Zor zamanlarda zora giren beşeri bilimler

ABD'de emek piyasasının bozulması ve teknolojinin ön plana çıkarılmasıyla öğrenciler felsefe, edebiyat ve tarih gibi disiplinlerden uzaklaşarak işletme, mühendislik, bilgisayar bilimleri ve matematik gibi "uygulamalı" alanlara yöneliyor.

Zor zamanlarda zora giren beşeri bilimler
Paylaş:

ABD'de emek piyasasının bozulması ve teknolojinin ön plana çıkarılmasıyla öğrenciler felsefe, edebiyat ve tarih gibi disiplinlerden uzaklaşarak işletme, mühendislik, bilgisayar bilimleri ve matematik gibi "uygulamalı" alanlara yöneliyor.

beseribilimlerAmerikan Sanat ve Bilim Akademisi'yle Harvard Üniversitesi'nin yeni açıkladığı raporlar beşeri bilimlerdeki düşüş karşısında kaygı uyandırıyor. İşte istatistiklerden birkaçı: ABD'de beşeri bilimler alanında verilen lisans diplomalarının oranı 1970'lerde yüzde 15'in üstündeyken 2010'da yüzde 7.6 olmuş. Edebiyat ve sosyal bilimlerdeki geleneğiyle ünlü Harvard'da beşeri bilimler alanında master yapan lisans mezunu öğrencilerin oranı 1954'te yüzde 36'dan 2012'de yüzde 20'ye düşmüş. Beşeri bilimler çağlar boyunca insanların iç gelişimini desteklemiştir. Şimdiyse raporlar Amerika'da gelecek nesillerin bu gelişimden yoksun kalacağını düşündürüyor. The New York Times'tan David Brooks'a göre bunun en azından kısmen sorumlusu, son on yıllarda beşeri bilimleri klasik köklerinden uzaklaştıran eğitimcilerin kendileri. Brooks beşeri bilimlerin zamanla "bakışını içeriden dışarıya doğru çevirdiğini" yazıyor. "Doğru, güzel ve iyi gibi eski kavramlardan çok ırk, sınıf ve cinsiyet gibi siyasi ve sosyal kategorilere bir kayma oldu". Kuzey Carolina'daki Duke Üniversitesi'nin başkanı ve akademi komisyonunun eşbaşkanı Richard H. Brodhead'in The New York Times'a aktardığına göre ise üniversite dışından yanlış mesajlar veriliyor ve kamuoyunun büyük bir bölümü beşeri ve sosyal bilimleri "vakit israfı" olarak değerlendiriyor. "Oysa bu olumsuz ve sığ yaklaşım, ülkedeki en başarılı ve yaratıcı insanların çoğunun böyle bir eğitim aldığını görmezden geliyor" diyor. Bu insanlar arasında Başkan Obama ve Mitt Romney de var. Eğitimde beşeri bilimlerin yararına dair kanıtlara rağmen bu disiplinlere karşı takınılan tavır neredeyse hep aynı. Verlyn Kilinkenborg'un The New York Times'ta yazdığı gibi, "Aileler dil okuyan çocuklarının ne olacaklarından hep kaygı duymuşlardır". Oysa "dil okumak neye yarar?" sorusunun en iyi cevabını zaman veriyor. "Okuldayken dil okumuş olanlar neredeyse her yerde, her iş alanında karşımıza çıkıyor ve hemen her zaman dilin zengin imkânlarını (ister edebi açıdan, ister başka bakımlardan olsun) beraberlerinde getiriyorlar". Kimi yorumcularsa beşeri bilimlerde bir kriz olduğuna şüpheyle yaklaşıyor. Hatta onlardan bazıları tartışmanın gerisindeki temel varsayımları sorguluyor. Örneğin İngiltere'deki Nottingham Üniversitesi'nde felsefe profesörü olan Gregory Currie'nin The New York Times'ta gündeme getirdiği bazı sorular şöyleydi: İyi edebiyat bizi daha iyi biri yapar mı? Yaparsa bunu nasıl anlarız? Currie büyük kitapları okumanın bizim için iyi olduğunu genellikle tartışmasız kabul ettiğimizi söylüyor ve, "Oysa Tolstoy" veya başka büyük bir yazarı "okuyanların ahlaken veya sosyal bakımdan daha iyi olduklarına dair somut bir kanıt yok" diye yazıyor. Başkalarına gelince, "Proust okuyan akıllı, uyumlu ve iyi kalpli arkadaşınızın okuduğu şey yüzünden öyle olduğuna emin misiniz? Bunun tersi doğru olamaz mı? Yani zeki, sosyal becerileri gelişmiş ve halden anlayan kimseler edebiyatta bulduğumuz insan etkileşimlerinin karmaşık anlatımlarından daha çok zevk alıyor olamaz mı?" Currie bunun doğru olup olmadığını öğrenmek için yıllar sürecek psikolojik araştırmaların yapılması gerektiğini yazıyor. "Ve bu arada çoğumuz edebiyat okumanın olumlu etkilerini, duygularımız dışında hiçbir şeye dayanmayan bu iddiayı savunmaya devam edeceğiz" diyor. THE NEW YORK TIMES