Göğüs cerrahisi kolay çözümler sunmuyor

Sinema oyuncusu Angelina Jolie geçenlerde, göğüs ve yumurtalık kanserine yakalanma riskini önemli ölçüde artıran mutasyonlu bir gen taşıdığının testlerde anlaşılması üzerine, Şubat sonunda iki göğsünü de aldırdığını açıkladı.

Göğüs cerrahisi kolay çözümler sunmuyor

Sinema oyuncusu Angelina Jolie geçenlerde, göğüs ve yumurtalık kanserine yakalanma riskini önemli ölçüde artıran mutasyonlu bir gen taşıdığının testlerde anlaşılması üzerine, Şubat sonunda iki göğsünü de aldırdığını açıkladı.

goguscerrahiJolie onarım (rekonstrüksiyon) ameliyatı da yaptırmış. Jolie'nin açıklaması, kendisini destekleyen bazı kişilerce kadınları daha etkin olmaya, aile geçmişleri ve riskleri hakkında bilgi almaya ve genetik test yaptırmaya teşvik edecek cesur bir hareket olarak övüldü. Bununla birlikte bazı göğüs cerrahları da, kimi insanların Jol ie'ye bakarak onar ım ameliyatının hızlı ve kolay bir işlem olduğu sonucuna varması olasılığından rahatsız. Göğüs onarım süreci çoğu hasta için değişken sonuçlar verebilen, uzun bir zamana yayılmış bir dizi ameliyat ve takip muayenesi gerektiriyor. Bazı kadınlar öyle çok yan etkiyle karşılaşıyor ki protezlerini aldırıyor. Jolie onarım ameliyatlarını dokuz haftada tamamladığını söylerken, bu süreç çoğu hastada yaklaşık dokuz ay sürüyor. California'da yaşayan Amerikan Estetik Cerrahlar Birliği Başkanı Doktor Gregory Evans, "Üç ay galiba biraz olağandışı bir süre. Ben genelde hastalarıma bunun bir yıl süreceğini söylerim" diyor. En iyi estetik cerrahın yaptığı göğüs onarım ameliyatları bile enfeksiyon, kanama, anestezi yan etkileri, yara izi, kalıcı sırt ve omuz ağrısı gibi riskler taşıyor. Protezler parçalanabiliyor, sızdırıyor ve değiştirilmeleri gerekebiliyor. Vücudun başka yerlerinden göğse doku nakledilmesi gerektiğinde, iyileşmesi gereken ilave kesiler yapılıyor. Kas dokusunun çıkarılması uzun süreli güçsüzlükle sonuçlanabiliyor. Göğüs kanserinden kurtulanların yarıdan fazlasında, "omuzda hareket kısıtlılığı" adı verilen bir sendrom (belirtileri arasında ağrı, hareket kısıtlılığı, duyu ve kuvvet azalması var) gözleniyor. 2012'de Cancer dergisinde yayınlanan bir makaleye göre, göğüs onarım ameliyatı geçirenlerde bu sendrom muhtemelen daha sık görülüyor. Üç kez göğüs kanseri atlatan Geri Barish, "İnsanlar bu ameliyatın basit bir şey olmadığını bilsin. Bunun tam istedikleri türden, her derde deva bir şey olduğunu, hemen bir test yaptırıp yumurtalıklarını ve göğüslerini aldırabileceklerini düşünmelerini istemem" diyor. Her biri kendi risklerini taşıyan ve muhtemel yararlar sunan bir dizi yeni teknik, kadınlar için şaşırtıcı seçenekler sunuyor. Göğüs onarım ameliyatında ilk tercih, protez koymak i le y eni göğsü vücudun başka yerinden (genelde karın bölgesinden) alınan yağ ve deriyle oluşturmak (otolog -aynı vücuttan alınan- doku nakli) arasında yapılıyor. Artan sayıda estetik cerrah protez ameliyatını öğreniyor ve bu doku naklinden daha ucuza mal oluyor. Amerikan Kanser Derneği'ne göre protezler ister silikon ister tuzlu su olsun, yarıya yakınının 10 yıl içinde çıkarılması gerekiyor. Protezler parçalanabiliyor, enfeksiyona neden oluyor ve ağrı yapıyor. Protezlerin çevresinde sıklıkla oluşan yara dokusu, göğsü sertleştiriyor veya şeklini bozuyor. Otolog doku nakillerinde hastanın vücudunun başka bir kısmından alınan kas, deri veya yağ, protezin yerini alıyor. Bazı cerrahlara göre bu işlemle daha doğal hissettiren ve doğal görünen göğüsler yapılıyor. Her biri çeşitli riskler (örneğin kas güçsüzlüğü ve doku ölümü) içeren birkaç seçenek mevcut. Göğüs ucunun onarılması uzun zamandır bir sorun. Cerrahlar göğüs ucu yapmak için, kesilen yerlerdeki yara dokusunu ya da kasıktan veya kalçadan alınan dokuları kullandı. Ayrıca göğüs başı çevresini koyulaştırmak için dövmeden yararlanılıyor. Üç boyutlu dövmeler meme ucu izlenimi uyandırıyor. Göğüs ucunu ve deriyi koruyan göğüs alma ameliyatlarında, cerrah göğüs bez dokusunun tümünü alırken deriyi, göğüs başını ve göğüs ucunu muhafaza eder. Bu tıpkı, bir portakalın etli kısmını oyup çıkarırken derisini hiç bozulmadan korumaya benzer. Ama ameliyat başarılı olsa bile genelde hissizleşen göğüs uçları, cinsel uyarılma sırasında operasyon öncesindeki gibi etkin olmazlar. Ameliyattan geriye kalan göğüs hücrelerinin kanserli hale gelebileceğine dair kaygılar da var. Göğüs ucunu koruyan ameliyatın olası yan etkilerden biri de, göğüs başı ve çevresindeki nekroz (doku ölümü). Yakın tarihli bir araştırma, hastaların dörtte birinde göğüs başı ve yakınındaki deride kısmi nekroz oluştuğunu, enfeksiyonu önlemek ve ölü dokuyu çıkarmak için ameliyat gerektiğini gösterdi. Hangi işlem seçilirse seçilsin yaygın bir yan etki olarak ortaya çıkan enfeksiyonlar, antibiyotiklerle sert bir tedavi yürütülmesini ve protezleri çıkarmak için ameliyat yapılmasını gerektiriyor. 2012'deki bir araştırmada, göğüs alma ameliyatı sonrasındaki onarım işlemlerinin yüzde 35'inde enfeksiyon görüldüğü anlaşıldı. Seçenek çokluğu ve belli bir hastaya bunlardan hangisinin uygun olduğuna dair belirsizlikler, önleyici göğüs alma ameliyatlarının kolaylaşmak yerine zorlaştığı anlamına geliyor. Roseann Valletti'nin göğüs onarım ameliyatı, hemen her açıdan başarılı geçmiş. Ama o hep rahatsız. Aynı ameliyatı geçiren çoğu kadın gibi göğsünde sıkışma yaşayan 54 yaşındaki Valletti, "Selo bantla sarılmış gibi hissediyorum" diyor. New York'ta öğretmenlik yapan ve beş yıl önce iki göğsünde de erken evre kanser olduğunu öğrenen Valletti, "Dışarıdan mükemmel görünüyorlar. Ama sıkışma ve gerilme hissi hiç geçmiyor. Bunu kabul etmem biraz zaman aldı. Bu benim yeni normalim" diye ekliyor. THE NEW YORK TIMES