Sosyal ağlarda en çok ne okuyoruz

İnsanlarda e-posta ve internetteki iletileri takip ederek olumlu haberler olumsuz olanlardan daha hızlı ve daha geniş bir alana yayılıyor.

Sosyal ağlarda en çok ne okuyoruz
İnsanlarda e-posta ve internetteki iletileri takip ederek olumlu haberler olumsuz olanlardan daha hızlı ve daha geniş bir alana yayılıyor. sosyalKötü haber satar. Akşamki haber yayınları ve gazeteler için geçerli olan bu klasik kural, kısmen verilere kısmen de yapımcı ve editörlerin içgüdülerine dayanır. Savaşlar, depremler, cinayete kurban giden eşler: Ne kadar acı ve kargaşa varsa, haber o kadar geniş yer kaplar. Fakat bilgi artık farklı yollarla yayıldığı için, araştırmacılar yeni kurallar keşfediyor. Nörologlar ve psikologlar, insanların beyinlerini tarayıp e-postalarını ve internetteki iletilerini takip ederek olumlu haberlerin olumsuz olanlardan daha hızlı ve daha geniş bir alana yayıldığını keşfetti. Pennsylvania Üniversitesi'nden sosyal psikolog Jonah Berger, kitlesel medyanın travmatik olaylara yer verdiğini çünkü üzücü haberlerin daha çok ilgi çektiğini söylüyor. Bu yayın organlarının da okurun nasıl hissettiğini önemsemediğini belirtiyor. "Fakat arkadaşlarınız ve akranlarınızla bir hikâyeyi paylaşırken, nasıl tepki vereceklerine çok daha fazla önem veriyorsunuz" diyor. Birebir iletişimi (e-postalar, internet iletileri ve yorumlar, yüz yüze diyaloglar) inceleyen araştırmacılar, paylaşılanların negatiften çok pozitif olduğunu ortaya çıkardı. Berger insanların belli bir grup haberi nasıl paylaştığını inceledi: The New York Times'taki binlerce makale. O ve Pennsylvania Üniversitesi'nden meslektaşı Katherine Milkman, "e-posta ile en çok paylaşılan haberler" listesini altı ay boyunca analiz etti. Bulgularından ilki, bilim bölümündeki makale ve köşe yazılarının bu listeye girme ihtimalinin çok daha yüksek olduğuydu. Bu makaleler şaşkınlık duygusu yaratıyor ve Times okuyucularının bu pozitif duyguyu başkalarıyla da paylaşmak istemesine neden oluyordu. Okurlar aynı zamanda heyecan verici ya da komik ya da kızgınlık ve endişe gibi negatif duygulara yol açan haberleri de paylaşıyordu ancak sadece üzüntü yaratan haberleri paylaşmıyordu. Berger, "Contagious: Why Things Catch On" isimli yeni kitabında, makale ne kadar olumluysa o kadar çok paylaşıldığını söylüyor. "New York'a yeni gelenlerin şehre âşık olduğuyla ilgili haberler, popüler bir hayvan bakıcısının ölümüyle ilgili detayları anlatan haberlere kıyasla daha çok paylaşılıyor" diyor. Nörologlar hangi haberlerin ilgi çektiğini anlamak için, yeni fikirler dinleyen insanların beyinlerini taradı. Daha sonra, insanlar diğerlerine neler gördüklerini anlatınca, araştırmacılar hangi fikirlerin yayılıp yayılmadığını gözlemledi. İnsanların en çok akıllarında kalan (beynin kodlamayla ilgili bölümlerinin parlamasına yol açan) fikirleri aktardığı tahmininde bulunabi l irsiniz. Ama diğer araştırmacılar tarafından yapılan deneylerde, sosyal idrakle (diğer kişilerle ilgili düşünceler) ilişkili beyin bölgelerindeki aktiviteler, insanların bu fikir hakkında konuşmaya daha yatkın olduğunu gösteriyor. Falk, "İnsanların, kendilerinde heyecan yaratan fikirleri yayma konusunda daha coşkulu olmasını beklersiniz. Ama hepsi bundan ibaret değil. Başkalarının ilgisini neyin çekeceğini düşünmek, daha önemli olabilir" diyor. THE NEW YORK TIMES