43 yıl birlikte çalmak anormal!

ABD’nin en çok kazanan rock grubu unvanına sahip olan Aerosmith, 14 Mayıs’ta Türkiye’ye geliyor. Tom Hamilton ise heyecanlı: “İstanbul’dan daha zengin bir şehir var mı bilmiyorum”

43 yıl birlikte çalmak anormal!

ABD’nin en çok kazanan rock grubu unvanına sahip olan Aerosmith, 14 Mayıs’ta Türkiye’ye geliyor. Tom Hamilton ise heyecanlı: “İstanbul’dan daha zengin bir şehir var mı bilmiyorum”

43yilTürkiyeli rockseverlerin olacağına pek ihtimal vermediği bir konser daha gerçekleşiyor... Dünya çapında 150 milyondan fazla albüm satışıyla ABD’nin en çok kazanan rock grubu unvanına sahip, kısa ayrılıkların da dahil olduğu 43 senelik bir birlikteliği yürüten hard rock efsanesi Aerosmith, 14 Mayıs Çarşamba akşamı İstanbul İTÜ Stadyumu’nda hayranlarıyla buluşacak. BKM ve MAP İletişim organizasyonuyla, Hard Rock Cafe’nin katkılarıyla gerçekleşecek konser öncesinde, grubun basçısı Tom Hamilton ile turnesine çıktıkları ‘Music From Another Dimension!’ albümünü, Türkiye’yi ve 43 yıldır nasıl bir arada durabildiklerini konuştuk. ‘Music From Another Dimension!’ albümünün ‘nostaljik’ bir havası var. Hem geçmişe bakmak hem de geçmişi yansıtmak anlamında... - Açıkçası bir masaya oturup “Haydi geçmişten bir şarkı yazalım” demedik. Ama kullandığınız ‘nostalji’ kelimesi ilginç, çünkü 70’lerde ‘Toys in the Attic’ ve ‘Rocks’ gibi albümlerde beraber çalıştığımız yapımcı Jack Douglas ile tekrar işbirliğine gittik. Heyecan verici bir sound arıyorduk ve Jack ile çalışmak bize bunu sağladı. “Yeni bir şey yapalım ama bunun eskiyi hatırlatması da fena bir şey olmaz” şeklinde düşünebildik. Nostalji hissinden kurtulabilmek açıkçası biraz zor.

TÜRKİYELİ HAYRANLARI MERAK EDİYORUM’

Aerosmith olarak 43 yıldır berabersiniz, daha önce The Jam Band’de Steven Tyler ve Joe Perry (gitarist) ile çalıyordunuz. Bu kadar uzun süre birlikte çalışmayı ve yeni şeyler üretmeyi nasıl başarıyorsunuz? - Gerçekten anormal bir durum aslında. Ben şahsen grup dışında çok az müzisyenle çalıştım ve sanırım çalış biçimimle bakış açım bu grupla o kadar entegre ki, başka birileriyle ciddi bir iş yapmayı düşünemiyorum. Birbirimizle aylarca konuşmadığımız zamanlar oluyor ve bence bu herhangi bir ilişki türü için nefes alma imkanı tanıyor. Bu turnede daha önce çalmadığımız birçok yerde konser veriyoruz, İstanbul da bu yerlerden biri. İstanbul hakkında okuyabileceğim her türlü kitabı okumak istiyorum, çünkü fanatik bir şekilde tarihe düşkünüm ve tarihi İstanbul’dan daha zengin başka bir şehir var mı dünyada, bilmiyorum. Türkiyeli hayranları da çok merak ediyorum, onların çok etkileyici ve sofistike olacağını düşünüyorum.

TÜRKİYE’DE GEÇEN SENE YAŞANAN OLAYLARDAN HABERİNİZ VAR MI?

- Evet, genel hatlarıyla var. Sanırım Türkiye şu anda yapısının İslami mi, seküler mi olacağına karar vermeye çalışıyor değil mi? Ülkenizde bir kararsızlık olması normal. Ama sadece sizin ülkenizde değil dünyanın birçok yerinde insanlar zarar görüyor.

‘MÜZİĞİN FORMÜLÜ ARTIK DAHA BASİT’ Aerosmith’in en büyük klasiklerinden ‘Sweet Emotion’a imza attınız. Klasik bir şarkıyı yazarken “Bu şarkı patlayacak,” diyebiliyor musunuz?

- ‘Sweet Emotion’ bir bas partisyonu olarak doğdu. Stüdyoda çalışırken bass riff’i bir anda aklıma düştü ve şarkının ana temasını ürettiğimi fark ettim. Şarkı tamamlandığında ve dünyanın buna verdiği tepkiyi gördüğümde ise inanamadım, mükemmel bir duyguydu. İnsanların şarkıyı özellikle bas bölümüyle hatırlaması da çok güzel çünkü bas normalde daha çok arka planda kalır. BU ARALAR NELER DİNLİYORSUNUZ? YENİ ÇIKAN GRUPLARA KARŞI İLGİNİZ VAR MI? - Yeni müzik, daha doğrusu bu sıralar yayınlanan müzik pek de yeni değil. Yani bu kötü olduğu anlamına gelmiyor, ama formüller daha basit ve yenilikçi pek bir şey yok. Dinlediğim şeylere gelince, Foo Fighters ve Green Day bence çok iyi gruplar. Ancak arabaya bindiğimde ne dinliyorum diye soracak olursanız, arada bir The Pretenders, Dire Straits ve Led Zeppelin’e dönmeye, klasikleri dinlemeye ihtiyaç duyuyorum. MİLLİYET