sonuçları gösteriyor ki, bu büyük farklılığın temeli yüzde 70 oranında biyolojik kökenli. Erkek vücudunda testesteron, kadında ise östrojen ve progesteron hormonu üretiliyor. Dolayısıyla bunların geliştirdiği davranışlar var. Basitçe açıklamak gerekirse, kadında östrojen ve progesteron hormonu yoğun olduğu için kadınlarda sağ beyin erkeklerde  ise sol beyin çalışıyor. Çünkü burada testesteron hormonu etkin. Ve sol beyin bizim konuşmayı oluşturan beynimiz. Yani dilin baskın olduğu beyin. Bu nedenle konuşmanın erkeklerde kadınlara nazaran çok daha hakim olduğunu görüyoruz. Acelecilik, hızlı karar vermek, olayların seyrinden çok sonuçlarına odaklanmak da sol beynin davranışları arasında. Bu, erkeklerin cinsel davranışlarında da kendini gösteriyor. Erkek beyni analitik beyindir. Konuşma, hesaplama, mantık, muhakeme yapmayı sağlar. Sağ beyin ise müzik, sanat, duyguların dışa vurumunu yönlendirir.

Erkek ve kadın alışverişe gittiklerinde; 'erkek ucuz ve kaliteli olsun' der kadın ise 'estetik, hoş' olsun der. Yani genel olarak ilk eğilimler bu yöndedir. Her ikisinin de diğer cinsin davranışını gösterebilmesi için ayrıca uğraşması gerekir."

UNİSEKS BEYNİMİZ

Tarhan'a göre; Erkek ve kadınların ortak olan beyin bölgesi ise ön beyin. Yani burası uniseks bir alan.  Ön beyin, yıllar içinde kişinin kendini gelişktirmesiyle olgunlaşır. Kadın, erkek eşitliğinin oluştuğu bölgedir. İnsanlar bu bölgenin komutlarıyla harekete geçer. Burada,  yaşamdan zevk almak,  mutluluk, karar verme gibi durumlar belirlenir. Sosyal, ahlaki  normlarla ilgili bilgiler burada yazılır.

KADIN VE ERKEK BEYNİNİN TİPİK FARKLARI

- Kadın duygularını ağlayarak ifade eder, erkek ise öfke şeklinde.
- Çok öfkeli erkek aslında güçlü değil depresif erkektir.
- Kadın beyni duygu aktarımını, erkek ise bilgi aktarımını önemser.
- Erkek bir sorun çözerken sorunun nedenlerine değil sonucuna bakar. Kadın ise duygularına ve dahası nedenlerine bakar.
- Sözcük üretmek sol beynin, sözcüklere anlam  katmak ise sağ beynin fonksiyonudur.
- Anne karnındaki bebeklere bakıldığında kızların ağızlarının daha çok oynadığı görülür.
- Ne yapılacağını erkek daha çok önemser. Nasıl yapılacağını ise kadın önemser.
- Görsel algılama ile ilgili olarak arka ve orta beyin çalışır. Erkeklerin ve kadınların olayı algılaması burada da farklıdır. Seçici algılama kadınlarda görsellik ve estetikle ilgilidir. Bir spiker konuşurken erkek ne dendiğini kadın onun ne giydiğini algılar.
- Kadınlar duygusal ihmali romantizm eksikliğinde hisseder, erkek ise erotizm eksikliğinde.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a göre kadın ve erkeklerde duygu durum farkları

- Kadınların erkekler konusunda en çok dile getirdikleri yakınma; erkeklerin onları dinlemediği ve anlamadığı hususudur. Kadının ilişkideki önceliği paylaşmak ve yakınlık hissetmektir.

- Erkeğin önceliği ise yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir.

- Erkekler doyumu başarıda ve sonuç almada bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemseme de yaşarlar.

- Bir kadın eşini sevdiğinde onun gelişmesine yardımcı olmayı, erkeğinin eksiklerini gidermeyi ve düzeltmeyi görev bilir ve bunun için çalışır. Bu doğal bir eğilimdir. Kadın bunu yaparken eşini koruduğunu düşünür. Erkek ise karısını kendisinin yönettiğini düşünmeye başlar. Yeterli olduğunu kanıtlama çabasındaki bir erkeğe kadın yardım önerdiğinde erkek yetersiz ve eksik olarak algılandığını zanneder.

- Kadının ego doyumunu destek görmek ve destek vermek, paylaşmak, yardımcı olmak hisleri sağlar.

- Kadın erkekten çok daha fazla estetik kaygılara, sevgiye, iletişime, güzelliğe değer verir. Sevgi ve uyum onlar için daha önemlidir.

- Bir erkeğin yarışı kazanmaktan veya tuttuğu futbol takımının attığı golden aldığı zevki kadın yakınlaşma ve  paylaşma anında hisseder.

- Erkeğin kendisine yardım önerildiğinde bunu zayıflık olarak algılaması psikolojik konulara ilgisini de azaltır. Psikolojik yardımı kabul etmeyi zayıflık gibi telakki eden erkek içgüdüleri ile hareket eden bir davranış sergiler. Bu da onun kendisini aşamadığının işaretidir.

- Bir kadının da erkeğe istemeden öğüt vermesi tenkit şeklinde anlaşılır. Erkeğin kendisini sorunlu, arızalı, yetersiz hissetmesine meydan vermeden ona öğüt vermenin yolunu bulan kadın kendini aşmış demektir. Erkekler bu açıdan çocuk gibidirler. Kabullenip sonra yönlendirilirlerse düşünce yanılgısına düşmezler.

- Kadın bir şeye üzüldüğünde erkek onun duygularını göz önüne almadan önerilerde bulunmaya başlar. Erkek bir şeye üzüldüğünde de kadın istenmeyen tavsiye ve eleştirilerde bulunarak onun kendisini yetersiz hissetmesine sebep olur. Erkek aslında kendisine akıl verilmesini değil kabullenilmesini istemektedir.

-Kadın üzüldüğünde sorunlardan söz ederek kendini rahatlatır. Erkek eşinin çok konuştuğunu söylemeye başladığında ise kadın ihmal edildiğini düşünmeye başlar.

-Üzüntü anında erkeğin ve kadının beyni farklı çalışır. Erkek sessizleşir, kabuğuna çekilir, konuşmak yerine düşünmeyi tercih eder. Bir çözüm bulduğunda sessizliğini bozar. Kabuğa çekilme, gazete okuma, televizyon seyretme şeklinde olabilir. Bu arada kadın kendisinin dinlenilmediğini zanneder.

-Kadın için önemli olan içini dökmek iken erkek için önemli olan sonuç bulmaktır. Erkek kadına hiçbir şey yapmasa bile dinleyerek destek verebilir. Bir kadında erkeğe çözüm önerisinde bulunmadan sadece onu kabullenerek yardımcı olabilir. Erkek kabul edildiğini, kadın da paylaşıldığını hissettiği zaman sevildiğini düşünür.

-Erkeğin psikolojik ihtiyacı, kendisine ihtiyaç duyulmasıdır. Kendisine ihtiyaç duyulduğunu hissettiğinde enerjisi artar, güçlenir ve harekete geçer. Kadın ise sevilip değerli olma duygusu taşıdığında güçlenir. Varlığına ihtiyaç duyulduğunu hissedememek, erkek için ağır ağır ölmek demektir. Sevilmemekte aynı şekilde kadını yıpratır.