Evrenin başlangıcına dair ipuçları

Bilim insanları geçtiğimiz ay Güney Kutbu'ndaki bir teleskopun, zamanın başlangıcından gelen kütle çekim dalgalarını tespit ettiğini açıkladığında; bu tespitin yankıları gökbilimcilerin Büyük Patlama teorisine dair en büyük savlarının doğrulanmasının da ötesine ulaştı.

Evrenin başlangıcına dair ipuçları
Paylaş:

Bilim insanları geçtiğimiz ay Güney Kutbu'ndaki bir teleskopun, zamanın başlangıcından gelen kütle çekim dalgalarını tespit ettiğini açıkladığında; bu tespitin yankıları gökbilimcilerin Büyük Patlama teorisine dair en büyük savlarının doğrulanmasının da ötesine ulaştı.

evrenSadece birkaç on yıl önce radikal olduğu düşünülen fikirler, deneylerle onaylandı (yani iyimserler böyle düşünüyor). Geçtiğimiz iki yıllık süre zarfında bu durumla ikinci kez karşılaşıyoruz. İlki Temmuz 2012'de ilan edilen, diğer parçacıklara hacim veren enerji alanı ile bağlantılı Higgs Bozonu'nun keşfi idi. Harvard Smithsonian Astrofizik Merkezi'nden John M. Kovac tarafından yönetilen Güney Kutbu teleskop ekibi; fizikçilere Rus kozmolog Yakov B. Zeldovich'in fakir adamın partikül hızlandırıcısı olarak adlandırdığı şey ile yani evrenin kendisi ile ilgili yeni bir ipucu sundu. Bicep2 teleskopu tarafından tespit edilen kütle çekim dalgaları, Büyük Patlama'dan geriye kalan mikrodalga radyasyonun polarizasyonundan gelen soluk spiral örüntülerdi. Bu kütle çekim dalgaları, Büyük Patlama'nın arkasındaki güç ile ilgili olan şişme teorisi için uzun süredir aranan işaretler: Kozmik saat çalışmaya başladıktan saniyenin trilyonda birinin trilyonda birinin trilyonda biri kadar sonra başlayan anti çekimsel şişme. Bilim insanları patlamayı kendi standart kozmos modellerinin içine uzun zamandır dahil ediyor ama ispatlama konusunda zorlanıyorlar. Gökbilimciler, karanlık madde ve karanlık enerji gibi sırların içyüzünü anlamak ümidiyle çekimsel dalgaları dağların zirvelerinden, balonlardan ve belki de gelecek yirmi yılda uydulardan incelemeyi umduklarını söylüyor. Gökbilimcilerin ve fizikçilerin ilk önce şişmeye neyin sebep olduğunu anlamaları gerek; yani şişme teorisinin kurucusu, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden Alan Guth'un ifadesiyle 'Yerçekimini allak bullak eden ve evreni patlatan şey nedir?' sorusunu. Einstein fiziğe 'karşı kütle çekim' fikrini sundu. Ona göre bu, evrenin çökmediğini açıklamak için kullandığı bir faktör olan kozmolojik sabit olarak biliniyordu. Einstein daha sonra bir hata olduğunu söyleyerek kozmolojik sabit ten vazgeçti . Fakat gökbilimciler 15 yıl önce evrenin genişlemesinin kara enerji olarak bilinen gizemli bir güç yüzünden hız kazandığını keşfedince kozmolojik sabit yeniden canlandı. Şişme gibi itme de uzayın bir parçasıdır. Evren büyüdükçe, hızlı ve büyük bir denetimsiz genişlemeyle neticelenerek daha hızlı iter. Standford Üniversitesi fizikçisi Andrei Linde'ye göre, doğrulandığı varsayılırsa Higgs de dahil Bicep2 sonuçları öne sürülen şişmenin çoğu modelini saf dışı bırakabilir. Bilim insanları bugün çekim, elektromanyetizma, baskın ve zayıf nükleer kuvvetler olarak adlandırılan dört güç diye bildiğimiz güçler yerine tek bir güç tarafından yönetildiğinden şüphelendiklerinde, şayet kozmik tarihin başlangıcını çözmeye niyetlilerse şişmenin kimliğinin bilmek bir hayli önemli olabilir. Bicep2 dalgaları, teorisyenlerin elekt romanyet i zmadan ve zayıf kuvvetin baskın kuvveti ayırdığından, çekimin kendi yoluna gittiğinden şüphelendiği zaman diliminden geliyor gibi. Ama Dr. Linde'ye göre bu bir rastlantı olabilir. Şayet delil ve mantık zinciri birbirini tutarsa, Bicep2 dalgaları hepsinin birleşmesine veya Princeton Üniversitesinden John A. Wheeler'in, Einstein'ın evreni şekillendiren çekiminin ve içindeki atomların davranışlarını yöneten kuantum teorisinin "alevli evliliği" diye isimlendirdiği şeye kanıtlık edecek. Şişme teorisine göre Bicep2 dalgaları, kuantum teorisindeki kütle çekimini aktaran graviton isimli kuramsal partiküllerin büyütülmüş görüntüleridir. Teoriye göre gravitonlar kara deliklerden sızan aynı süreç tarafından üretilir. 1973'de keşfettiği kara delik teorisyeni olarak ün salan Cambridge Üniversitesi profesörü Stephen Hawking'den sonra Hawking radyasyonu diye biliniyor. Şayet Bicep2 sonuçları doğrulanırsa ve gökbilimciler dalgaların 'şişmeden gelen çekimsel dalgalar' olduğu konusunda mutabık olursa, Hawking radyasyonu keşfi Dr. Hawking'e Nobel Ödülü kazandırabilir. Hawking radyasyonu yıllardır fizik esaslarının bir parçası ve kuantum çekimine dair en iyi bilinen tahmin olmuştur. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü kozmologu Max Tegmark, bazı fizikçilerin kütle çekimin Einstein'in hafife aldığı belirsiz kuantum ilkelerine riayet edip etmediğini öğrenmek istediğini yazıyor ve "Artık çekimin graviton partiküllerini kapsayarak netiicelendirildiğini biliyoruz" diyor. THE NEW YORK TIMES