E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

FARKINDA MISINIZ?

FARKINDA MISINIZ?

HABER7

Kadına yönelik fiziksel ve cinsel şiddet için mücadelede sadece sonuçlarla mücadele eden feminist akımlar bunun için başarılı olamıyorlar.

 


8 Mart Dünya Kadınlar Günü. 1857’de New York’ta kadın tekstil işçilerinin öldürülme olayı kadının özgürleşmesi hareketlerinin başladığı tarih olarak bilinir.

Bu gün bir çok gözleme ve verilere göre her üç kadından birisi karşı cinsten son üç yıl içinde fiziksel ve cinsel şiddet gördüğünü belirtmektedir.

Bu yıl şiddete karşı kadın itirazı için dikkat çekme açısından başarılı ama hiç estetik olmayan itici yüz ifadeli 34 çıplak portre sergilenmiş, poz veren kadınlarımız erkek feminizmine kurban gitmişler.

 Bu vesileyle konuya farklı bir bakış getirmek istiyorum.

Kadının şiddet görmesi bir sonuçtur. Bu sonucun ortaya çıkmasında sebeplerini iyi analiz etmek gerekir.

Kadın ve erkeğin biyolojik ve psikolojik doğalarının farkını bilmeden yapılacak tartışmalar hep havada kalır.

Kadın ve erkek doğasının farklılığı ve bazı erkeklerde ‘ayı geni’nin bulunması, bazı kadınların da mazohist olmaları yani kendileri dövdürmekten özel erotik zevk almaları uç örnek olarak sayılabilir.

Hatta ilginç mizah konusu olmuş bir bilgisayar analojisi vardır.

Bilgisayarlarlar erkek mi, dişi mi?

Erkektir diyenler ;

1- Sık sık error verir, 2-En çok erotik sayfalar için kullanılır, 3-Kendinden başkasını düşünmez.

Kadındır diyenler;

1-Aksesuarı kendisinden pahalıdır, 2-Mantığını yapandan başkası anlamaz, 3-İlgi gösterene bağlanır.

Karar sizin, bilgisayarların cinsiyetini tartışırken Türkiye geçtiğimiz hafta başka bir cinsiyetçilik tartışmasını yaşadı.

“Dekolte giyene tecavüz sürpriz olmaz” diyen ilahiyatçı Prof. Orhan Çeker çok yanlış anlaşıldı. Ben haberin bütününü  okuduğumda şiddeti onaylayan ve mazeret arayan  bir ifade yoktu. Fakat aktarılan bilgi yarımdı. Sadece cinsel şiddetin sebeplerine dikkat çekme çabası vardı.

Geçtiğimiz yıllarda ABD Başsavcılar Yüksek Kurulu pornografik erotik materyalle cinsel şiddet suçları arasında nedensellik bağı vardır kararı verdi.

Hal böyle iken kadının kendisini sergileme şehvetini ve erkeğin cinselliğini yaşama şehvetini bir arada değerlendiren soğukkanlı analizlere ihtiyaç vardır.

Sayın Orhan Çeker’in erkeklere dönüp “Sen de bakıp ta tahrik olma kardeşim”  demesi de gerekirdi.

Erkeklerin karşı cinsle ilgili zaafı erotik istek ve ihtiyaçlarını yönetememeleridir.

Kadınların karşı cinsle ilgili zaafı ise kendilerini sergileme arzu ve ihtiyaçlarını yönetememeleridir.

Bu sebeple kadının biyopsikolojisi erkek davranışını yanlış anlar olaylara erotik anlam yüklemez.

 Halbuki erkeklerin karşı cinsi cinsel nesne olarak görmeleri kadınlara göre beş misli daha fazladır. Örnek vermek gerekirse olgun olmayan bir erkek kendisine tebessüm eden kadını “Beni arzu etti” olarak anlar.

Aynı şekilde erkeğin psikobiyolojisi kadın davranışını yanlış anlar kendini her sergileyen kadını cinsel talep içinde yorumlar. Özellikle olgun olmayan bir erkek her dekolte kadını “Bu cinsel açlık içinde, kuyruk sallıyor” olarak düşünür.

Bu nedenle kadınların kültürsüz erkeklere dikkat etmelerini ve gece kulubü kıyafeti ile işyerlerine çarşı pazara çıkmamaya dikkat etmelerini istemek mantıklıdır.

Dünya kadınlar gününde kadın erkek ilişkisini kadın erkek savaşlarına dönüştüren anlayışı sorgulamak gerekiyor.

Kadına yönelik fiziksel ve cinsel şiddet için mücadelede sadece sonuçlarla mücadele eden feminist akımlar bunun için başarılı olamıyorlar.

Kadının değerlilik ölçüsü olarak dişiliğini ön plana çıkarak erkek feministler bunun için anti-erotik söylemlerden çok rahatsız oluyorlar.

34 fotoğraftan hiç biri şiddeti azaltma duygusu uyandırma kapasitesine sahip değildir.

Şiddet kurbanı kadına sahip çıkmak asil bir davranış  ancak kocasına kılıç çekme isteği uyandıran portreler hiç uygun düşmedi.

Yatak odası dışında kadının değerlilik ölçüsü olarak kişiliğini ve fikirlerini ön plana çıkaran anlayış kadına yönelik şiddetin panzehiridir.

Erkek feministler kadınları yanlış yönlendirmemeliler.

İŞTE PROF. DR. NEVZAT TARHAN'IN HABER7.'DEKİ YAZISI