HEMEN KARAR VERMEYİN

HEMEN KARAR VERMEYİN
Paylaş:

A.A

Ameliyat olmadan önce düşünün, hemen karar vermeyin. Mutlaka MR çektirin. İşte detaylar.

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recai Tuncer, sadece manyetik rezonans (MR) sonuçlarına göre hastaların ameliyata yönlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Tuncer, bel ağrısının toplumda çok sık görüldüğüne işaret ederek, insanların yüzde 80'inin yaşamlarının bir bölümünde mutlaka bel ağrısı ile karşılaştığını kaydetti. Bel ağrısının sıklıkla görülmesi nedeniyle istismara açık olduğunu ileri süren Tuncer, ağrıların büyük kısmının bel kaslarındaki gerilmeden kaynaklandığını belirtti. Bu rahatsızlığın da dinlenmeyle geçtiğini vurgulayan Tuncer, onun ardından omurga hastalıklarının geldiğini, bunların büyük bölümünü de bel fıtığı ile kanal daralmalarının oluşturduğunu dile getirdi. Tuncer, az bir hasta grubunda ise bel kayması ve omurga iltihaplarına rastlandığına işaret etti.

Omurgadaki 5 omur arasında bulunan yastıkçıklar arasındaki sıvının yaşlanmayla birlikte giderek azaldığına dikkati çeken Tuncer, bu süreçte elastikiyetini yitiren yastıkçıların zarlarında yırtılmalar oluşabildiğini söyledi. Bu yırtılmaların fıtığın başlangıcını oluşturduğunu ifade eden Tuncer, en önemli hatanın teşhis sırasında yapıldığını bildirdi.

Yapılan en büyük yanlışın, muayenelerde hastaların ağrılarının iyi sorgulanmaması ve sadece manyetik rezonans (MR) sonuçlarıyla tedavi uygulamak olduğunu bildiren Tuncer, kapalı yöntemlerle yapılan müdahalelerle ilgili olarak da hastaların yanlış yönlendirildiğini ileri sürdü. Kapalı yöntemlerin sadece kısıtlı bir hasta grubuna uygulanabileceğini anlatan platinin de sıklıkla takılmasından şikayet etti.

“BAŞARISIZ MÜDAHALELER YENİ SENDROM DOĞURDU”

Hastaların muayene sırasında ağrılarının iyi sorgulanması gerektiğini belirten Tuncer, şöyle konuştu:

“Yapılan en büyük hatalardan biri teşhiste tek başına MR ya da film görüntülerine bakmak. MR birçok şey için bize daha önceki bilgilerimizi ilerletecek bilgiler verdi ama bel hastalarında biraz da zararlı oldu. Çünkü özellikle orta yaş ve üzerindeki insanlara bel MR'ı çektirirseniz, bu MR'larda yaşlanmayla ilgili dejenerasyon nedeniyle mutlaka bir takım bozukluklar çıkar.

İstismarın doruk noktaya çıktığı alan, MR görüntüsünü hemen ön plana çıkartıp 'felç olursun' korkusuyla bir müdahale gerektiği konusunda hastayı ikna etmeye çalışmak. Hastayı sadece MR sonuçlarına bakarak ameliyata yönlendirmek, hastanın daha sonraki mağduriyetlerinin de başlangıcıdır. Yani orta ve ileri yaşlardaki insanlarda çekilen hiçbir bel MR'ı tamamen normal çıkmaz.

Hiç müdahale edilmemiş hasta bir bel, yanlış ya da kötü müdahale edilmiş belden daha iyidir. Çünkü orada hala yapabilecekleriniz var ama yanlış müdahale edilmiş belde yapacaklarınız hep bir sonraki aşamada daha olumsuz problemleri doğurur. Bu durum 'başarısız bel sendromu'nun doğmasına neden olmuştur. Başarısız bel, defalarca müdahalelere uğramış ona rağmen yakınmaları ortadan kalkmamış hatta ve hatta müdahaleye uğradıkça yakınmaları artmış hastalar için kullanılır. Bunların başlangıcını zamansız ve yersiz müdahaleler oluşturur.”

İnsanların yüzde 80'inin bel ağrısıyla karşılaşmasına rağmen bel fıtığı olanların bile ancak yüzde 10-20'sinde ameliyat gerektiğini kaydeden Tuncer, bel rahatsızlıkların tanımlanmasında ağrının niteliğinin büyük önem taşıdığını kaydetti. Hareket ettikçe ortaya çıkan ağrıların dejeneratif olduğunu belirten Tuncer, bunların dinlenince geçtiğini söyledi. Tuncer, gece ağrılarının da iltihaplı hastalıklar ve tümör gibi başka hastalıklara işaret ettiğini vurguladı.
Bel fıtığı ve kanal daralmalarında ise hastanın bacak ağrısı ön plana çıktıysa ve ilaç ile istirahat tedavisine cevap vermiyorsa müdahale edilmesi gerektiğini belirten Tuncer, ayak kuvvetsizliği ve idrar kaçırması olan hastalara ise hızlı müdahalenin şart olduğunu kaydetti.

KAPALI YÖNTEMLER VE PLATİN UYGULAMASI

Kapalı yöntemlerin ve lazer uygulamalarının ancak genç, kanal daralması başlamamış ve fıtığı tamamen ortaya çıkmamış hastalarda işe yaradığını vurgulayan Tuncer, platin uygulamasının da her hastaya yapılmaması gerektiğini söyledi. Tuncer, şöyle devam etti:
“Platinin ancak bel kaymalarında uygulanması gerekmektedir ama o kadar ileri boyutlara ulaşıldı ki hastalara 'bel fıtığı ameliyatı yapıp sonra da platin takacağız' ya da 'kanal daralmanızı genişletip, platin takacağız' deniyor. Platin takılması o bölgenin hareketini ortadan kaldırmak demek. Onun için mutlak gerekli olması lazım. Bel fıtığında platin olmaz. Bel fıtığıyla birlikte bel kayması varsa platin takılabilir ama sadece bel fıtığında platinin yeri yok. Girişimsel yöntemlerin bu kadar sık uygulanması gerçek bilimle ilgili olmayan başka nedenlerden kaynaklanıyor. Ben 10 müdahale teklif edilmiş hasta görüyorsam 8'ine 'hayır müdahale ihtiyacı' yok diyorum. Bu çok büyük bir oran.”

Bel rahatsızlığı çeken hastaların mutlak suretle kilo azaltması ve bel kaslarının güçlenmesine yönelik egzersiz yapmaları gerektiğini ifade eden Tuncer, buna yönelik “en muhteşem egzersizin” ise günde bir saat sırt üstü yüzmek olduğunu sözlerine ekledi.