E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

“Üzüm Bağları” uyum sürecine örnek model oldu

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ve Maltepe Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi iş birliğinde mülteci uyum süreci çalışmalarına katkıda bulunmak amacıyla “Üzüm Bağları” isimli proje hayata geçirildi.

“Üzüm Bağları” uyum sürecine örnek model oldu

“Okul temelli toplumsal uyum modeli” olarak tasarlanan ve çocuk mültecilerin kendi kültürlerinden kopmadan topluma uyum sağlamasının amaçlandığı proje, olumlu sonuçlar verdi. Çocukların dil gelişiminde ilerleme oldu, ders notları yükseldi. Mülteci çocuklarla bir arada okuyan öğrencilerin ise empatik düşünme yetenekleri gelişti.

2001 yılından beri 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü olarak kutlanıyor.  Stratejik konumu nedeniyle son yıllarda çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye, bu sebeple de dünyada en fazla çocuk mülteci barındıran ülkesi konumunda bulunuyor.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü ve Maltepe Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi iş birliğinde “Üzüm Bağları” isimle adlandırılan okul temelli toplumsal uyum modeli tasarlandı.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, sosyoloji son sınıf öğrencisi Zeynep Sena Akdağ ve Maltepe Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğretmenleri Fethiye Akdağ ve Hava Baştan öncülüğünde geliştirilen “Üzüm Bağları” projesi, mülteci çocukların toplumsal uyumunu okul temelli, öğretmen destekli, empatik düşünme ve kültürel etkileşimli bir yaklaşım içerisinde ele almayı hedefledi.

Dil gelişimi ve akademik başarı sağlandı

14-18 yaş aralığında 7 mülteci öğrencinin bulunduğu Maltepe Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde hayata geçirilen uygulama sonunda önemli sonuçlar elde edildi. Kendilerine hedefler belirleyen mülteci öğrencilerde hedeflere ulaşma konusunda artan bir kararlılık gözlemlendi, bunun yanı sıra sosyal ve kültürel faaliyetlerde kurulan iletişim sayesinde dil gelişimlerinde ilerleme oldu. Buna bağlı olarak ders başarıları da yükseldi. Türk öğrencilerin ise empatik düşünme yetenekleri gelişti, benimseyici bir bakış açısı oluştu.

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: “Toplumsal zenginliğe dönüştürülmeli”

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, proje ile mültecilerin uyum sürecine önemli katkılar sağlanmasını hedeflediklerini belirterek “Bundan sonraki süreçte önemli amaçlardan biri bu modelin örnek alınarak MEB’e bağlı okullarda yaygınlaştırılmasını sağlamak, böylece ülkemiz gençlerinde de benimseyici bir bakış açısı oluşturarak göç ile gelen çeşitliliği toplumsal zenginliğe dönüştürmektir” dedi. Süleymanlı, “Model geliştirme sürecinde anlaşıldı ki ırk, dil ve hatta gözlerin, tenlerin rengi farklı olsa da gözyaşları aynıdır. Ayrıca modelin tanıtımına ilişkin birçok uluslararası göç kongresinde sunum yapılmıştır” dedi.

Üzüm Bağları” ismi tesadüf değil

Projeye verilen “Üzüm Bağları” isminin üzümün özelliğinden ilham alınarak konulduğunu belirten Süleymanlı, “Asmanın kökü toprakta olmasına rağmen dallarının gittiği yere uyum sağlaması dolayısıyla projenin ismi “Üzüm Bağları” olarak seçildi. Zira üzüm asması gibi mülteci çocukların da kendi köklerinden, gelenek ve göreneklerinden kopmadan gittikleri yerlere uyum sağlamaları, dil öğrenmeleri ve hayatlarına devam edebilmeleri beklenmektedir. Bu sayede hem kendilerine hem de topluma faydalı bireyler olarak yaşamlarına devam edebileceklerdir” dedi.

Mülteci sorunu karşısında dünya ülkelerinin sorumluluk almaktan kaçındığı bir dönemde Türkiye devleti ve halkının soruna insani yönden yaklaştığını belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Bu aynı zamanda bu coğrafyada kardeşlik bağları ve tarihsel birlikteliğin doğrultusunda üzerlerine yüklediği sorumluluğun farkında olmasının bir göstergesidir” dedi.

Mülteci uyumu önemli bir olay

Mültecilerin ve özellikle mülteci çocukların toplumsal uyumunun mühim bir olay olduğunu belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Bu süreçte ortaya çıkan sorunlar zannedildiği kadar kolay ve kısa sürede aşılamamaktadır.  Bu süreç mülteci çocukların bireysel-kişisel özellikler birlikte, değişime istekli olmaları, çevresel uyum koşulları,  dil ve kültür gibi öğelerle de yakından ilintilidir. Ayrıca göç öncesi süreçte mülteci çocukların yaşadığı travmalar ve savaşın yarattığı ahlaki çöküntü onların kişiliğinin gelişmesini, dolayısıyla tavır ve değerler sistemini de etkilemiş bulunmaktadır. Tüm bu hususlar sağlıklı ve kalıcı bir uyum sürecinin gerçekleşebilmesi için farklı bileşenleri ve yerli özellikleri göz önünde bulunduran bir uyum modeli geliştirme ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Bu noktada bedensel ve psikolojik olarak sosyal yaşamdan kopan çocukları yeniden birleştirecek bir bağ olmalıydı. Biz bu proje ile bunu amaçladık” diye konuştu.



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: