E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

SAHNE KORKUSU SON BULUYOR

SAHNE KORKUSU SON BULUYOR

Psikohayat Dergisi 8. Sayısı Ekim-Kasım-Aralık  / Medikal newstoday.com

Biofeedback duygusal kararlılığı arttırmasının yanında beyin fonksiyonu ve performansını ilerletiyor.

 


Biofeedback ile sahne korkusu %71 oranında azalırken performansta %62’lik bir artış görülebiliyor.

Geleneksel olarak, sahne korkusunu yenmede kullanılan en etkili yöntemler ilaçlar (beta blokerler) ve aerobik egzersizi idi. Yakın zamanda araştırmacılar sahne korkusunun en şiddetli formlarından biri olan, Müzikal Performans Anksiyetesi (MPA) üzerinde biofeedback eğitiminin etkisini incelediler.

Genelde müzisyenlerin yaklaşık %72’si müzikal performans endişesinden yakınıyor. Sahne korkusunun diğer formlarında olduğu gibi, müzikal performans endişesi mental, emosyonel, fizyolojik ve psikolojik bileşenlere sahip, karmaşık bir deneyim.

Çalışmada, üniversite öğrencisi müzisyenler izleyicilerin karşısında müziklerini icra ettiler ve değerlendirmeye tabi tutuldular.

Daha sonra, 30 ile 50 dakikalık, dört seansa katıldılar. Seanslar sırasında kalp ritmlerini kontrol etmeye, düşünce ve heyecanlarını odaklamaya yönelik teknikler öğrendiler. Biofeedback cihazı kalp hızı değişkenliğine dair geribildirim sağladı. Böylece katılımcıları tekniklerin ne zaman işe yaradığını söyleyebildiler. Eğitimin sonunda, izleyicilere yeniden çalmaları istendi. 

Çalışma sonucunda performans endişesinde %71’lik bir azalma ve performansta %62’lik bir düzelme görüldü. Teknikler bir kez öğrenildiğinde, katılımcılar bunları yaşantılarının başka alanlarında da kullanabildiler. Sakinlik hissinde artış, öfke kontrolünde düzelme, uyku kalitesinde artış ve genel olarak gevşemiş hisler bildirdiler. 

Önceki çalışmalarda biofeedback eğitiminin aynı zamanda test-alma becerisini arttırdığı, stresi azalttığı ve depresyonu geçirdiği ortaya konmuştu. 

Biofeedback eğitimi kolay, ucuz, hızlı etkili ve noninvazif bir yöntemdir. Hiç bir yan etkisi veya potansiyel olarak zararlı ilaç etkileşimleri söz konusu değildir. Uygulanan teknikte kalp ritim paternleri (kalp atımı), sinirler, hormonlar ve elektriksel bilgi aktarımı aracılığı ile beyin-kalp-vücut sistemleri arasında sinyal iletimi oluşturuluyor.

Bu sistemler arasında daha iyi bir iletişim veya birlikte hareket olduğunda, insanlar çoğu zaman mutluluk hissi, sakinlik, mental açıklık ve netlik hissediyorlar. Bu, psiko-fizyolojik uyum olarak biliniyor ve sağlığı, etkililiği, duygusal kararlılığı arttırıyor; beyin fonksiyonu ve performansını ilerletiyor.