İş görüşmesinde başarılı olmak için...

Günümüzün yarışmacı iş piyasasında kendilerine bir iş bulmaya çalışanlar başvuruda bulunan binlerce kişi arasından sivrilen adayın ne gibi özelliklere sahip olduğunu doğal olarak merak ediyor.

İş görüşmesinde başarılı olmak için...

Günümüzün yarışmacı iş piyasasında kendilerine bir iş bulmaya çalışanlar başvuruda bulunan binlerce kişi arasından sivrilen adayın ne gibi özelliklere sahip olduğunu doğal olarak merak ediyor.

is_gorusmesiKardinal Jorge Bergoglio’nun Katolik Kilise’sinin en üst konumuna nasıl atandığını düşünecek olursak, listenin en başlarında alçakgönüllülük, köle ruhluluk ve uysallık gibi nitelikler yer alıyor olabilir. Seçimin yapıldığı tarihten beri Papa Francis’in alçakgönüllü kişiliğiyle ilgili öyküler dilden dile dolaşıyor; emrine verilen şoförlü arabayı geri çevirdiği söyleniyor ve kadınların ayaklarını yıkarken çekilen görüntüleri ortalıkta dolanıyor. Bu durumdan şöyle bir sonuca varabiliriz: İş arayanlar kendi görece değersizliklerini gözler önüne serip, görüşme süresince alçakgönüllülük, çekingenlik ve incinebilirliklik gibi nitelikleri sergilemeye çalışmalılar. Doğru taktik bu olabilir-ama yalnızca Papa’lık konumuna göz diktiğiniz sürece. Oysa, iş dünyasında kendinize bir yer edinmeye çabalıyorsanız, son araştırmalar yapmanız gereken tek şeyin güçlü yönünüzü öne çıkartmak olduğuna işaret ediyor. Görünüşe bakılırsa, güç duygusu gerek kâğıt üzerinde gerekse yüz yüze görüşmelerde işverenleri olumlu yönde etkiliyor ve adayın çekiciliğini artırıyor. Kendilerini güçlü hisseden insanların ödüllendirici bilgilerle daha yakından ilgilendikleri, bu kişilerin başkalarıyla ilişkilerinde kendilerini daha özgürce ifade ettikleri ve çok daha olumlu duygular besledikleri çoktandır bilinen bir gerçek. Bu kişiler aynı zamanda çok daha ikna edici ve çok daha özgüvenli oluyor; başkalarından kolay kolay etkilenmiyor. Güç duygusu iyimserliği, özsaygıyı ve hedeflere ulaşmak için gerekli eylemi de beraberinde getirir. Güç duygusundan yoksun olanlar denetim duygusundan da yoksun olurlar; bu kişilerin kaynaklara ve ödüllere ulaşmaları da daha güç olduğundan, karamsarlığa kapılmaları, bunalıma girmeleri, işlerden el etek çekip, hastalığa yakalanmaları daha kolaydır. Joris Lammers ve arkadaşları kısa bir süre önce güç duygusunun, geçici bile olsa, iş görüşmelerindeki başarıyı olumlu yönde etkileyip etkilemeyeceğini araştırdılar. Lammers yaptığı bir dizi çalışmada katılımcılardan daha önce yaşadıkları ve kendilerini güçlü (yüksek güç donanımlı) ya da güçsüz (düşük güç donanımlı) hissettikleri kişisel bir deneyimi yazıyla anlatmalarını istedi. Deneylerin birinde katılımcılar önceden yüksek ya da düşük güç durumuna hazırlanıp, ardından satış çözümleyicisinin arandığı bir iş ilanını okudular. Katılımcılardan bu konum için gerekli eğitim ve deneyime sahip olduklarını varsaymaları ve bir başvuru mektubu kaleme almaları istendi. İkinci deneyde katılımcılar yine yüksek ya da düşük güç durumuna hazırlanıp, ardından bir işletme okuluna girmek üzere tasarlanmış 15 dakikalık yüz yüze bir görüşmeye katıldı. Bu deneye görüşme öncesinde herhangi bir yönlendirmenin uygulanmadığı ve taban olarak kabul edilen bir grup da katıldı. Her iki deneyde de adaylar güç güdümlemesinden habersiz bireyler tarafından değerlendirildi. İlk deneyde, başvuru mektuplarının okunması dışında, değerlendirmecilerle katılımcılar arasında hiç bir bağlantı kurulmadı. Bu deneyde değerlendirmeyi yapanlar arasında işin kendilerini güçsüz hissedenlerden çok, güçlerini öne koyan adaylara önerme eğilimi ağır bastı. İkinci deneyde, değerlendirmeciler adayların işletme okuluna kabul edilip edilmemeleri yönünde olumlu ya da olumsuz bir yargıda bulunup, aynı zamanda da görüşme sırasında ne denli inandırıcı olup olmadıklarını değerlendirdi. Yüksek güç donanımının okula kabul edilme olasılığını taban gruba kıyasla yüzde 81, düşük güç donanımına kıyasla da yüzde 162 oranında arttırdığı görüldü. Dahası, yüksek güç donanımlı adayların değerlendirmeciler tarafından çok daha inandırıcı bulunmaları da şaşırtıcı değildi. Öyle ki, iş görüşmesine hazırlanırken kişinin sorumluluk yüklenip kendini güçlü hissettiği bir dönemi anımsamasında yarar var. Gerçekte, bu tür alıştırmaları söz gelimi yeni bir araba satın alırken ya da aşırı hızdan ceza kesmeye hazırlanan polise derdinizi anlatmaya çalışırken uygulamak son derece kışkırtıcı bir etki yaratabilir. Ne var ki, kişisel gücünüzü her alanda kullanmaya karar vermeden önce gücün birtakım çekinceleri de olduğunu bilmeniz gerekiyor. Güç duygusu bireyin başkalarının çıkar ve görüşleriyle ilgili duyarlığının azalmasına, çevresindekileri belli bir kalıba sokma eğiliminin artmasına ve başına buyruk bir tavır almasına da neden olur. Güç kimi zaman insanın aklını başından alabilir. Güce sahip olanlar kendilerine daha çok güvenmekle kalmayıp, hem kendi denetimlerindeki hem de kendi denetim alanları dışındaki olaylar karşısında son derece kibirli bir davranış da sergilerler. Örneğin, güç duygusu son derece yüksek kişiler başarılarının basında göklere çıkartılacağına inanır ve her tür tehlikeden uzak olduklarını düşünürler. Bu aşırı özgüven kişide bir tür yıkılmazlık duygusu yarattığından, kişi son derece çekinceli girişimlerde bulunabilir. Karşılıklı pazarlıklarda bu tür gözükara davranış biçimi güçlü bireylerin tercih ve önceliklerini açık etmelerine ve böylelikle karşı tarafın tuzağına daha kolay düşmelerine de yol açabilir. Giderek yayılan bir kişisel düşünce biçimi olarak gücün de kendine özgü çekinceleri var. Gücün soysuzlaştırdığı, mutlak gücün de yolsuzluğa neden olduğu yüz yılı aşkın bir süredir biliniyor. Kişilerarası ilişkilerle ilgili araştırmaların da bu önermeyi kesinlikle doğruladığı görülüyor. Gelgelelim, iş görüşmesinden önce az biraz güç işi kapmanıza yine de yardımcı olabilir. BİLİM TEKNOLOJİ EKİ