Yalnızlık...

Yalnızlığı sevenler ve kabul edenler bu yazı sizin için...Mutlaka okuyun...

Yalnızlık...

  İnsanlar bazen yalnız olsa da bundan şikayetçi olmayabilir. Çünkü hayatlarını dolduran faaliyetleri vardır ya da yaşadıkları hayat beklentilerini karşılamaktadır. Yani mevcut durumlarından tatmin oldukları için daha fazlasına sahip olmamak rahatsız edici olmayabilir. Fiziksel olarak yalnız bir kişinin, duygusal olarak kırılganlaştığında yalnızlığını daha fazla fark edebilir. vlcsnap-2011-06-03-11h35m22s205Yalnızlık hissi ve bundan şikâyetçi olmak aslında insanlığın devamını sağlayan koruyucu bir histir. Eğer insanlar yalnızlık hissinden rahatsız olup başka insanlarla yakınlık arayışına girmeseydi, insanlık bu derecede gelişmeyebilirdi, insanlık olarak soyumuzu devam ettirmekte zorlanabilirdik. Bireyselliğin tüm dünyada artmasıyla yalnız yaşayan ve hayata yalnız bir şekilde tutunan insanların da sayısı arttı. İlişkiler yakınlaştıkça karşılıklı beklentiler artıyor ama iki taraf da kendinden taviz vermek istemiyor. İster evlilik ister arkadaş ilişkisi olsun bir çok ilişkide güç çatışması ön plana çıkabiliyor ve böyle bir durumda benmerkezci insanlar hakiki bir ilişki kurmakta güçlük yaşayabiliyor. Yakınlık eleştirileri, kısıtlanmayı ve sorumlulukları arttırıyor, bunlara tahammül etmekte güçlük yaşandıkça yalnız kalmak daha fazla tercih ediliyor. Ülkemizde de şehirleşmenin artmasıyla yalnızlık artıyor, çünkü kalabalık şehirde hayatta kalabilmek hiç de kolay değil. Yoğun saatler çalışmak ve işi kaybetmemek gerekiyor, çünkü sizin yerinizi dolduracak 10 kişi kapıda hazır bekliyor. Bu durumda yakınlık, dostluk, yardımseverlik, paylaşım sizin ya sömürülmenize ya da bunların karşılığında bir şeyler bekliyor olabileceğiniz önyargısıyla sizden şüphelenilmesine neden oluyor. Bu da zamanla yalnızlığa itiyor. Rekabetçi ortamın getirdiği yaralanmalar insanlara yakınlaşmayı korkutucu hale getirebiliyor. Yakın ilişkiler tehdit edici ve zarar verici gibi algılanabiliyor. Ayrıca, teknolojik gelişmeler ve konforun artması birçok işi yalnız başına halletmeyi kolaylaştırıyor ve bu nedenle başkalarına duyulan ihtiyaç azalıyor. Arkadaşlarla ya da akrabalarla bir arada olmak zaman kaybı gibi geliyor. Bir cumartesi günü öğlen vakti İstanbul Anadolu yakasından çıkıp Avrupa yakasında oturan bir akrabanıza gitmeyi denerseniz trafikte yaşadığınız sıkıntı bir daha o yolu kullanmaktan kaçınmanıza neden olacaktır. 65 yaş üstü indirimli kartı olup da şehir içi otobüsle dolaşıp yalnızlığını gidermeye çalışanlara rastlamışsınızdır. Öte yandan alışveriş merkezlerinde dolanan ya da çeşitli kahvecilerde oturan başka bir grup orta gelir düzeyinden yalnız insandan da söz edilebilir. Sosyal destek insanın motivasyonunu arttırır, hayata daha sıkı bağlanmayı ve yaptığı işte daha başarılı ve istekli olmasını sağlar. Yalnızlık hem genç hem de yaşlılarda intihar riskini arttırır. Öğrencilik döneminde yalnızlık derslerde başarısızlık ya da okul devamsızlığına neden olabilir. Yalnız genç alkol ve diğer uyuşturucu ya da uyarıcı maddelere ya da uygunsuz kişilerle uygunsuz ve tehlikeli ilişkilere yönelebilir. Depresyon ve alkolizme neden olabilir. Yalnız bir kişi yalnız olmayan bir kişiyle aynı stres faktörüne maruz kalırsa yalnızlık çeken kişinin stresli durumdan etkilenmesi daha fazla olabilmektedir. Yalnızlık