ÇOCUK KAYGIYI AFFETMEZ!

Şaban Özdemir (NPGRUP)

Annelik en kutsal değerlerden biri. Anne olmak, kaygıyla değil de istendiği için verilmesi gereken bir karardır.

 


NPİSTANBUL Hastanesi uzman psikologu Serra Alemdar anne olmak isteyenlere çok önemli uyarılarda bulunuyor.

Günümüzde birçok kadının gerekçeleri farklı kaygılarla çocuk sahibi olduğuna dikkat çeken Uzman Psikolog Serra Alemdar, kaygıyla gelen çocukların aksine mutsuzluğu da beraberinde getirebileceğini belirtiyor.

Serra Alemdar;

“Planlı hamilelik; ebeveyn olmayı düşünen çiftin duygusal ve fiziksel sağlığı, ilişkinin sağlamlığı, hem anne hem baba adayının kendisini doğru sebeplerle hazır hissetmesi ve maddi imkânlar göze alınarak karar verilen bir süreci kapsamaktadır.

İSTAFASI OLMAYAN TEK ŞEY EBEVEYNLİKTİR


Öyle ki çocuk konusunda karar veren çiftin, çocuk sahibi olmadan önce hayata getirecekleri bebeğin tüm ihtiyaçlarını yerine getirebileceklerinden emin olmaları gerekmektedir. Bu ihtiyaçlar arasında çocuğa sağlıklı bir yuva, iyi bir eğitim, sağlık ve diğer ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkânları kapsamaktadır. Bunun için bebek sahibi olmak ciddi düşünülerek verilmesi gereken bir karardır. Hayatımızda istifa etme şansımız olmayan tek iş ebeveynliktir çünkü ve sorumluluk isteyen bir durumdur. 

KİŞİ KENDİNİ SORGULAMALI


Dünyaya gelecek bebeğin, bir çiftin hayatına pek çok güzellikler katabileceği gibi bir sürü yeni zorluğu da beraberinde getireceği unutulmamalıdır, çiftler bunlara da hazırlıklı olmalıdır. Uykusuz geceler, beklenmedik aciliyetler, bireysel hayatlarda kısıtlanmalar ve çocuk büyüdükçe değişen sorumluklular çocuk sahibi olmakla birlikte çiftin hayatına eklenecek gerçekledir. Hamilelik öncesinde kişi kendisini sorgulamalı ve doğru nedenlerle bu adımı attığından emin olmalıdır.

SORUNLU EVLİLİKLERİ ÇOCUK DÜZELTMEZ

Çiftler hatalı gerekçelerden kendilerini kesinlikle sakınmalı. Örneğin en sık karşılaşılan durumlardan biri çiftin yolunda gitmeyen evliliklerini dünyaya getirecekleri çocukla düzeltme istekleri. Düşünülenin aksine bir bebeği hayata getirmek mucizevi bir şekilde çiftin ilişkisini sağlamlaştırmayacağı gibi bu düşünceyle dünyaya getirilen çocuk evlilik içi çatışmalara ve boşanmalara neden olabilmekte. Yani aksi bir tablo ortaya çıkabiliyor. Çiftin yolunda gitmeyen evliliği mutsuz, huzursuz bir ortamda doğan ve böyle bir ortamda büyüyen çocuğun da ileride çeşitli psikolojik sıkıntılar yaşamasını beraberinde getirebiliyor.

DUYGUSAL BOŞLUĞU ÇOCUK DOLDURMAZ

Çiftin hatalı sebepleri bununla sınırlı değil. Kişilerin içlerindeki duygusal boşluğu doldurma ve koşulsuz sevgi bulma ihtiyaçları da çiftlerin çocuk dünyaya getirmek istemeleriyle sonuçlanabilmekte. Gerçekte çocuk ebeveyn ilişkisi hiyerarşik bir ilişkidir. Yani çocukların aldığı anne ve babaların ise her zaman verdiği bir dinamiktir. Duygusal anlamda sağlıklı bir birey yetiştirebilmek için ebeveyn adaylarının içlerinde böyle bir boşluk hissetmiyor olmaları ve duygusal açıdan daha sağlıklı ve güçlü olmaları gerekir.

ÇEVRE BASKISI HATAYA NEDEN OLUYOR


Çevre baskısı da çiftlerin hata yapmalarına gerekçe olabiliyor çoğu zaman. Çiftin yakın çevresindeki kişilerin çocuk sahibi olmaları, aile büyüklerinin torun sahibi özlemleri gibi beklentiler çiftleri hazırlıksız bir sürece sürükleyebiliyor. Bu düşüncelerden hareketle çocuk sahibi olma kararı vermek mantıklı değil. Çünkü dünyaya gelecek çocuk ebeveyne yükleyeceği sorumluluklarıyla gelecektir. Çevrenin baskısıyla çocuk yapmaya karar verdiğimizde o çocuğa ömür boyu başkalarının değil bizim bakmamız gerektiğinin unutulmaması gerekir.

GEÇ KALDIM KAYGISINA DİKKAT!

Günümüzde kariyer gibi sebepler de bu sürecini doğrudan etkileyen etkenlerden biri. Kariyer ve diğer sebeplerle evliliğini daha sonraki senelere bırakan hanımlar zaman zaman yaşının ilerlediğini düşünerek doğurganlık senelerinin azaldığını hissedebilmekte. Bu his, çiftin yine hatalı karar vermesine neden oluşturabiliyor. Onun için diyoruz ki ilerleyen süreçte çocuk yapmamış olmakla ilgili pişmanlık duyma kaygısıyla çocuk sahibi olmaya karar vermek iyi bir fikir değil. Anne olmak kaygıyla değil istendiği için verilmesi gereken bir karardır bu unutulmamalı.

Çiftler çocuğu yaşadıkları birtakım kaygılardan ya da baskılardan ötürü değil gerçekten istedikleri ve hazır oldukları için dünyaya getirmeli. O nedenle;

Çiftler evliliklerinin sağlıklı olduğundan emin olmalı.
Duygusal açıdan sağlam olmalılar.
Dünyaya gelecek çocuğun ömür boyu maddi ve manevi ihtiyaçlarını anne ve baba olarak kendilerinin karşılayacağını bilip, bunu yapabileceklerine emin olmalarılar.
Anne ve babanın iş hayatı, çocuğu için, çocuk da iş hayatı için altından kalkılamayacak bir zorluk oluşturmamalı. Bu göz önünde bulundurulmalı.
Mevcut çevresel desteklerin varlığı da dünyaya getirilecek çocuk için önemli.