Reality showların gerçekliğe etkisi

İzleyiciler, vaktiyle ABD'de en çok izlenen "Amerikan İdolü"nü hâlâ unutamasa da, reality programları milyonlarca meraklıyı cezbedebiliyor.

Reality showların gerçekliğe etkisi

İzleyiciler, vaktiyle ABD'de en çok izlenen "Amerikan İdolü"nü hâlâ unutamasa da, reality programları milyonlarca meraklıyı cezbedebiliyor.

realityBu programlar elbette eğlendirmeyi amaçlıyor ama bu, onların kültürel tartışmaları da sıkça tetiklemediği anlamına gelmiyor. Mesela "En Büyük Kaybeden"i düşünün. Kilo kaybetme programının Amerikan örneğini izleyenler, birincinin 118'den 48 kiloya düştüğünü öğrenince neye uğradığını şaşırdı. Birçok insan onun yeni narin görüntüsünden endişeye kapıldı ve kısa sürede çok fazla kilo kaybettiğini söyledi. Jennifer Conlin'in The New York Times'taki sözleriyle, "Antrenörlerin donmuş yüzlerinde bile hayranlık değil, dehşet vardı. Birinci gelen24 yaşındaki Rachel Frederickson, ağırlığının yarısından fazlasını kaybederek 250 bin dolarlık ödülü kazandı. Fakat uzmanlar, programdaki aşırı perhizlerin bir zayıflama saplantısını yansıttığını, bunun da kadınlara zarar verebileceğini belirtiyor." Manhattan'lı psikolog Naomi Leib de, "Bu çocuklar zayıflığı yücelten programları ve filmleri seyredip, 'Onlar gibi zayıf olursam ben de daha fazla sevilirim' diye düşünüyorlar. Ama aslında kendilerini öldürüyorlar" diyor. Amerikan televizyon kanalı TLC, alışılmadık hüner veya yaşam tarzlarına odaklanan reality programlarına ağırlık veriyor. Onlardan biri olan ve kendi kültürel tartışmasını yaratan "Kardeş Karılar"; Kody Brown adında Nevadalı, dört eşli (yalnızca biri yasal) ve 17 çocuklu bir adamı takip ediyor. Bu aile, John Schwartz'ın The New York Times'ta aktardığına göre, "çokeşliliğin yeni yüzü olmak" istiyor. Çokeşlilik karşıtları bu uygulamanın çoğu zaman zararlı ve kadınlar için baskıcı olduğunu söylüyor. "Brown" ailesi ise olumsuz algıları değiştirmeye çalışıyor. Eşler, Brown'un her biriyle ayrı bir cinsel ilişkisi olduğunu belirtiyor. Onlardan biri olan Robyn, The New York Times'a, "Bizimkisi sağlıklı, münferit evlilikler" diyordu. "Aslında sıkıcı bile." Schwartz, Brown'un küstah bir aile reisi gibi davranmadığını, "aileye zaman ayırmak için bin parçaya bölünen komedi dizilerindeki perişan babalara daha çok benzediğini" yazıyor. Yıllardır iç savaş ve ekonomik felaketlerle boğuşan Sudan'daki gerçeklerse daha çetin. Yine de Donald Trump'un "Çırak" programından esinlenen "Maşruy" umut verici mesajlar taşıyor. İsmail Kushkush'un The New York Times'ta yazdığı gibi program, "Ekonomisi sıkıntıda olan Sudan'da gençliğinin hayal gücünü ateşledi." Sudanla gençler arasındaki işsizlik yüzde 34. Yapımcılar da gençleri iş kurmaya özendirmek istedi. Büyük ödül 25 bin dolar civarındaydı ve iş liderleriyle Londra'da bir buluşmayı kapsıyordu. Bir uzman heyeti 2.500 başvurudan 12 projeyi seçti. Bunların arasında bir deve kuşu çiftliği ve acılı fıstık ezmesi ihracatı da vardı. Birinci gelen Sema el- Gadi, bir tatlısu bitkisinden çanta ve mobilya yapmayı planlıyordu. 32 yaşındaki kadını programa çıkmaya annesi ikna etmiş. Kushkush'un sözleriyle, "Sevinç içindeki Gadi zılgıt, çığlık ve alkışlar arasında ellerini örtülü başının üstüne kaldırdı ve zafer işareti yaptı. Yemek masasında oturan annesi gözyaşlarını tutamadı." THE NEW YORK TIMES