ÇOCUK VE AİLEDE SINAV KAYGISI

ÇOCUK VE AİLEDE SINAV KAYGISI
Paylaş:

A.A

Uzman Psikolog ve Aile Terapisti Dr. Füsun Budak, sınava ilişkin çocuğun üzerine sürekli baskı uygulamanın ve bunun çok önemli bir olay olduğunu vurgulamanın, onun kaygılarını artırarak, çalışma isteğini azaltacağını söyledi.

Budak,  sınav zamanı çocukların ve ailelerin sıkıntılı ve endişeli olduklarını gözlemlediklerini belirtti.

Anne-babanın, çocuğuna ne söylerse söylesin çocuğunun çok sinirli olduğunu, bu durumla baş edemediklerini ifade ettiklerini ve psikologlara başvurduklarına dikkat çeken Budak, “Çocuklar açısından da olay çok daha farklı. Anne ve babasını memnun edemeyeceği endişesi yaşıyor ve onların söylediklerini kendilerine yapılmış bir baskı olarak dile getiriyorlar” dedi.

Büyüklerin ve çocukların ortak kaygıları olan sınav kaygısı nedeniyle son günlerde herkesi bir telaş aldığını belirten Budak, şunları kaydetti:

"(Çocuğum sınava girecek ona nasıl davranmalıyım?) Çocuk ise, 'sınava gireceğim ya başarısız olursam?' Bu tür kaygıları yaratan düşünceler ortak aslında. Sınavda çocuk istenilen başarıyı elde edemezse ne olacak? Çocuklarını başkalarının çocukları ile kıyaslayan, kendini arkadaşlarının başarısı ile kıyaslayan, çok çalışıp sınav sırasında heyecan ve kaygının artışıyla başarı oranı düşenler, çocuğunu başarılı olabilmesi için ders aldıranlar ve çocuğu oradan oraya koşturanlar, her biri telaşlı, kaygılı ve endişeli. Çocuk başarılı olamazsa ya da sahip olduğu performansı kullanamazsa ne olacak? Bu nedenle çocuğun üstüne titreyen, başında bekleyip, çalışması için sürekli uyaran anne babalar sınav günü yaklaştıkça daha kaygılı, endişeli ve sinirli oluyorlar."

Çocuğun motivasyonunu artırmak için, sınav başarısına ya da ders çalışma durumuna karşılık ona tatil ya da bir şey alma vaadinde bulunulduğunu anımsatan Budak, çocukların ise artık koşuşturmadan bıktıklarını ve tükenmiş bir halde okula bile gitmek istemediklerini bildirdi.

BASKIDAN BUNALAN ÇOCUKLAR

Çocukların güneşin ve yazın gelmesi, kışın eve kapanmaktan bıkmış olmanın etkisi ile sokaklarda koşturmak, oynamak istediklerini belirten Budak, çocukların bir yandan öğretmenleri, bir yandan dershaneler, bir yandan da anne babaların baskısı altında bunaldıklarını söyledi.

Çocukların en büyük kaygısının 'o kadar çalışmasına rağmen ya sınavlarda beklenilen performansı gösterememe endişesi' olduğunu ifade eden Budak, tüm bu tür kaygılarla ve sınava beş kala, yani yumurta kapıya dayandığı anda çocuklarının sınavlarda heyecan nedeniyle yeteneklerini gösteremediğini düşünen, çocuğunun tükenmişliğini gören anne babaların, yardım aramaya çalıştıklarını ifade etti.

ÖNCEDEN YARDIM ALMAK

Bu konularda son anlarda değil, başından itibaren çocuğun kişilik özelliklerine ve ruhsal dünyasını inceleyerek önceden yardım almak daha sağlıklı olacaktır.

Çocuğun üzerine sürekli baskı uygulamanın ve bunun çok önemli bir olay olduğunu vurgulamanın, onun kaygılarını artırarak, çalışma isteğini azaltacağına dikkat çeken Budak, şöyle devam etti:

"Okula gitmenin ve ders çalışmanın çocuğun sorumluluğu olduğunu anlatmak ve göstermek gerekir. Anne babalar çocuklarının başarısını kendilerinin başarısı olarak algıladıkları için, bu konuda yaşanan herhangi bir olumsuzluk durumunda çocuklardan daha fazla onlar etkilenmektedir. Aileler kadar olmasa da öğretmenler de çocukların başarılı olmasını bekler. Kendilerini başarılı olarak değerlendirebilmek için öğrencilerinin ne kadar başarılı olduğu önemlidir."

Aile ve öğretmenin çocuğa bu konuda bir şeyler söylemek yerine onu dinlemeye ve anlamaya çalışması gerektiğini bildiren Budak, "(Sana güveniyorum, sen yaparsın) demek de çocuğun kaygısını artırır. Çocuk başarılı olduğunda ona aşırı sevgi göstermek, başarısız olduğunda hiç ilgilenmemek doğru bir davranış olmayacaktır" dedi.

Bu durumda çocuğun ailede ya da okulda kendini kabul ettirmek için başarılı olmaya çalışacağını anlatan Budak, hata yapma endişesine kapılan çocukta, kaygının tetikleneceğini söyledi.

Çocukların düzenli çalışmayı öğrenemedikleri için sadece sınav zamanlarında çalıştıklarından bir anda tüm bilgileri almaya çalıştıklarını, kendini sıkışmış hissedeceklerini ve eksik bilgileri olduğunu fark ettikçe de kaygısının artacağını belirten Budak, düzenli ve planlı bir çalışma yöntemini geliştirmenin başarıyı olumlu yönde etkilediği gibi kaygı durumunu da azaltacağını belirtti. Budak, çocuğun, ailenin ve çevrenin beklentilerine odaklanmak yerine kendi yeteneklerini görüp, kullanmak için çaba göstermesi gerektiğini ifade etti.

"Şunu unutmamak gerek, sınav kaygı yaratmaz, kaygıyı yaratan kişinin düşünceleridir" diyen Budak, bu düşüncelere yol açanın da çevredeki kişilerin davranışları, tepkileri ve beklentileri olduğunu bildirdi.

Çocuğun, sınavın, hayatın sonu demek olmadığını, sınavdan alınan sonucun bilgi birikimini ölçtüğünü, kendi değerini belirlemediğini anlaması gerektiğini vurgulayan Budak, şöyle devam etti:

"Çocukların bir kısmı soruların hepsini bilmek zorundaymış gibi davranıp, yapamadıkları sorular üzerinde durmakta, onu yapabilmek için zamanın büyük bir kısmını o soruda kullanmaktadır. Bu da çocuğun heyecanını artırmakta, başarısını düşürmektedir. Sınava yapabileceğini düşündüğü soruları cevaplamakla başlaması, çocuğun güvenini olumlu yönde etkileyecek ve diğer sorulara da zaman ayırabilmesine yol açacaktır."