uyku kalitesini bozar ve yetersiz dinlendirici olmayan bir uykuya neden olur. Yalnız kişilerin stresten daha fazla etkilenmesi kan basıncını olumsuz etkileyerek yüksek tansiyon sorununa da yol açabilir. Yalnızlığın getirdiği karamsarlık kişinin kendi bedenine gösterdiği özeni de azaltır ve fazla sigara içme, kötü beslenme, doktor kontrollerine gitmeme, ilaçlarını kullanmama gibi genel beden sağlığını olumsuz etkileyen tutumlar da izlenebilir. Yalnız kişilerin çevreyle etkileşimi yalnız olmayanlara göre daha sıkıntılıdır ve bu nedenle yeni ilişkiler kurma konusunda da sorun yaşayabilirler. Ayrıca, yalnızlığın bağışıklık sistemi hücrelerindeki gen ifadesini değiştirerek iltihabı azaltıcı maddelerin daha az yapılmasına ve iltihapla ilgili bazı maddelerinse daha fazla yapılmasına neden olduğundan bağışıklık sisteminde yetersizliğe ve bu nedenle birçok sistemik hastalığa yatkınlığın artmasına neden olduğu gösterilmiştir. Henüz 63 yaşında olmasına rağmen ailesiyle tüm bağlarını koparıp bir huzurevine yerleşen bir danışanımda yalnızlık hissi yoğun karamsarlığa ve şiddetli alkol tüketimine neden olmuştu. Yalnızlık, Alzheimer hastalığına genetik yatkınlığı olan bir kişide hastalığın ortaya çıkışını hızlandırabilir. Beynimizin canlılığını devam ettirmesi içsel ve dışsal uyaranlara bağlıdır. Yeni bir şey görmek, duymak, öğrenmek, sosyal paylaşımda bulunmak beynin egzersizidir. Yalnızlık durumunda her çeşit uyaranın azalması beyin faaliyetlerini olumsuz etkiler, ayrıca yalnızlığın getirdiği mutsuzluk ve iç sıkıntısı gibi olumsuz duygular stresle ilişkili kimyasalların artışına neden olarak beyin dokusuna zarar verici etki gösterir. Stresin kimyasal etkileri beynin kendini yenileme kapasitesini olumsuz etkiler ve sonuçta alzheimer hastalığı beklenenden çok daha erken ortaya çıkar. Alzheimer dışı demans (bunama) tablolarında da benzer etkiler söz konusudur. Psödodemans denilen aslında bunama olmayan fakat depresyona bağlı unutkanlığın geliştiği bir tablo vardır. Yalnızlık çeken kişilerde depresyona meğil arttığından yalancı bunama da daha sık görülür. Yalnızlık gelecekle ilgili beklentiyi azaltır, hayata karşı istek de azalır çünkü bunları paylaşacak kimse yoktur. Sorunların çözümünde yardım alacak kimse olmadığında çaresizlik duygusu da eklenir tabloya. Bunların hepsi dirençli depresyonların zeminini oluşturur. İnsanların kendine güvenini arttıracak faaliyetlerde bulunması ve çevreyi düşman gibi algılamaktan vazgeçmeye çalışması lazım. Sosyal varlıklar olduğumuzu unutmayalım. Mutluluk paylaştıkça artarken mutsuzluk paylaştıkça azalır. Başkalarının iyi ve kötü anlarında yanında olmak kendimizi bu dünyaya ait ve işe yarar hissettirir. Rekabet içinde olduğumuz iş arkadaşımıza kahve ikram etmemiz aramıza insani sıcaklığı sokarak onunla ilişkimizi yumuşatarak birlikte çalışmaya ve belki daha da başarılı olmamıza zemin hazırlar. İnsanları düşman gibi gördükçe onlar da bize düşman gibi davranır, bu nedenle karşı tarafın içinde bulunduğu şartları anlamaya çalışmak, bazen kendimizi onların yerine koymak düşmanlığın kaybolmasını sağlayabilir. Kimsesiz çocukları ziyaret edip onlarla vakit geçirmek ya da diğer sosyal sorumluluk projelerine gönüllü katılmak yani başkalarına el uzatmak bireysel yalnızlık duygumuzu azaltırken, kişisel kaygıların azalarak kendimizle barışımızı arttırabilir.