Tehlikeli zenginlik

Eşitsizlik meselesi Amerikan söyleminde giderek önem kazanırken sağ kesim öfkeyle tepki veriyor.

Tehlikeli zenginlik

Eşitsizlik meselesi Amerikan söyleminde giderek önem kazanırken sağ kesim öfkeyle tepki veriyor.

tehlikelizenginlikBazı muhafazakârlar eşitsizliğe dikkat çekmenin akıllıca olmadığını, yüksek gelirlileri vergilendirmenin büyümeye ket vuracağını savunuyor. Bazıları bunun haksızlık olduğunu, insanların kazandıklarına dokunmamak gerektiğini söylüyor. Bazıları da Amerikalılara yakışmadığını; servet yapanları ezelden beridir takdir ettiğimizi ve bazılarının zenginlikten fazla pay aldığını söylemenin geleneğimize ters düştüğünü dile getiriyor. Aslında haklılar. Hiçbir gerçek Amerikalı şunu demez: "Etkin bir devletin yokluğu, özellikle de haksız kazanç yollarına ulusal kısıtlamalar getirilmemesi, ekonomik güç ve büyük servet sahiplerinden küçük bir sınıfın oluşmasına zemin hazırladı; bu sınıfın başlıca amacı güçlerini koruyup artırmaktır". Ve bunu dedikten sonra, "Büyük servetlere... mirasın büyüklüğü oranında süratle artan müterakki veraset vergisi" getirilmesini önermez. Öyleyse kim bu solcu? 1910'daki Yeni Ulusalcılık konuşmasında o sözleri sarf eden Theodore Roosevelt. Şurası bir gerçek ki, yirminci yüzyılın başlarında birçok önde gelen Amerikalı, aşırı zenginliğin temerküzündeki tehlikelere karşı dikkat çekmiş ve büyük servetlerin daha da büyümesini sınırlamak için vergi politikalarından yararlanılmasını önermişti. İşte bir örnek daha: Büyük iktisatçı Irving Fisher 1919'da yaptığı Amerika Ekonomi Derneği'ndeki başkanlık konuşmasında ağırlıklı olarak "refahın anti-demokratik dağılımından" söz etmişti. Üstelik zenginliğin temerküzüyle ilgili düşünceler laf ta da kalmamıştı. İktisatçı Thomas Piketty, "Yirmi Birinci Yüzyılda Sermaye" isimli önemli kitabında, 1913'te gelir vergisini, 1916'da da miras vergisini yürürlüğe koyan Amerika'nın artan oranlı verginin önünü açtığına, o zamanlar Avrupa'nın "çok ilerisinde" olduğumuza dikkat çekiyor. Hatta Piketty, "aşırı gelirin el koyar gibi vergilendirilmesinin" (yani kaynak toplamaktan çok geliri ve refah dengesizliğini azaltma amacı taşıyan verginin) bir "Amerikan icadı" olduğunu bile söyler. Ve bu icadın, Jefferson'un küçük çiftçilerden oluşan eşitlikçi bir toplum vizyonuna dayalı derin, tarihî kökleri vardır. Roosevelt'in yukarıdaki konuşmasını yaptığı yıllarda birçok düşünceli Amerikalı, aşırı eşitsizliğin o vizyonla adeta alay ettiğini anlamakla kalmamış, Amerika'nın mirasa dayalı servetle yönetilen bir toplum olmaya doğru gittiğini de görmüştü; Yeni Dünya, Köhne Avrupa'ya dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Dolayısıyla kamu politikaları yoluyla ve hem siyasi, hem de ekonomik nedenlerle eşitsizliğin sınırlandırılması gerektiğini açıkça savunabiliyorlardı. O halde bu fikirler genelgeçer düşünceler olmaktan ne zaman çıktı ve gayri meşru bir hale geldi? 2012 seçimlerinde en yüksek gelirlilerden vergi alma ve eşitsizlik konusunda tartışmaları hatırlayın. Cumhuriyetçiler, Obama'nın zengin düşmanı olduğunu söylemişlerdi. Mitt Romney, "Öncel iğiniz üstün başarı gösteren insanları cezalandırmaksa Demokratlara oy verin" demişti. Aslında Romney, Obama'yı Roosevelt gibi düşünmekle suçluyordu. Peki bu nasıl affedilmez bir günah olmaya başladı? Bazıları servet temerküzünün artık bir öneminin kalmadığını, çünkü bugünkü ekonomide en üst basamaklarda duranların bu noktaya mirasla değil, kazanılmış gelirle geldiklerini söylemektedir. Oysa bu yaklaşım ancak önceki nesiller için geçerli olabilir. İktisatçılar Emmanuel Saez ve Gabriel Zucman'ın yeni çalışmaları, en tepedekilerin (nüfusun en zengin binde biri) servetten aldıkları payın 1980'lerde ikiye katlandığını v e şu an, Teddy Roosevelt ve Irving Fisher'ın uyarılarını yaptıkları günlerdeki kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Bu servetin ne kadarının miras alındığını bilmiyoruz. Fakat Forbes'ın en zengin Amerikalılar listesine bakınca ilginç şeyler görüyoruz. Benim kaba bir hesabımla, ilk 50'nin üçte bir kadarı servetlerini miras almış. Diğer üçte bir de 65 yaşında veya daha büyük; yani koca servetlerini muhtemelen mirasçılarına bırakacaklar. Servetin miras alındığı aristokratik bir toplum değiliz henüz, ama bir değişiklik olmazsa önümüzde yıllarda öyle olacağız. Özetle, servet temerküzünün tehlikelerinden söz edenleri karalamaya çalışanlar hem geçmişi, hem de bugünü yanlış okuyorlar. Bu sözler Amerikalılığa ters değil, Amerikan geleneğinin ta kendisidir. Ve modern dünyayla da çelişmemektedir. Bakalım bu neslin Teddy Roosevelt'i kim olacak? THE NEW YORK TIMES