HAMİLELERDE KEMOTERAPİ

HAMİLELERDE KEMOTERAPİ

A.A

Kansere yakalanan hamilelerde muhakkak kemoterapi gerekiyorsa işte uzman açıklamaları...

 


Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Klinik Şefi Doç. Dr. M. Faruk Köse, kansere yakalanan hamilelerde muhakkak kemoterapi gerekiyorsa, ilk 3 aylık dönemde bebeğin kürtajla alınması gerektiğini belirterek, “İkinci 3 aylık dönemde eğer mümkünse üçüncü 3 aylık döneme girilmesini beklemek gerekir” dedi.

Doç. Dr. Köse, hamilelerde en çok görülen kanser türünün “yumurtalık kanseri” olduğunu ifade ederek, kemoterapinin bebeğe olumsuz etkilerinin hamileliğin süresine bağlı olarak değişiklik gösterdiğini söyledi.

Lenf, yumurtalık ve kan kanseri türlerinin vücutta çok hızlı ilerlemesi nedeniyle kemoterapiye biran önce başlanmasının önemli olduğunu vurgulayan Köse, “Acilen tedavi gerektiren durumlarda hamilelik ilk 3 ayda ise hamileliğin sonlandırılmasının ardından tedaviye başlanır. Eğer yavaş ilerleyen bir kanser türüyse doğumun gerçekleşmesi beklenebilir” diye konuştu.

Köse, her kadının rutin kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini, ancak bunun Türk kadınları tarafından gerçekleştirilmediğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

“En azından anne adaylarının hamilelik öncesinde mutlaka kontrolden geçmesi gerekir. Çünkü toplulumuzda düzgün kontrollere gidilmediğinden kanseri ileri evrede yakalıyoruz. Genellikle bir kadının ilk jinekolojik muayenesi hamileliğin rutin kontrolleri sırasında oluyor. Kontrollere gidilmediğinden yumurtalık kanserinde her 4 kadından 3'ünde geç kalmış oluyoruz. Kansere yakalanan kadın, hamileliğinin ilk 3 ayında ise ve kemoterapi şartsa kürtaj yapmak gerekir. Eğer ikinci 3 ayılık sürece girildiyse beklenir, üçüncü 3 aylık süreçte ise bebek doğurtulur. İkinci 3 aylık dönemde kanser ileri bir aşamadaysa ve anneye kemoterapi uygulanacaksa bebekte gelişim geriliği ve düşük kilogram gibi etkilerin görülme olasılığı yüksektir.”

Faruk Köse, her geçen gün anne olma yaşının yükseldiğine işaret ederek, 30 yaşından sonra 2 yılda bir “Smear Testi” yaptırılması, 50 yaşından sonra da 2 yılda bir meme kanseri riskine karşı taramalara başlanması gerektiğini bildirdi.

Rahim ağzı kanserinin yüzde 60'ının tedavi edilemeyecek kadar ilerlemiş seviyede fark edildiğini vurgulayan Doç. Dr. Köse, “Ne yazık ki Türkiye'de kadınların sadece yüzde 23'ü düzenli jinekolojik kontrollere gidiyor, gidenlerin de sadece yarısından smear testi alınıyor” diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkan Yardımcısı Nejat Özgül de, kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme ve akciğer kanseri olduğuna dikkati çekerek, “Kanser korkulacak bir hastalık değil, önlenebilecek bir hastalıktır. Erken teşhis edilmesi tedavinin başarısını arttırır. Vatandaşlar Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Tedavi Merkezleri'ne (KETEM) giderek ücretsiz kanser taraması yaptırabilir” dedi.
 
 

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al